29 Mart 2016 Salı

Rakip raporu: Gran Canaria



Gran Canaria, 2000’li yıllara kadar Avrupa basketbolunda yeri olmayan bir takımdı. 2001 yılında Koraç Kupası’yla çıktıkları Avrupa sahnesinde, 10. Eurocup sezonunu geçiriyorlar. Geçen yıl takımını finale çıkaran koç Aito Garcia Reneses, Eurocup’ta “yılın antrenörü” ödülünü almış, Walter Tavares de kupanın en iyi beşine seçilmişti. Buna rağmen Gran Canaria’nın bir kazanma kültürü yok ve ikinci lig şampiyonluğu haricinde tarihlerinde hiç kupa bulunmuyor. Oyuncu yetiştirmesiyle ünlü Kanarya Adaları kulübü; geçmişinde Joel Freeland, Walter Tavares, Nik Caner-Medley, James Augustine, Jaycee Carroll gibi oyuncuları yetiştirip geliştirmesiyle tanınıyor.

SEZON NOTLARI
En farklı galibiyet: Hapoel Jerusalem, 108-61
En farklı mağlubiyet: Alba Berlin, 71-84
Eurocup derecesi: 15G – 5M
İspanya Ligi derecesi: 16G – 9M
Sıcak istatistik: 97.35. Gran Canaria, bu sezon Eurocup’ta maç başına en çok verimlilik puanı üreten ikinci takım. (NOT: Galatasaray Odeabank, 97.05’le üçüncü)
Soğuk istatistik: İç sahada 87.9 olan sayı ortalamaları, deplasmanda 82.6’ya düşüyor. (NOT: Galatasaray Odeabank, 88.4 sayıyla Eurocup’ta iç sahada en skorer ikinci takım.)
Kulüp tarihi: Son Eurocup ve Copa Del Rey finalisti, 2013 ACB Yarı Finali.
Antrenör kariyeri: Aito Garcia Reneses. 1986 Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğu, 1987 ve 1999 Koraç Kupası şampiyonluğu (Barcelona), 2006 FIBA EuroCup şampiyonluğu, 2008 ULEB Cup şampiyonluğu (Joventut)

KADRO
C, Alen Omiç (13.8s – 7.7r - 1.5a - %64 ikilik)
G, Kevin Pangos (12.2s - 1.5r - 5.1a - %53 üçlük)
F, Sasu Salin (11.9s - 2.9r - 1.1a)
F, Brad Newley (8.7s - 2.8r - 1.3a)
F, Eulis Baez (7.0s - 4.0r - 2.0a)
G, Albert Oliver (5.5s - 2.0r - 4.4a)
F, Pablo Aguilar (7.8s - 4.6r - 1.4a)
G, DJ Seeley (11.0s - 1.4r - 1.2a - %48 üçlük)
F, Xavi Rabaseda (5.6s - 1.7r - 1.3a)
C, Sitapha Savane (3.4s - 2.8r)
F, Oriol Pauli (3.1s - 2.1r - 1.3a)
C, Andzejs Pasecniks (3.8s - 1.7r - %74 ikilik)

En güçlü yönü
Hız. Gran Canaria, Avrupa basketbolunda hızlı oyunu temel silah haline getirmiş en önemli takımlardan birisi. İspanyol ekibini diğer hızlı takımlardan ayıran büyük fark, hız içinde kontrolü kaybetmemeleri. Bunun üç önemli sebebi var: Birincisi, tempoyu oyun kurucularıyla yönlendiriyorlar. İkincisi, hücum çeşitliliğini sağlayabiliyorlar. Üçüncüsü, maç içinde ters eşleşmeleri ya da rakibi aldatmacayı kovalamak yerine kendi oyunlarına konsantre oluyorlar. Aito Garcia Reneses’in takımı, sırtı dönük oyunu pivotlardan, yaratıcılığı oyun kuruculardan, şutları forvetlerden alıyor. Her şeyi geleneksel usule uygun, fakat çok daha hızlı yapıyorlar.

En zayıf yönü
Oyun planındaki alternatifsizlik. Gran Canaria kendi basketboluna konsantre olmuş, uygulamaya çalıştığı oyun planını yansıtmak için pes etmeden mücadele eden bir takım. Ancak takımın A Planı’nı uygulayamadığı maçlarda alternatif üretmesi çok zor. Canaria istediği açık alanı bulamayıp, koşamazsa; en başta üç sayı yüzdesi etkileniyor. Üstelik takımın havaya girmesi için üçlükler çok önem taşıyor. O üçlükler düşük yüzdeyle geldiğinde, sorunlar başlıyor. Gran Canaria, Eurocup’ta kazandığı maçlarda %41’le üçlük atarken; kaybettiği maçlarda üç sayılık isabet oranı %31’de kalıyor. Kısacası yavaş nasıl oynanır, bilmiyorlar.

En iyi oyuncusu
Albert Oliver. Gran Canaria’yı birkaç kez izlemiş herhangi bir basketbolsever, iki ay sonra 38. doğum gününü kutlayan bu adamın öneminin istatistiklerin çok üzerinde olduğunu görebilir. Kariyeri boyunca İspanya’dan dışarı çıkmamış, 600’ün üzerinde profesyonel maça çıkmasına karşın tek bir Euroleague karşılaşmasında bile parkede yer almamış Albert Oliver, Gran Canaria’nın beyni. Çoğunlukla deplasman maçlarında ilk beş çıkan, iç sahada kenardan gelen Oliver; coşkuyla oynayan Canaria’nın kontrolünü elinde tutan isim. Çeşitli bitiricileriyle öne çıkan takımın, Pangos’la birlikte iki ana yaratıcısından biri. Kısa sürede yaptığı asistler bunun en büyük kanıtı. Oliver, 40 dakikaya vurulduğunda yaptığı 9.4 asistle Eurocup asist krallığında üçüncü sırada.

X Faktörü
Sasu Salin. Basketbolseverlerin Finlandiya Milli Takımı ve Union Olimpija’dan tanıdığı Salin, 24 yaşına gelene kadar yaptığı her şeyi yapıp; yapmadığı hiçbir şeyi yapmıyor. Bu yüzden uzun süredir kendisini izlemeyenleri şaşırtma ihtimali yok. Salin bulduğu her boşlukta koşan, üçlük denemekten imtina etmeyen, enerjisiyle topa baskı yapan, hücum ribaundu kovalayan, topsuz oyunda sürekli hareket halinde olan, yaratıcılık özelliği olmayan, kavgacı bir forvet. Canaria’nın kazandığı ve kaybettiği maçlar arasındaki en büyük fark, Salin’in oyunu. İspanyol ekibinin lig ve Eurocup’ta oynadığı 45 resmi maçın tamamında oynayan Salin, kazanılan 31 maçta %42 üçlük isabetiyle 11.5 sayı atarken; kaybedilen 14 maçta %18 üçlük isabetiyle 6.3 sayıda kaldı.

Hücumda ne yaparlar?
Gran Canaria, hücumda topu iki oyun kurucusu, Kevin Pangos ve Albert Oliver’a teslim eden; sürekli yüksek tempoyu kovalayan, üst düzey yardımlaşmaları sayesinde iyi saha içi yerleşimi ve iyi top paylaşımıyla sonuca giden bir takım. Hücumda çok yönlü bir oyuncuyu kadrolarında barındırmamalarını, Reneses’in sistemiyle avantaja çevirebilmişler. Canaria kadrosundaki oyuncular “bir işi yap ama iyi yap” felsefesi doğrultusunda verimli olabilen isimler. Kadroda birbirinden farklı işler yapabilen kişilere sahip olmaları, hücum çeşitliliği sağlıyor. A Planı’nın çok kuvvetli olması da bu sayede, neredeyse hiç B Planı olmaması da bu yüzden. Takımın en skorer ismi, 2.17’lik pivot Alen Omiç. Omiç’in ana planda olduğu hücumlar iki noktada birleşiyor: Sırtı dönük oyun ve ikili oyunlar. Sırtı dönük oynadığında daha çok sağ tarafta pozisyon alıp sol omzunun üstünden dönerek, kuvvetli olan sağ elini kullanmayı tercih ediyor Sloven pivot. Her ne kadar yüksek basketbol zekâsına sahip olmasa da, topsuz oyuncuların “sürekli hareketlilik” prensibiyle doğru açılarda durması, Omiç’in maç başına 1.5 asistle oynamasını sağlıyor. Omiç’in diğer iyi yönü, ikili oyunlarda perdeleme sonrası çabuk devrilmesiyse, Pangos ve Oliver gibi pasörlerle daha çok değer kazanıyor. Omiç’le içeriden üreten Gran Canaria, dışarıda şut atmak için hazır bekleyen forvetleriyle iş görüyor. İspanyol ekibinde hücum çeşitliliğini tamamlayan nokta, Pangos ve Oliver gibi iki karar vericinin de skorer olmaları.

Savunmada ne yaparlar?
Gran Canaria’nın hücumdaki hızlı ve enerjik oyunu, savunmaya da yansıyor. Oyun kurucuya baskı yapacak personele sahip olmasalar da, Newley ve Salin gibi oyuncularıyla defansta topu ezmeyi başarıyorlar. Canaria, rakiplerini 15.1 top kaybına zorlayarak, kendine hızlı hücum için fırsat yaratıyor. Çember koruma kısmına gelince... Geçen sezon Eurocup finaline yükselmelerini sağlayan sistemlerinde, 2.21’lik Walter Tavares’in önemi çok büyüktü. Tavares tüm açıkları kapatıp, tüm pota altı oyuncularıyla boğuşmayı başarıyordu. Üstelik çabuk ayaklarıyla rakiplerin ikili oyunlarını kontrol etmeyi de beceriyordu. Ancak Tavares NBA’e gitti ve -her ne kadar yerine 2.17’lik Omiç’i alsalar da- stratejiyi değiştirmek zorunda kaldılar. Bunun sebebi, Omiç’in yetersiz oyun zekâsı ve düşük savunma farkındalığı. Reneses, tüm ikili oyunlarda Sloven pivotunu çemberden çok uzağa kadar çıkarıp; hızlı bir şekilde geri koşmasını istiyor. Böylelikle Omiç’in savunmada karar vermesine engel olup, sadece uygulamada kalmasını sağlıyor. İlave yararı da, guard’ların topa baskı sorununu çözmek oluyor.

Gran Canaria nasıl kazanır?
Gran Canaria, konfor alanını bulduğunda kazanır. Yani maçın temposunu yukarı çekmek, top sayısını artırmak, Galatasaray Odeabank’ı top kayıplarına zorlamak en büyük hedefleri. Özellikle üç sayı ritmini bulduğu zaman, durdurulması zor bir takım Gran Canaria. Omiç’in fiziki avantajını kullanmaya çok konsantre olmazlar ve oyun planında bir değişikliğe gitmezlerse; kazanmak için doğabilecek tek fırsatı yaratırlar.

Galatasaray Odeabank nasıl kazanır?
Galatasaray Odeabank’ın finale yükselmesi için ilk maçta farklı kazanması avantaj yaratacak. İronik olsa da, sarı-kırmızılıların istediği sonuca ulaşması için, skor tabelasını kapatması gerekiyor. Galatasaray maç boyunca skorla hiç ilgilenmeden, tabelada ne yazdığına dahi bakmadan oyunu kontrol etmeyi düşünmeli. Galatasaray Odeabank bu turu geçecekse, tabelayı kazanmaktan çok, oyunu kazandığı için geçecek. Bu yüzden maçın hızını düşürmek, oyunu yavaşlatmak, Gran Canaria’yı konfor alanından uzaklaştırmak, sakin kalabilmek her şeyden önemli. İşin hileli kısmı da burada ortaya çıkıyor: Abdi İpekçi’de 12 bin taraftarının coşkusuyla oynayacak sarı-kırmızılılar, sakin kalmak zorunda. Galatasaray’ın kazanması için dört kural belirlenmeli:

1- Kevin Pangos’un takım arkadaşlarını oynatmaktan çok, kendi skoruna odaklanmasını sağlamak. Pangos takımının kazandığı maçlarda 11 sayı-5.1 asist; kaybettiği maçlarda 14 sayı-3.8 asist ortalamasıyla oynuyor. Hedef, Pangos’u sürekli kendi şutunu tercih etmek zorunda bırakmak olmalı.

2- Sasu Salin’den skor katkısı almasına engel olunmalı. Salin’in iki maçın toplamında 20 sayının altında kalması, Galatasaray’a turu müjdeleyecek etkenlerden biri olabilir.

3- Top kaybetmemek. Galatasaray Odeabank’ın oyun kontrolünü elinde tutabilmesi için top kaybını en aza indirmesi gerekiyor. Tek hanelerde top kaybetmek, takımın birinci hedefi olmalı.

4- Stephane Lasme’nin sahada kalması. Joey Dorsey’nin de gidişiyle, Gabon’lu oyuncu Galatasaray’ın tek pivotu olarak kaldı. Omiç gibi önemli bir hücum silahına karşı -her ne kadar boyu kısa kalsa da- durabilecek tek oyuncu Lasme. Onun sahada en az 25 dakika kalması çok ama çok önemli. Abdi İpekçi’deki Bayern maçında olduğu gibi 21 dakikalarda kalırsa, Galatasaray büyük dezavantaj yaşar.

Sonuçta Galatasaray Odeabank; Errick McCollum, Blake Schilb, Vladimir Micov, Sinan Güler, Curtis Jerrells ve hatta Chuck Davis gibi yaratıcılara sahip. Bu alanda Gran Canaria’ya büyük bir üstünlük kuruyor. Üstelik bu isimler, farklı pozisyonları, alışılagelmiş kalıpların dışında oynamayı başarabilen oyuncular. Bu yüzden sakin kalıp, potansiyeli sahaya yansıtmak, pozisyonun gerektirdiğinin üstüne zorlamamak önemli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme