17 Eylül 2010 Cuma

Şampiyonanın Ardından...


- Dünya Şampiyonası'nın organizasyonundan başlamak lazım. Kusursuza yakın bir organizasyon oldu. Mola ve devre aralarındaki saha içi aktiviteleri NBA seviyesindeydi. Ses düzeni ve aralardaki anonslar konusunda bazı eksiklikler var. Onlar da düzelmeyecek şeyler değil.

- Anons demişken turnuva boyunca saha içi anonslarını yapan ekibe büyük alkış. Ali Emre Dedeoğlu ve Mustafa Özben'in adını biliyorum sadece. Hepsi çok başarılıydı.

- Gönüllüler için ayrı bir şeyler yazmak istiyorum. Turnuvanın en değerlileri onlar oldular.

- Sloven taraftarı hiç unutmayacağım. İlk turda Abdi İpekçi Spor Salonu'nda olağanüstü bir performans sergilediler. Her maça en az beş bin kişi gelip yemyeşil giyindiler. Final gruplarına bilet bulamadıkları için üzüldüm.

- Taraftardan söz etmişken izlediğim takımlar arasında bir sıralama yapmam gerekirse:
1- Litvanya
2- Arjantin
3- Slovenya
4- İran
...
24- Türkiye
Ne yazık ki basketbol reflekslerimiz çok geride ve takımın desteğe ihtiyaç duyduğu anlarda sınıfta kaldık. Litvanya taraftarı serbest atış sırasında davullarla ritm tuttu. Arjantin taraftarının Brezilya maçı sonrası sevincini hayatım boyunca unutmayacağım. Slovenlerden bahsettim zaten, İran da hep geride olmalarına karşın sürekli destek tezahüratlarıyla dikkat çekti. Güzeldi.

- Mike Krzyzewski, Dirk Nowitzki, Pau Gasol, Kevin Durant, Eric Gordon, Chauncey Billups, Derrick Rose, Rudy Gay... Turnuva boyunca gelen özel röportajları yan yana yazınca liste kabarık oluyor. Nike, Adidas, Lobby ve Leo PR ekiplerine teşekkür ederim. Özel teşekkür de bizi kırmayıp şirkete kadar gelen Rudy, menajeri Alex ve Shivani'ye.

- Her ne kadar beni çok iyi anladığını bilsem de Sinan Güler'den açıkça özür diliyorum. İstediğimiz sıklıkta olmadı yazılar. Neyse, zamanımız uzun. Projeler için vaktimiz var.

- Final grubu maçlarının oynandığı Sinan Erdem Spor Salonu çok güzel olmuş. Abdi İpekçi'nin yerini alacak gibi görünüyor. Yalnız otomobille gidilirken tek bir giriş var, o da çok dar. Giriş-çıkışlarda çok sorun oluyor.

- Türk Milli Takımı ile gurur duydum. Başından sonuna kadar. Turnuvadan tek bir beklentim vardı, o da yüzümü kara çıkarmayacak bir ekibi sahada görmekti. Gördüm. Sırbistan maçında yaşadıklarımı tarif etmemin imkanı yok. Helal olsun hepsine.

- Dans ekipleri çok başarılıydı. Önce çok güzel olduklarını baştan belirteyim de, şimdi söyleyeceklerim havada kalmasın. Koreografi konusunda gerçekten çok başarılıydılar. Şahsen CSKA Moskova kızlarının Red Foxes'tan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Kişisel favorimse (Eler sağolsun, ismini de öğrendik) Valeria Mileshkina.

- Ruben Magnano'nun Dünyanın en iyi üç-beş antrenöründen biri olduğu konusundaki inancım bu turnuvada kesinleşti. ABD maçı öncesinde Mike Krzyzewski'ye attığı bakış Righteous Kill filmindeki Al Pacino'yu anımsattı.

- Kevin Durant'i canlı izlediğimiz için çok şanslıyız. Gerçekten tarihin en iyilerinden biri olacak.

