12 Nisan 2016 Salı

Euroleague Rakip Raporu: Real Madrid



İlk turun ardından yazılan Fenerbahçe değerlendirmesinde şöyle bir bölüm vardı...

Hayal kırıkları nadir. Listenin başında Real Madrid'e kaybedilen o Final Four ilk maçı var. Andres Nocioni'nin Euroleague MVP'si Nemanja Bjelica'yı sertlikle oyundan düşürmesi, tüm sezon birlikte hareket ederek dörtlü finale yükselen takımın bireysel çözümleri deneyerek darmadağın olması, Pablo Laso'nun ufak bir değişiklikle sahada Zeljko Obradoviç'in takımına büyük bir oyun farkı yaratması, tüm kulübün o fırsatı tekrar elde edebilmek için bilenmesi sonucunu doğurdu. Fenerbahçe'de herkes, Game of Thrones dizisindeki Arya Stark karakteri gibi her gece uyumadan tüm düşmanların adını sayıklar oldu: Andres... Pablo... Sergio... Rudy... KC... Felipe...

İşte o gün geldi, çattı. Gün, her gece adını sayıkladığın düşmanlarla karşılaşma günü...

En farklı galibiyet: Strasbourg, 97-65
En farklı mağlubiyet: Olimpiakos, 84-99
Normal sezon derecesi: 5G – 5M
TOP 16 derecesi: 7G – 7M
Sıcak istatistik: Euroleague'in en çok üçlük isabeti bulan takımı (235)
Soğuk istatistik: Çeyrek finale kalan takımlar içinde sezon boyunca en az galibiyet alan, en çok mağlubiyet alan takım.
Kulüp tarihi: 9 Euroleague, 4 Saporta, 1 Koraç, 1 Eurocup şampiyonluğu
Antrenör kariyeri: Pablo Laso Real Madrid’i 2013 ve 2015 ACB şampiyonu yaptı. 2015'te Euroleague şampiyonu olan Laso, 2013 ve 2014’te Euroleague’i finalde kaybetti.

KADRO
G, Sergio Llull (13.6s, 1.9r, 4.8a)
C, Gustavo Ayon (12.3s, 8.0r, 2.3a, 1.9tç, 1.4b)
G, Sergio Rodriguez (10.6s, 2.2r, 6.6a)
G, Rudy Fernandez (7.7s, 2.7r, 2.1a)
F, KC Rivers (8.4s, 1.5r, 1.0a)
C, Felipe Reyes (10.9s, 6.0r, 1.0a)
F, Jonas Maciulis (4.9s, 1.9r)
G, Jaycee Carroll (8.1s, 1.6r, %96 faul)
F, Jeff Taylor (4.6s, 2.2r)
F, Trey Thompkins (5.9s, 3.0r, 1.1a)
F, Andres Nocioni (6.2s, 2.8r)
G, Luka Donçiç (3.2s, 2.2r, 2.2a)
C, Augusto Cesar Lima (4.5s, 2.5r)
F, Maurice Ndour (1.7s, 1.2a)

EN GÜÇLÜ YÖNÜ
Tecrübe. Real Madrid son üç yıldır Euroleague'de final oynuyor. İki kez kaybettikten sonra, üçüncü yılda şampiyonluğa ulaştılar. Kazanmanın da, kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyorlar. Stres derecesinin yüksek olduğu, el titreten anları yaşamaya çok alışıklar. Birlikte oynamaya alışık, birbirlerini çok iyi tanıyan bir çekirdek kadroya sahipler. Milli takımda ya da kulüp takımında bu stresli anları defalarca oynadılar. Üstelik normal sezon ve TOP 16'da elenmekten son anda kurtulmaları, çeyrek final motivasyonunu iyice artırdı. Artık önlerinde yeni bir fırsat var.

EN ZAYIF YÖNÜ
Deplasman maçları. Real Madrid bu sezon deplasmanda oynadığı 12 maçın sekizini kaybetti. Ligde de aldıkları beş mağlubiyetin üçü deplasman maçlarında. Üstelik bunun tempoyla hiç alakası yok. Hemen hemen aynı pozisyon sayısına sahipler. Real Madrid'in iç ve dış saha arasındaki en büyük farkı, maç içinde yakaladıkları seriler. Dört-beş dakikalık dönemlerde, taraftarın da coşkusunu arkasına alarak, savunma dozunu artıran Real var Madrid'de. Deplasmanda bu serileri yakalayamayışlarının en büyük sebebi o savunma direncini ortaya koyamamaları. Deplasmanlarda maç başına 84, iç sahada 80 sayı yiyorlar.

EN İYİ OYUNCUSU
Sergio Llull. Real Madrid'in kalbi ve ruhu. Kendisi ribaund almaz, fakat ribaundu alana en hızlı şekilde ve en doğru pas açısıyla gider. Sürekli topu iterek oyunun hızını artırmaya çalışır. Yarı sahayı erken geçtikten sonra koşan oyuncuyu iyi bulur, topluyken perdeleme sonrası yaratıcılığı muazzam. Çembere gider, şut sokar, boş takım arkadaşını görür. Oyun içinde özgürlüğü bulduğu zaman, takıma da seviye atlatan isim Llull. Yetmiyormuş gibi, kendisi Real Madrid'in en iyi kısa savunmacısı.

X FAKTÖRÜ
Real Madrid'in kadro çeşitliliğini anlamak için, takımın ana yıldızları Llull – Rodriguez ve Fernandez haricinde çok fazla oyuncuyla maç kazanabileceğini görmek yeterli. Real Madrid'in X Faktörü olarak Gustavo Ayon, Felipe Reyes, Jonas Maciulis veya Andres Nocioni gösterilse; itiraz eden çıkmaz. Ancak Real Madrid'in hücum çeşitliliğini sağlamasındaki önemli faktörlerden biri Jaycee Carroll. O oyundayken Carroll'ı perdeden çıkararak birçok farklı oyun kurguluyor Real Madrid. Üstelik sadece sıradan bir şutör değil Carroll. Perdelemeyi o kadar iyi kullanıyor ki, topu aldıktan sonra çembere kadar gidiyor. Ve o ritmini bulduğu zaman, Real kendini buluyor.

HÜCUMDA NE YAPARLAR?
Her şeyi. Real Madrid'in ana oyun planı koşmaya çalışmak. İyi savunma ribaundu aldıklarında, koşabilecek fırsatı bulduklarında öldürücü bir takım haline geliyorlar. Ancak yarı saha hücumunda da seçenekleri çok fazla. Llull ve Rodriguez'in ikili oyun üzerinden yaratıcılıkları; Maciulis ve Ayon'un sırtı dönük oyunları; Reyes, Lima ve Ayon'un hücum ribaundlarıyla yarattığı ikinci şans sayıları; Carroll ve Rivers'ın perde çıkışları; Rudy ve Nocioni'nin hareketli savunmaya karşı hücum etmesi; Ayon – Reyes ve Taylor'un topsuz koşuyla potaya gidişleri... Real Madrid bir basketbol takımının hücumda yapabileceği her şeyi, birden çok seçenekle yapabilecek kapasiteye sahip. Açık ara, Avrupa'nın en çeşitli ve kaliteli hücum takımı Real Madrid.

SAVUNMADA NE YAPARLAR?
İstatistiklerin de gösterdiği üzere, Real Madrid pek savunma yapmaz. 24 takımlı Euroleague'de maç başına onlardan daha çok sayı yemiş sadece iki takım var: İlk turda elenen Sassari ve Limoges. “Yüksek tempoda aldatıcı olabilir” diye düşünebilirsiniz, savunma verimliliği istatistiklerinde de felaket durumda Real Madrid. 100 pozisyon üzerinden değerlendirildiğinde, 114.2 sayı yiyerek bu alanda da sondan ikinciler. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Fenerbahçe 105.2'yle bu noktada Kuban, Laboral ve Panathinaikos'un ardından dördüncü sırada. Real Madrid düşük savunma farkındalığına sahip, perdeleme sonrası takipleri zayıf, bire birde sağlam duramayan, yardım savunması niyeti pek olmayan oyuncuları barındıran bir takım.

REAL NASIL KAZANIR?
Hücumda topu paylaşıp, savunmada agresif olarak. Real Madrid'in kazandığı ve kaybettiği maçlar arasındaki en büyük farklardan biri, top paylaşımı. Eğer bire bir çözümlere giderlerse, kazanma şansları düşer. Bu yüzden topu iyi paylaşıp, birbirlerine pozisyon hazırlamaları gerekiyor. Özellikle ikili oyunlarda Bobby Dixon'ın şut tehdidini engellemek için perde sonrası agresifliği artırmak zorundalar. Ayrıca Bogdan Bogdanoviç'i iyi kontrol edip, Gigi Datome'nin skor üretmesini engellemek zorundalar. Fenerbahçe'nin kazandığı maçlarda 13.8 sayı atan Datome, kaybettiği maçlarda 6.8 sayıda kalıyor.

FENERBAHÇE NASIL KAZANIR?
1- Saldırarak. Çinli filozof Sun Tzu, efsane eseri Savaş Sanatı'nda “Yenemeyen savunur, yenecek olan hücum eder” der. Fenerbahçe için Real Madrid'e karşı bu teoriyi uygulayabilmek çok önemli. Real Madrid'li oyuncular savunmada geçen zamanı -tabiri caizse- boşa geçmiş vakit olarak görüyor. Maç içinde dört-beş dakika çok iyi savunma yaptıkları anlar olduğu gibi, kibirli davranıp dört-beş dakika rahat oynadıkları anlar da var. İşte bu noktada Zeljko Obradoviç devreye girecek. O anları doğru seçip, Real'e saldırmak çok kritik. Maçı Real Madrid hızında oynamak değil buradaki kasıt. Geri koşmakta zorlanan Real'e karşı eğer ilk dört-beş saniyede hücum etme fırsatı bulursa, mutlaka ama mutlaka kullanmalı Fenerbahçe. Eğer bu fırsat yoksa, Real Madrid'in savunmada ekstra mesai harcamasını sağlamak önemli. Doğru saha içi yerleşimi, iyi pas trafiği, ikili oyunlarda Bogdan Bogdanoviç ve Bobby Dixon'ın şut tehditlerini iyi kullanmak, Real'li oyuncuları konfor alanından çıkarıp, hiç sevmedikleri savunmada iş yapmak zorunda bırakacaktır. Kısacası motto şu olmalı: Fırsatın varsa, erken saldır. Yoksa, sabret ve Real'in düşük savunma konsantrasyonunu işle.

2- Pas trafiğini engelleyerek: Real Madrid'in asist sayısını 15'in altında tutmak savunmadaki birinci hedef olmalı. Real, bu sezon 20 ve üzerinde asist yaptığı 12 maçın dokuzunu kazanırken, 20'nin altında kaldıkları 12 maçta sadece üç galibiyet alabilmişler. Bu noktada kullanılabilecek faktörlerden biri de Rudy Fernandez'in düzen dışına çıkmasını sağlamak olabilir. Real Madrid'de Rudy Fernandez, kimsenin dile getirmediği, henüz adı konmamış en büyük sorun. Sakatlığı sonrasında henüz kendisini bulamadı ve oyuna girdiği bölümlerde en formda olduğu dönemlerdeki gibi hücumu domine etmeye çalışıyor. Ancak bu Real Madrid'in geçen senekiyle en büyük farkı Rudy'siz oynamayı öğrenmiş olmaları. Şu anda takım ve Rudy aynı sayfada değiller. Maç boyunca bunu kullanabilmek, Rudy'nin takım içine girmesini engellemek ve pas trafiğini azaltmak önemli.