- Luis Scola'nın ikinci turda Brezilya karşısındaki oyunu, çıplak gözle izlediğim en iyi performanslardan biriydi. Maçın son 2 dakika 58 saniyesinde 10 sayı attı. 37 sayı-9 ribaund-3 asist-2 top çalma! İnanılmazdı.

- Turnuvada en keyif aldığım beş maç:
1- Türkiye-Sırbistan (83-82)
(Tüm turnuvanın en iyisiydi. Hepimiz çocuklarımıza anlatacağız.)

2- Arjantin-İspanya (86-81)
(İspanya'nın 25 sayı geriden gelip skoru eşitlemesine rağmen öne geçememesi)

3- Brezilya-ABD (68-70)
(Magnano'nun takımının son saniyeye kadar maçı kazanma şansını sürdürmesi)

4- Brezilya-Arjantin (89-93)
(Luis Scola ve Marcelo Huertas'ın harika bireysel performansları)

5- Almanya-Sırbistan (82-81)
(İki uzatma, Jan Jagla'nın unutulmaz turnike üçlüğü)

- 1987 ve daha gençler arasında yıldızı parlayanlar:

1- Marko Keselj (Sırbistan)
Dusan Ivkoviç'in neden Nemanja Bjelica yerine onu Olimpiakos'a aldığı anlaşıldı. Harika atletizminin yanına şut tehdidini de gösterdi bu turnuvada. Çok kalmaz, yeri NBA.

2- Bojan Bogdanoviç (Hırvatistan)
Hırvatistan o kadar dağınık bir takım ki, Bojan Bogdanoviç'in tam değeri anlaşılmıyor. Eğer Sırbistan forması giyseydi, turnuvanın en iyi beşini zorlardı Bojan. Müthiş bir skorer ve oyun konsantrasyonu çok üst düzeyde.

3- Andrey Vorontseviç (Rusya)
David Blatt'in saygı duyulası sisteminde Khryapa'nın da sakatlığıyla çok önemli bir şans buldu. Ribaund aldı, şut attı ve daha da önemlisi liderlik yaptı.

4- Thomas Abercrombie (Yeni Zelanda)
Yetkililere sesleniyorum! Bu çocuğu Türkiye'ye getirecek takımın kombinesini alacağım, söz!

5- Dimitri Khovstov (Rusya)
Yine David Blatt'in sisteminde ortaya çıkanlardan birisi. Korkusuz oynuyor. Dışarıdan gören 12 yaşında sanar. Red Foxes'ın lideriyle görüldü.

6-  Andrew Albicy (Fransa)
İspanya maçında galibiyeti getiren isimdi, sonra da kendisini çok gösterme fırsatı bulamadı.

7- Gasper Vidmar (Slovenya)
Hemen tepki göstermeyin. Avrupa'da bu yaşta, bu fiziğe sahip, kendine verilen her görevi yapmayı kabul edecek, kenarda oturduğu sırada ses çıkarmayacak kaç oyuncu var? Üstelik oyunu da her gün ileri gidiyor.

8- Arsalan Kazemi (İran)
NCAA'i yakından takip eden biri olarak Rice Üniversitesi'nin çaylak İranlı forvetinin nasıl bir oyuncu olduğunu bu turnuvada öğrendim. Her topa elini sokan, enerji dolu, atletik, delici bir kısa forvet Arsalan. Avrupa'da orta sınıf bir oyuncu olabilir.

9- Charles Abouo (Fildişi Sahili)
Porto Riko galibiyetini izleyenlerle (muhtemelen dünyada 79 kişi falan) geçen sezon BYU maçı izlemiş olanlar haricinde (Onları da toplasan 42 falan) "Kim bu çocuk?" demiştir. Skorer bir guard, bu kadarını bilmeniz yeterli. Çok değerli galibiyet elde etti, o ayrı.

10- Kelly Olynyk (Kanada)
Kanada basketbolunun (evet öyle bir şey var) geleceği. Uzun, şutör, ribaund alır, pozisyon bilgisi yüksektir. NCAA'de Gonzaga'da izleyin, heyecanlanacaksınız.

11- Macram Ben Romdhane (Tunus)
Sevdim ben bu çocuğu. Çok iyi niyetli, pota altında bitiriciliği var. Kötü ribaundcu ama hücum ribaundlarına el sokuyor en azından. Şampiyonadan şampiyonaya izlersiniz işte.

- Ekibi değerlendirelim. Irmak Kazuk'u bilmeyenlerin öğrenmesine sevindim. Onun neler yapabileceğini çok iyi biliyordum, harika iş çıkardı. Sine Büyüka'nın çalışma azmine hayranım. Gerçekten her program öncesi çok çaba sarf ediyor, önemli bir ekran yıldızı oldu. Onur Erdem artık Arjantin muhabiri olarak işe başlayabilir, oyuncular ona selam çakmadan çıkmıyor maça. Ginobili'nin abisiyle geçen gün işkembecide görmüşler. Özgür Buzbaş'ın ekran hakimiyeti zaten hayran olduğum özelliğiydi. Onu yeniden basketbolda görmek güzeldi. Futbol uzmanı Emre Gönlüşen basketbolda şık durdu. Gökhan Çetinbaş Arjantin-Sırbistan gibi önemli bir maçın altından alnının akıyla çıktı. Caner Eler, daha yeni başlıyoruz! Hakan Güleç yine müthiş haberler yazdı. Canlı yayın ekiplerimiz kamp kurdular, program departmanımızla birlikte tüm NTV SPOR ekibi bizimle uykusuz kaldıç Bu ekibin bir parçası olmak benim için bir gurur.

- Murat Murathanoğlu, İhsan Bayülken, Murat Özyer, Murat Didin, İbrahim Kutluay, Osman Sakallıoğlu. Ustalar için ben bir şey söyleyemem tabii ki.

- Diğer usta Erkan Arseven için söylerim ama! Bana inananların başında geliyordu ve çok önemli fırsatlar verdi. Kendimden çok ona karşı sorumluluk hissediyordum. En çok ona teşekkür etmem lazım.

- 2006 Mart'ında Doğuş Grubu'na adım attığım zaman 2010  Dünya Şampiyonası'nın bir parçası olmak istiyordum. 2010 geldi, geçti. Şahsen hayalimi gerçekleştirdim ve bunun için şükrediyorum. Minnettarım.

Son olarak, SuAda gecesinde de söylediğim gibi: Allah herkese kendi hayalini gerçekleştirmeyi nasip etsin. Hatamız olduysa affola.

13 yorum:

  1. Gönüllüler adına: Teşekkürler. =)

    YanıtlayınSil
  2. Turnuvayı yavaş yavaş unuturken o günlere yeniden döndürdün bizi, çok sağol...

    Türk taraftarlar için söylediğin çok doğru. Basketbolu bilmediğimiz için aleyhimizde her hakem kararını yuhladılar, başa baş giden maçlarda suskun kaldılar, fark açılmaya başlayınca anca havaya girdiler. Yaptıkları pozitif etki rakip takımı hücum yaparken yuhalamaktı, onda da pek seçici davranamadılar. Ama bu turnuvayla artık TBL ve Euroleague maçlarını severek izleyecek birçok taraftar kazandık.

    O kalabalık Slovenya taraftarını Sinan Erdem'de görmek nasip olmadı en çok buna üzüldüm.

    YanıtlayınSil
  3. ismail abi bende tüm gönüllüler adına teşekkür ediyorum ama cska kızlarının en güzeli yurieva eugenia

    YanıtlayınSil
  4. senden başka biz gönüllülere teşekkür eden olmadı ismail abi.. değerimizi bir sen anlamışsın çok çok sağol..

    YanıtlayınSil
  5. yaşasın gönüllüler yaşasın ismail ağabey:)

    YanıtlayınSil
  6. o zaman yaşasın gönüllüler yaşasın ismail ağabey:)

    YanıtlayınSil
  7. oraya gidip milli takımı seyretmek de benim en büyük hayalimdi. Bundan sonra bilinçli seyirci ile daha bir sürü organizasyon yapmak orda bulunmanız ve bulunmamız dileğiyle.

    YanıtlayınSil
  8. biz gönülleri unutmayıp hatırladığın için teşekkürler ismail abi=)gerçekten de bizlere pek teşekkür eden olmadı..ama "oradaydım" diyecek olabilmek,böyle bir organizasyonun bir parçası olmak,o büyük başarıya şahitlik etmek ve seninle fotoğraf çekinebilip iki kelime konuşabilmek(ki bu son söylediklerim için arkadaşlarıma teşekkür etmeliyim) benim için paha biçilemez şeyler=))
    o zaman yaşasın gönüllüler yaşasın ismail ağabey=))

    YanıtlayınSil
  9. yıllar sonra çocuklarımızla oturup dünya şampiyonası,nba finalleri yada herhangi basketbol müsabakasında sesini hala duymak ümidiyle,teşekkürler

    YanıtlayınSil
  10. çok güzel bir yazı olmuş ama ben bir ekleme yapmak istiyorum turnuvanın bence en iyi ilk beş maçına Fildişi-Porto Riko maçı da girmeli :)

    Bu karşılaşmayı eminim izleyen çok az kişi olmuştur ama inanılmaz bir mücadeleyi kaçırdılar o maç 7 sayıdan az farkla bitseydi Porto Riko gruptan çıkacaktı, 13 sayı fark olsaydı Fildişi çıkacaktı, ama maç 9 sayı farkla bitince Çin çıktı.

    Bu maçı bunun haricinde asıl enterasan yapan maçtan önce Fildişi mihmandarından aldıgım bilgiydi.Mihmandarla yaptığım sohbette bana takımın turnuvayı bıraktıggı kendilerini alemlere verdigi anlattı. Bunun yanında takımdaki sakatlardan dolayı antremanlarda takımla beraber çalıştıgını ifade etti. İşe Porto Riko cephesinden bakacak olursak o maça kalmadan gruptan rahatça çıkması gerekn bir takımdı. 2 maçı son topta kaybettiler, bize karşı grupta en iyi oynayan takımdı. J.J Barea gibi çok önemli bir oyuncuları vardı( kendisiyle röportaj yapma fırsatı buldugumdan çok şanslıyım:)

    Sonuç olarak bakarsak bu maçı en 20 sayı farkla Porto Riko'nun kazanması gerekirken böyle bir sonuç baya bir enterasan oldu...

    YanıtlayınSil
  11. Çok sıkı çalıştınız atmosferi çok iyi yansıttınız bütün ekibi bu güzel organizasyonu başarı ile tamamladıkları için kutluyorum. Bence bu turnuvanın yıldızı 1 Kevin Durant 2 İsmail Şenol'dur

    YanıtlayınSil
  12. organizasyonu tahmin ettiğimizden çok daha ii kotardığımız kesin yalnız anonsçu olayına takılmış durumdayım. ali emre yıllardır özveriyle yaptığı bu işte gerçekten çok başarılı ama teşekkürleri ilettiğin mustafa özben konusunda tamamen zıt fikirdeyim. ingilizce anaosları gayet aksanlı bir şekilde yapıyor eyvallahta türkçe'yi neden amerikan ingilizcesi tadında seslendiriyor onu anlamış değilim. feenerbahçe maçlarından beri takık durumdayım, umarım kickbox maçlarında mutluhan suner'le birbirlerini pohpohlamak için kesin dönüş yapar zatı muhterem...

    YanıtlayınSil
  13. Vidmar dedik zamaninda o kadar :)
    Buyutulecek bir adam degil ama her sampiyon takima lazim

    YanıtlayınSil