3- Üç sayılık atışları savunarak: Real Madrid kazandığı maçlarda %40 ile 11 üçlük isabeti buluyor. Kaybettikleri maçlarda %31 ile 9 isabet buluyorlar. Real Madrid'i zor şutlara yönlendirmek, üç sayı çizgisinin gerisini savunmak çok kritik.

4- Takım halinde 40 dakika mücadeleyi bırakmayarak: Esasında üçüncü maddeyle çok bağlantılı bir durum bu. Real Madrid'de Llull, Fernandez, Rodriguez ve Carroll gibi çok zor şutları sayıya çeviren oyuncular var. Carroll dokuz metreden, iki kişinin üstünden mi attı? Olsun, atsın. 24 saniye biterken Llull, karnından çıkarıp şut mu soktu? Olsun, sorun değil. Tam top kaybedecekken Rodriguez dönüp üçlük mü attı? Problem yok, maça devam. Özellikle bu oyuncular imkansız şutlar için yaşayan isimler ve ne kadar iyi savunursanız savunun, bazen bu şutları sokacaklar. O yüzden Real Madrid'e karşı 39 dakika 59 saniye değil, 40 dakikanın tamamında psikolojik olarak ayakta kalmak, mücadeleyi bırakmamak önemli. Burada bir mesaj da tribüne. Özellikle yenebilecek zor şutlar sonrasında tribün desteğinin devam etmesi de hayati önem taşıyor.

5- Jaycee Carroll'u devre dışı bırakarak: Real Madrid'in kazandığı maçlarda 13 sayı atan Carroll, kaybettiklerinde yedi sayı ortalamasında kalıyor. Onu tek hanelerde tutmak, Fenerbahçe'nin kazanma şansını artırır. Carroll savunmasında sadece Carroll'e odaklanmak, yanıltıcı olabilir. Topa baskıyı da iyi yapıp, Carroll'e gelecek pasın kalitesini düşürmek Fenerbahçe'nin temel hedefi olmalı.

6- Felipe Reyes'i devre dışı bırakarak: Real Madrid'in kısaları, takım için hayati önem taşıyor. Fakat kısaların oyunda kendilerini bulması için Felipe Reyes'in sahada kalması mühim. Bunun birinci sebebi, Reyes ikili oyundan sonra devrilmiyor ve bu sayede Real Madrid kısaları alan buluyor. Üstelik Trey Thompkins'in aksine, Reyes'in hücumda verimli olması için top kullanmasına gerek yok. Hücum ribaundları, seken toplar, onu mutlu edebiliyor. İyi perdeleme yapan, kaçan atışları toplayan, top istemeyen uzun; Llull ve Rodriguez'in tercihi. Fakat Reyes'in savunmada bazı zaafları var. Özellikle dışarıdan oynayan dört numaraları savunmayı sevmiyor ve bu Real Madrid'in en büyük eksilerinden biri. Koç Zeljko Obradoviç, eğer Reyes'in sahada olduğu dönemde şutör dört numaradan verim alabilirse, Reyes'in de etkisi azalacaktır. Bu noktada bilhassa Pero Antiç ve Gigi Datome'nin dört numara oynadığı dakikalarda, onların dışarıdan hücum noktası olarak kullanılmaları çok kritik.

TOP 16 grubunu birinci bitirmişken, üstelik Jan Vesely'sizken Real Madrid'le eşleşmek, Fenerbahçe'nin güzel giden sezonundaki en büyük şanssızlık. Fakat iç sahada 15 aydır yenilmeyen bir Fenerbahçe var ve ilk iki maç Ataşehir'de oynanacak. Real Madrid, kâğıt üzerinde olduğundan daha yenilebilir bir takım ve Fenerbahçe bu zaafları işleyebilecek çok değerli bir koça sahip. Zeljko Obradoviç'in sene boyunca yaptığı hiçbir şeyi öngörmek mümkün değildi, yalnızca analiz edilebildi. Ünlü sihirbazın şapkasından çıkaracağı taktikler, Fenerbahçe'nin Final Four yolunda tutunduğu en sağlam dal olacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme