Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2016 Salı

Fenerbahçe'nin yedincilik yolu



Fenerbahçe'nin Final Four performansına değinmeden önce, Avrupa basketboluna geniş resimden bakmakta fayda var. 2000'li yıllarda 16 final four düzenlendi Euroleague'de. Avrupa'nın büyük takımları ne yapmış?

- CSKA Moskova, 14 kez final four'a kaldı. Pazar günü üçüncü şampiyonluğunu kazandı.
- Barcelona, sekiz kez final four'a katıldı. İki şampiyonluğu var.
- Maccabi, sekiz kez final four'a katıldı. Üç şampiyonluğu var.
- Panathinaikos -tamamı Obradoviç yönetiminde- yedi kez Final Four'a katıldı. Beş şampiyonluğu var. Üstelik Obradoviç gittiğinden bu yana Final Four'a kalamıyorlar.
- Olimpiakos, beş kez katıldı. İki şampiyonluğu var.
- Real Madrid'in ise 16 yılda sadece dört final four'u var. Üst üste iki kez finalde kaybettikten sonra, yalnızca bir kez şampiyon oldular.

2000'li yıllarda sadece bu altı takım şampiyon oldu Euroleague'de. Fenerbahçe'nin hedefi, yedinci şampiyon olmak. Ancak bu kulüpler hâlâ orada ve onların arasına girebilmek için, iki deneme yeterli olmayabilir.

Modern bir yapı inşa etmek istiyorsanız, adım adım gitmek ve sabretmek zorundasınız. Fenerbahçe, yapıyı inşa ederken ne yaptı? Önce fikir projesini çizdi, Obradoviç'e gitti. O proje yönetim tarafından onaylandı. Ardından uygulama projesini çizdi, kadrosunu kurdu. Sonrasında yapı çukurunu kazdı. Obradoviç'in ilk sezonu, zemini tanımakla geçti. İkinci sezonda yavaş yavaş temeller atılmaya başlandı. Final Four'a kalan Fenerbahçe'de temelin ardından tam inşaatın kolonları görülecekken, bazı eksiklikler fark edildi. Temel sağlamlaştırıldı ve daha sert, daha savunma odaklı bir takım kuruldu. Artık kolon, kiriş ve döşemelerle yapının iskeleti çıktı. Fenerbahçe son topa kadar mücadele eden, iç sahada maç kaybetmeyen, önceliği savunma olan bir takım. Fakat yapı henüz bitmiş değil. Şimdi inşaatın duvarları örülecek ve sonra da ince işçiliği yapılacak.

Fenerbahçe'nin bundan sonra yapmak durumunda olduğu hiçbir şey, bundan önce yaptıklarından zor değil. Ülker Arena'ya sahip olmak, taraftar kültürünü oturtmak, Obradoviç – Maurizio Gherardini – Ömer Onan üçlüsüne tam yetki vermek, istikrarlı bir bütçeye sahip olmak, oyuncu gelişimini sağlamak, Avrupa ve dünya basketbolunda kendine önemli bir yer edinmek, Fenerbahçe'nin başardığı önemli işlerdi. Şimdiki hedef, bunları sürekli hale getirmek.

Final Four öncesi, Euroleague yönetimi bir Zeljko Obradoviç belgeseli yayınladı. O belgesel içinde Obradoviç'in şu sözleri, Fenerbahçe'nin yol haritası niteliğindeydi:

Maçtan önce oyuncularıma çok sevdiğim bir şeyi söylerim: "İnsanlar buraya sizi izlemek için geliyor. Bunu hak ettiniz çünkü iyi oynuyorsunuz. Onların çok görmek istediği bir şey var. Çok mücadele etmeniz. Burada ilk andan son saniyeye kadar savaşmak için geldiğinizi görmek istiyorlar. Sonuç önemli değil, bana inanın. İnsanlar agresif olduğunuzu, çok çalıştığınızı görmek istiyor. Bazen o kadar gününüzde değilsinizdir, ya da rakip sizden daha iyidir. Sorun yok." Bazen oyuncuları anlamaları için zorlamalısınız, bu en olumlu yöndür. Kendilerine, rakibe ve herkese saygı duymak. Sahaya bu anlayışla çıkarlarsa, çok mutlu olurum. Bu benim antrenör olarak ilk hedefim.

Berlin'de tam bu haritaya uygun bir oyun sergiledi Fenerbahçe. Son topa kadar savaştı, iki maçı da uzatmaya götürdü ve sonunda tek bir ribaundu alamadığı için kaybetti. Bir tek ribaund belirledi tüm farkı. O kahrolası top başka yere sekemez miydi? Sekebilirdi. Bir el dokunamaz mıydı? Dokunabilirdi. Khryapa kaçıramaz mıydı? Kaçırabilirdi. Sekmedi, dokunmadı, kaçırmadı. Fenerbahçe, Avrupa ikincisi oldu. Bu seferlik kupa kaybedildi, ancak genel resimde kaybettiği pek az şey var Fenerbahçe'nin.

Final Four'dan çıkarılabilecek dersleri yok mu Fenerbahçe'nin? Elbette var. Öncelikle Avrupa tarihinin gelmiş geçmiş en büyük antrenörüne sahip olsa da, saha içinde yaratıcı kısa eksikliği öne çıktı takımın. Laboral maçında Sloukas'a o penetreleri attıran Obradoviç'in setleriydi. CSKA maçında Itoudis'in elinde De Colo varken, Fenerbahçe'de güven veren bir yaratıcı yoktu. Yine koçun yaratıcılığına kalmıştı iş. Öyle olunca, ters eşleşme yaratabileceği tek yöne gitti Obradoviç ve Nikola Kaliniç'in fizik avantajını kullanmasını istedi. Dördüncü çeyrek ve uzatmada üç kritik hücumda Kaliniç'in sırtı dönük oyunlarına gitti Fenerbahçe. Çünkü güveneceği el, Bogdanoviç beklentilerin çok altında kalmıştı. Koç da sene başından bu yana takımın gerisinde kalan Hickman'a güvenmedi ve Fenerbahçe yaratıcılık sorunu yaşadı.

Laboral'den Kuban'a, CSKA'dan Brose'ye, bu sezonun tüm başarılı takımlarına bakılırsa; birden fazla yaratıcı kısaya sahip oldukları görülebilir. Fenerbahçe'nin gelecek sezon için Hickman'ın yerine bilhassa delicilik özelliklerine sahip bir guard alması, takımın elini daha da rahatlatacaktır. Yine kritik anlarda alan açabilecek bir uzuna daha sahip olmak, takım için çok önemli.

Bu noktada hakemleri konuşmak, o ribaund pozisyonunda takılı kalmak, kaçan serbest atışlardan yakınmak, tribünün sessiz kaldığı anları sorgulamak bir şey kazandırmayacak Fenerbahçe'ye. Euroleague, takımların hissedar olduğu bir yapıya sahip. Yani Fenerbahçe -tıpkı diğer Euroleague takımları gibi- bu organizasyonun hissedarlarından biri. Üstelik iki senedir Final Four'a kalarak, bir yılı aşkın süre evinde hiç kaybetmeyerek, kurduğu organizasyonla elit takımlar arasında olduğunu gösterdi. Sıradaki iş, 2000'li yıllarda şampiyonluk yaşayan yedinci takım olabilmek. Bu kadar çok işi başardıktan sonra, o neden olmasın?

15 Mayıs 2016 Pazar

Final Rakip Raporu: CSKA Moskova




Türk basketbolu tarihinin kulüpler düzeyindeki en büyük maçına çıkıyor Fenerbahçe. Bakalım Dimitris Itoudis'e antrenörlük konusunda her şeyi öğreten Zeljko Obradoviç; kendi bildiği her şeyi ona öğretmiş mi?

SEZON NOTLARI
En farklı galibiyet: Zalgiris, 94-59
En farklı mağlubiyet: Laboral Kutxa, 81-71
Normal sezon derecesi: 9G - 1M
TOP 16 derecesi: 10G – 4M
Sıcak istatistik: Euroleague'in en çok sayı atan (90.7), en yüzdeli ikilik atan (%57.6) ve en yüzdeli üçlük atan takımı (%42.3)
Soğuk istatistik: CSKA, tarihinde altı kez Euroleague finali kaybetti.
Kulüp tarihi: 6 Euroleague şampiyonluğu, 22 Rus Ligi Şampiyonluğu, 6 VTB Şampiyonluğu
Antrenör kariyeri: 2015 VTB şampiyonluğu, 2015 Euroleague üçüncülüğü

KADRO
G, Nando De Colo (18.9s, 3.6r, 4.9a, 1.1tç, %56 ikilik, %46 üçlük, %91 faul)
G, Miloş Teodosiç (16.3s, 2.6r, 5.6a, %42 üçlük)
C, Kyle Hines (10.9s, 4.7r, %67 ikilik)
F, Andrei Vorontsevich (8.4s, 4.3r, 1.5a)
G, Cory Higgins (9.2s, 2.3r, 1.3a, %54 üçlük)
F, Nikita Kurbanov (6.9s, 5.0r, 1.2a)
G, Aaron Jackson (4.6s, 1.4r, 2.4a)
F, Viktor Khryapa (5.1s, 4.0r, 1.8a)
F, Vitali Fridzon (6.4s, 1.8r, 1.0a)
F, Demetris Nichols (4.2s, 1.5r)
F, Pavel Korobkov (3.0s, 1.5r)

EN GÜÇLÜ YÖNÜ
Tecrübe. CSKA Moskova, son 14 yılda 13. kez Final Four'a kalıyor. Defalarca kazanıp, defalarca kaybettiler. Final four'da olmanın, final oynamanın ne anlama geldiğini herkesten iyi biliyorlar. Üstelik defalarca yardımcı rolüyle kupa kazanmış Dimitris Itoudis, geçen sene Final Four'u kaybederek baş antrenör olarak da bu tecrübeyi yaşadı. Takımın ana oyuncuları içinde Cory Higgins hariç herkesin birçok Final Four tecrübesi var.

EN ZAYIF YÖNÜ
Pota altı. Özellikle Joel Freeland'ın sakatlığı sonrasında uzun rotasyonu iyice daralan CSKA Moskova, fiziki olarak Fenerbahçe'nin gerisinde. Lokomotiv'in aldığı 22 hücum ribaundu, CSKA'nın pivot sorununun hangi boyutta olduğunu gösteriyor. Tek pivotları Kyle Hines, 38 dakika sahada kaldı ilk maçta. Onu kaybetmeleri, çember çevresinde Udoh ve Vesely'ye karşı durmalarını epey zorlaştırabilir. Hines, kendinden daha iri oyunculara karşı oynamayı alışkanlık haline getirdi. Hines, çeyrek finalde Kızılyıldız serisinde ikili oyun savunmasında hem guardı, hem de Zirbes'i kontrol edip kusursuz bir savunma performansı göstermişti. Fakat bu kez karşısında daha çabuk isimler olacak: Vesely ve Udoh.

EN İYİ OYUNCUSU
Nando De Colo. MVP, an itibarıyla açık ara Avrupa'nın en iyi oyuncusu. İkili oyunlarda kusursuz bir karar verici olan Fransız guard, çembere gitmenin yolunu bir şekilde buluyor. %91'le de faul atıyor. Euroleague'in sayı kralı, aynı zamanda kariyerinin en iyi üç sayı performansını gösteriyor. %46'yla üçlük atan De Colo, final four ilk maçında da 30 sayı atarak rekor kırdı.

X FAKTÖRÜ
Nikita Kurbanov. CSKA Moskova'nın topu elinde isteyen çok fazla oyuncusu var ve bu oyuncular işin savunma kısmında öne çıkmayı sevmiyorlar. Bu yüzden yıldızların sevmediği işleri yapıp, onlarla birlikteyken topu eline istemeyecek bir oyuncu, CSKA için çok değerli. İşte Nikita Kurbanov bu takımın yapıştırıcısı. Tüm parçaları bir arada tutmak için Kurbanov'un iyi oyununa ihtiyacı var CSKA'nın. Ribaund katkısı verir, yardım savunmasını yapar, eşleşme yakaladı mı sırtı dönük oynar, topsuz çembere koşar ve ceza şutunu keser. Kurbanov, CSKA Moskova için neredeyse De Colo kadar değerli bir oyuncu.

HÜCUMDA NE YAPARLAR?
Kusursuz bir hücum takımı CSKA Moskova. Neredeyse her şeyi yapıyorlar. Temel planları, iki yaratıcı De Colo ve Teodosiç'e yapılan perdelemeler üzerinden oyunu kurgulamak. Bunu yaparken Hines gibi devrilen, Vorontseviç gibi dışarıya açılıp şut atan, Fridzon gibi ceza şutunu kesebilecek, Kurbanov gibi zayıf taraftan koşu yapabilecek tamamlayıcılara sahipler. Yetmezmiş gibi De Colo çembere gidip, Teodosiç de şutuyla bitirebilen oyuncular. Dimitris Itoudis düzenleri muhteşem bir kurguyla işletip, açık ara Euroleague'in en iyi hücum eden takımını oluşturdu. Tek eksikleri Joel Freeland'den buldukları sırtı dönük oyunlar, fakat o da zaten oyun planlarında çok düşük bir yer tutuyor.

SAVUNMADA NE YAPARLAR?
Bire bir savunmada De Colo ve Teodosiç haricinde kötü oyuncuları yok. Kısa baskısı gerektiği zaman Jackson oyuna giriyor. Hines arkada tüm açıkları kapatıp çemberi korumanın yanı sıra, perdeleme sonrası kısaların karşısında da kusursuz kalabiliyor. CSKA'nın en güçlü silahlarından biri de eşleşmeli alan savunması. 2-3 ve 3-2 dizilişlerle uyguladıkları bu alan savunması, Itoudis'in zaman zaman başvurduğu stratejilerden.

CSKA NASIL KAZANIR?
Sakin kalıp, Fenerbahçe'nin top trafiğini kesip, ribaundlarda dengeyi sağlayarak. CSKA Moskova tecrübeli bir takım olsa da, final kaybetmeyi de defalarca tecrübe edinmiş bir ekip. Özellikle Teodosiç ve Khryapa ikilisine "final kazanamama" etiketi yapışmış durumda. Bundan uzaklaşıp, sakin kalabilirlerse avantaj elde ederler. Bunun haricinde, Fenerbahçe'nin topu paylaşmasını engelleyip pas trafiğini durdurmaya çalışacaklardır.

FENERBAHÇE NASIL KAZANIR?
1- De Colo'yu yavaşlatarak.
Bazı oyuncular durdurulamaz, sadece yavaşlatılır. Nando De Colo da onlardan biri. Fenerbahçe'nin ikili oyunları bu kadar iyi oynayan bir yıldıza karşı yapması gereken ilk şey, mutlaka karşısında kalmak. De Colo'yu takım halinde, etrafındaki alanı daraltarak savunmak mümkün. Fakat bunu yaparken, perdeleme sonrası adam değişiminde de eksilmemek lazım. Bu açıdan Zeljko Obradoviç'in, Fransız oyuncuyu Nikola Kaliniç'le tuttuğu dakikaların sayısı fazla olabilir. Belki çılgınca gelebilir, ancak De Colo'nun karşısında Vesely'yi koymak bile iş yapabilir. Birinci hedef, eksilmeden, De Colo karşısında en az birini tutmak ve bunu yaparken uzunlara karşı da ters eşleşme vermemek.

2- Ribaundlarda hakimiyeti alarak.
Fenerbahçe, fizik avantajını mutlaka ribaundlara yansıtmalı. Lokomotiv Moskova maçında CSKA'nın verdiği 22 hücum ribaundu bir etkendi. Ancak ribaund işi sadece uzunlara kalan bir durum değil. Dikkatle incelendiğinde, CSKA'nın hücum ribaundlarının çoğunun üç sayılık atışların ardından geldiği görülebilir. Ancak üç sayılık atışların savunma ribaundlarına konsantre olmak zordur. Özellikle Kurbanov, topu takip etme konusunda önemli bir uzman. Bu yüzden Fenerbahçe için kısaların ribaundları bu maç için hayati önem taşıyor. Dixon, Datome, Bogdanoviç, Sloukas ve Hickman'ın; yani kısa rotasyonundaki tüm oyuncuların ribaunda girmeleri çok ama çok değerli.

3- Alan savunmasına iyi hücum ederek.
CSKA Moskova'da koç Itoudis'in iyi uyguladığı, değerli bir eşleşmeli alan savunması var. Bunu birçok maçta kullanıp verim aldılar. Üstelik deplasmandaki Banvit ve üçüncü Real Madrid maçında Fenerbahçe, bu tip savunmalara karşı zorluklar yaşamıştı. Alan savunması anlarında dört numaradan şut tehdidi yaratıp, kısanın deliciliğini bulmak gerekiyor. Bu noktada sezon boyunca istenen oyunu sergileyemeyen Ricky Hickman, Fenerbahçe'nin finaldeki sürprizi olabilir. Hickman'ın deliciliği ve tecrübesi bugünün anahtarlarından. Burada şu ihtimali de belirtmek gerekiyor, Itoudis, çok saygın bir antrenör olmasına karşın, henüz kariyerinin ilk yıllarını yaşıyor. Final maçında risk almaktan çekinirse, bu alan savunmasının dakikaları çok olmayabilir.

4- Uzun rotasyonu dakikalarını iyi ayarlayarak.
Udoh ve Vesely'nin yan yana oynaması, Khryapa gibi yardım akıllı yardım savunması yapan bir forvetin defanstaki verimliliğini artırabilir. Ancak Antiç'in Vorontsevich'le eşleşmesi de, bizim savunmamız için bir tehdit. Bu yüzden Obradoviç'in hangi uzunları, hangi dakikalarda, hangi eşleşmelere karşı oynatacağı, maçın sonucuna etki edecektir.

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Pes edenler kazanamaz



Geçmişten bahsedilirken kimse "Pes eden bir çocuk vardı, hatırlıyor musun?” demez. Çünkü hatırlananlar vazgeçenler değil, şartlar ne olursa olsun yoluna devam edenlerdir. İşte bu yüzden 2016 Fenerbahçe’si tarihe geçecek. Yıllar sonra Fenerbahçe-Laboral maçı “Vazgeçmeyen çocukların hikâyesi” olarak anlatılacak.

Nasıl anlatılmasın ki? Parçalara baktığınızda Ekpe Udoh, Kostas Sloukas ve biraz da Jan Vesely haricinde kimse iyi maç çıkarmadı Fenerbahçe’de. İyi oynamak önemli bir nokta, fakat burası Final Four. Mesele iyi oynamaktan çok, pes etmemek.

Maçın başındaki 13-0’lık seri, Fenerbahçe’nin kusursuz işleyen düzeninin bir sonucuydu. Topu iyi paylaştı, Darius Adams’a rahat oynayacağı alanı vermedi, savunmada iyi geri koştu ve iki dakikada farkı çift hanelere çıkardı. Ancak tüm sezon boyunca hiçbir maçta ilk beş çıkmayan Ioannis Bourousis, neden Euroleague’in en iyi beşine seçildiğini kanıtlamak ister gibiydi. Yunan pivot oyuna girdi, attığı sekiz sayıyla hücumu toparladı ve Udoh kısa sürede iki faul aldı. Üstelik Bourousis’in varlığı, Laboral’in baskı savunmasının da kıymetini artırdı. Kutxa koçu Velimir Perasoviç, maça başlarken Jaka Blaziç’e Bobby Dixon’ı savunma görevini verdi. Dixon, kendisinden 20 santim uzun Blaziç’in sürekli temas kovalayan sert savunması karşısında Fenerbahçe’nin doğrularından çıktı. Dixon topu sürekli elinde tutunca, Fenerbahçe’nin hücumdaki paylaşımı da durdu. Burada takımın lideri Bogdan Bogdanoviç’in de kişisel telaşının takıma çok zarar verdiğini vurgulamak gerek. İşler iyi giderken "Benim de katkı sağlamam gerek” niyetiyle yaptığı kötü tercihler, top paylaşımını çok olumsuz etkiledi.

Yine de her şey o kadar da kötü gitmiyordu ilk yarıda. Mike James ve Adams ikilisinin oyuna girmesine engel oldu Fenerbahçe savunması. Öyle ki, devrenin bitimine iki dakika 52 saniye kalana kadar, 17 dakikada bu ikilinin toplam sayısı sıfırdı. Hiç sayı atamamıştı Adams ve James. Ancak bir anlık dalgınlık, maçın gidişatını değiştirdi. Tek pozisyonda geri koşarken yerleşme, adam paylaşımı ve topu karşılama hatalarını bir arada yaptı Fenerbahçe. Sonuç, Adams-James alley-oop’u oldu. Bu basket, havaya girmesini sağladı Laboral’in. 17 dakikada hiç sayı atamayan ikili, kalan üç dakikada 13 sayı attı. 13 sayılık farkla önde olduğu ilk yarıyı, sadece bir sayı önde tamamladı Fenerbahçe. Üstelik tüm ivme, Laboral’e geçmişti.

İkinci yarıya başlarken Fenerbahçe’de ana hedef, Adams’ı durdurmaktı. Görev bu kez Bogdanoviç’indi. Blaziç’in Dixon’a yaptığını, Bogdanoviç Adams’a yapmak istedi fakat işe yaramadı. Fenerbahçe Adams’ı açık alanda durduramayınca, her pozisyonda çembere gitmeye başladı. Gemi, su alıyordu. Adams coştukça, Laboral de coştu. Bourousis, biri şans üçlüğü olmak üzere üst üste 10 sayı attı ve fark yedi sayıya kadar çıktı.

Bu esnada Obradoviç çok şey denedi, sürekli oyuncu değişiklikleriyle takımın direncini artırmaya çalıştı. Fakat hücumda bulunan bomboş üç sayılık atışlar kaçınca, takımı yeniden terse çevirmek gerekti. Obradoviç, Sloukas-Hickman-Kaliniç-Antiç-Vesely beşine döndü Fenerbahçe. Yedi sayılık farkı, bu beş bir sayıya kadar indirdi. Şaşırtıcı gelebilir, ancak bu maça kadar Euroleague sezonundaki 1080 dakikada, koç Obradoviç bu beşi toplamda sadece beş dakika yan yana oynatmıştı. Peki en kritik yerde neden bu oyunculara döndü? Cevap belli. Sloukas, Hickman ve Antiç daha önce Euroleague şampiyonluğu yaşamış üç oyuncu. Yanlarına Kaliniç ve Vesely gibi takımın en çok mücadele eden iki ismi de eklendiğinde, “pes etmeyen Fenerbahçe” yeniden parkedeydi.

Obradoviç, o büyük dalgada gemiyi alabora olmaktan kurtarmış ve sakin sulara çekmeyi başarmış, ancak yine de iş bitmiş değildi. Maçı kazanmak için çembere gitmenin önemi çok fazlaydı ve Fenerbahçe bunu yapamıyordu. Bu noktada bir ara verip, 2016 Berlin’den, başka bir tarihe, başka bir yere gitmekte fayda var.

Ekim 2013, Samsun. Basketbolda Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı. Fenerbahçe, ezeli rakibi Galatasaray’la oynuyor. Maçın en kritik anlarında koç Zeljko Obradoviç, topu Emir Preldziç’e teslim edip özel bir oyun çiziyor. İkili oyun oynanırken, Melih Mahmutoğlu, Furkan Aldemir’e yaptığı perdelemeyle Emir’in çembere giden yolunu açıyor ve boş turnike bulan Preldziç, Fenerbahçe’ye kupayı kazandırıyordu.

Tekrar 2016’ya dönelim. Maçın son iki dakikasında, Sloukas –biri skoru 72-72’ye getiren– iki boş turnike attı. İlkinde Datome, ikincisinde Dixon, arkadan uzuna perdeleme yaparak Sloukas’a boş turnike imkanı tanıdı. Evet, potaya giden Sloukas’tı ama ona o yolu açan –tıpkı 2013’te olduğu gibi– Zeljko Obradoviç’ti. Euroleague tarihinin en iyi koçu, bir kez daha kartviziti parkeye bıraktı.

Uzatmaya giden maçta çok yoruldu Laboral Kutxa. Kaptan, gemiyi sakin sulara çektikten sonra limana yaklaştırmıştı. Takım kendi düzenini bulduğunda, Bogdanoviç yeniden devreye girdi ve uzatmadaki dokuz sayısıyla Fenerbahçe’yi finale taşıdı. O ana kadar 10 şutunda iki isabet bulan Bogdanoviç, pes etmedi ve kazandı. 1.78’lik Dixon, adeta dayak yediği maçta pes etmedi ve normal sürenin sonunda Datome’ye çok kritik bir asist yaptı. Tüm sezon boyunca ortalarda görünmeyen Sloukas, pes etmedi ve Final Four’da Fenerbahçe’yi taşıdı. Maç boyunca kötü oynayan Fenerbahçe, pes etmedi ve son sözü söyleyerek, tarihinde ilk kez finale yükseldi. Durmak, vazgeçmek, pes etmek karakterinde yok Fenerbahçe’nin. Amerikan Futbolu efsanesi Vince Lombardi’nin dediği gibi: “Kazananlar hiçbir zaman pes etmez ve pes edenler hiçbir zaman kazanamaz."

13 Mayıs 2016 Cuma

Final Four Rakip Raporu: Laboral Kutxa



2015 ile 2016 arasında çok büyük farklılıklar var. Geçen yıl yapılan uğurlama törenini bu yıl istemeyen Zeljko Obradoviç, kutlamaları F4 sonrasına bıraktı. Geçen yıl yaptığı şakalarla ödül törenini adeta tek kişilik şovuna dönüştüren Obradoviç, bu kez basın toplantısında çok ciddi ve sakindi. Geçen yıl Avrupa'nın her ülkesinden gazetecilere saatlerce özel röportaj veren koç, bu kez basın toplantıları haricinde kimseye özel konuşmadı. Zeljko Obradoviç, 2002 ve 2011'le birlikte kariyerinin en özel sezonlarından birini geçiriyor. Diğer iki sezonda ne mi olmuştu? Sekiz Euroleague kupasının ikisini almıştı. Sırp koçun dokuzuncu şampiyonluğu yolundaki ilk rakibi Laboral Kutxa.

En farklı galibiyet: Limoges, 107-71
En farklı mağlubiyet: Brose, 89-69
Normal sezon derecesi: 6G – 4M
TOP 16 derecesi: 9G – 5M
Sıcak istatistik: Euroleague'in en çok savunma ribaundu alan (maç başına 27.6) takımı.
Soğuk istatistik: Euroleague'de maç başına rakiplerine en çok ribaund veren dördüncü takım. (32.4) Laboral'den kötü üç takım, Sassari, Karşıyaka ve Strasbourg ilk turda elendi.
Kulüp tarihi: 1 Saporta Kupası, 3 İspanya Ligi, 6 İspanya Kupası Şampiyonluğu
Antrenör kariyeri: Velimir Perasoviç. 2014 Eurocup şampiyonu, 2006 İspanya Kupası ve İspanya Süper Kupası şampiyonu.

KADRO
G, Fabien Causeur (10.8s, 3.3r, 2.1a)
F, Adam Hanga (8.4s, 5.1r, 1.8a, 1.5tç, 1.3b)
C, Ioannis Bourousis (14.6s, 8.9r, 2.3a)
G, Darius Adams (12.6s, 2.0r, 3.9a, 1.4tç)
F, Kim Tillie (5.7s, 3.8r)
G, Mike James (10.4s, 2.7r, 2.7a)
F, Davis Bertans (7.9s, 2.1r, %50 üçlük)
F, Jaka Blazic (7.9s, 3.3r)
G, Alberto Corbacho (3.4s, 1.2r)
C, Ilimane Diop (2.6s, 2.1r)
C, Darko Planiniç (3.2s, 2.1r)

EN GÜÇLÜ YÖNÜ
Sürat. Euroleague'in en hızlı oynayan takımı Laboral. Ligin en çok ribaund alan takımı olmaları, bunun bir sonucu sadece. Kadrodaki herkes ribaundlara konsantre ve (Darko Planiniç ve Ilimane Diop haricinde) ribaundu alan her oyuncunun yarı sahayı geçme özgürlüğü var. Laboral'i izlerken "yanlış şut" kavramını sorguluyor insan. Çünkü bu takımın özünde "yanlış şut" diye bir mefhum yok. Maç başına 64 şut kullanıp, 20 kez faul çizgisine gidip, 14 kez de top kaybediyorlar. Karşılaştırma yapmak gerekirse: Fenerbahçe 59 şut kullanıp, 19 faul atıp, 12 top kaybediyor. Yani Laboral, yaklaşık 8 kez daha fazla hücum ediyor Fenerbahçe'den.

EN ZAYIF YÖNÜ
Sürat. Yazım hatası yok, Laboral'i en güçlü yapan şey, aynı zamanda takımın en zayıf noktası. Mario Andretti'nin "Eğer her şey kontrol altındaysa, yeteri kadar hızlı gitmiyorsunuz demektir" sözünü şiar edinmişler sanki. Hızlı oynamayı seviyorlar fakat sürati kontrol edebilecek oyuncuları yok Kutxa'nın. Darius Adams da, Mike James de içgüdüleriyle oynayan kısalar. Hakkını teslim etmek lazım, koç Velimir Perasoviç iyi bir düzenle bunu yapmalarını sağlıyor. Ancak guardlar aklıselim sahibi olmadıklarından, iş karar vermeye gelince hata yapıyorlar. Maçı hızlandıramadıklarında, ya da hızlı maçı kontrol edemediklerinde kötü şut seçimleri ve top kayıpları ortaya çıkıyor. Bu da mağlubiyete yol açıyor. Laboral bu sezon 15 ve üzerinde top kaybettiği 10 maçta yedi mağlubiyet aldı.

EN İYİ OYUNCUSU
Ioannis Bourousis. Laboral Kutxa’nın tüm bu fırtınalı oyununda, sığınacakları ilk liman Yunan pivot oluyor. Bu sezon hiçbir maçta ilk beş çıkmadan Euroleague’in en iyi beşine seçilen Bourousis, Real Madrid seviyesinden bir alta düştüğü sezon, tabiri caizse döktürüyor. Nesli tükenen eski usul pivotların en önemli temsilcisi Bourousis, sırtı dönük oyunuyla Laboral'in yarı sahadaki yaratıcısı rolünü kusursuz oynuyor. Bourousis gibi bir pasörün etrafında, Blazic-Hanga gibi çembere topsuz koşuyu iyi yapan forvetlerin de, Bertans-Corbacho gibi keskin nişancıların da değeri artıyor. Üç sayı tehdidi olan, ikili oyun bitiren, sırtı dönük oynayan, pas özelliği olan Bourousis; bu sezon Euroleague'in de en değerli oyuncularından biri.

X FAKTÖRÜ
Adam Hanga. “Çok yönlü hücumcu” tanımı, bir oyuncunun hücum çeşitliliğini anlatmak için kullanılır. Macar forvet söz konusu olduğunda, nadir kullanılan “çok yönlü savunmacı” tanımı öne çıkmalı. Topa baskı yapabilen, perdeleme sonrası adam değişiminde herkesin karşısında durabilen, yardımları kusursuz getirebilen, top çalan, blok yapan, ribaund alan, atletik bir forvetten bahsediyoruz. “Madem bu kadar iyi, neden NBA'de değil?” diye soranlar merak etmemeli, Hanga'nın NBA'deki hakları San Antonio Spurs'te. Eninde sonunda gideceği yer orası. Laboral kadrosunda en çok süre alan oyuncu olmasının bir sebebi var: Hanga'nın enerjisi, savunmada sürekli hareketliliği, Laboral kadrosunda başka kimsenin karşılayamayacağı şeyler.

HÜCUMDA NE YAPARLAR?
Eğer Avrupa basketbolunda da, futbolda ya da NBA'de olduğu gibi detaylı koşu istatistikleri tutulsaydı, Laboral Kutxa zirvede olurdu. (Merak edenler için ilgisiz not: NBA'de en çok mesafe kat eden takım, maç başına 28 kilometrenin üstüne çıkan Orlando Magic.) Laboral'in koşmasını sağlayan en önemli özelliği, şüphesiz ki ribaundları. Maç başına 37.9 ile Euroleague'in en çok ribaund alan takımı Laboral, bunu tek oyuncusuyla yapmıyor. Takımda herkesin ribaund katkısı sağlaması, ribaund sonrası tüm oyuncuların doğru kulvarı bulup aniden hücuma çıkması Kutxa'nın en büyük özelliği. Üstelik toplu yaratıcıları çembere gidebiliyor ve bu da sık sık faul almalarını sağlıyor. Bertans, Causeur, Corbacho gibi keskin şutörler, rakip savunmaların yardımlarını zorlaştırıyor ve hücumda geniş alanda oynamayı sağlıyorlar. Koşmanın sadece tam sahada olduğunu düşünmek yanıltıcı olur, Laboral oyuncuları yarı sahada da topsuz koşuları çok yaparak, topla yaratıcı oyuncu azlığını telafi ediyorlar. Maç başına attıkları 82 sayı, Laboral'in hızının bir ürünü.

SAVUNMADA NE YAPARLAR?
Laboral'in koşma prensibi, savunmada da işlerine yarıyor. Perasoviç'in takımı, atletizmin avantajıyla her yere koşarak yetişiyor ve bu sayede ligin üç sayılık atışları en iyi savunan üçüncü takımı durumundalar. Laboral'in rakipleri maç başına %32.7 isabetle üçlük atıyorlar. Laboral'in savunmasının ne kadar iyi olduğunu anlatmak için maç başına yedikleri 76.4 sayı çok şeyi ifade etmiyor. 100 pozisyon üzerinden hesaplanan savunma verimliliği istatistiklerinde lig lideri olan Laboral, 100 pozisyonda sadece 102.5 sayı yiyor. İyi geri koşmakla başlayan, topa baskıyla devam eden, atletik oyuncuların her yere yetişmesiyle perçinlenen savunmaları, inatçı yapılarıyla birleşince çok verimli oluyor.

LABORAL NASIL KAZANIR?
Tabelayı şişirerek. Laboral Kutxa, bu sezon 80 sayının altında kaldığı 11 maçın sekizini kaybetti. Bu yüzden tabelada 80'leri görmek, Laboral için birinci hedef olacak. Üstelik Fenerbahçe, bu sezon 80 sayının üzerinde yediği altı maçın üçünü kaybetmiş. Fenerbahçe'nin bu sezon sadece beş maç kaybettiği düşünülürse, durumun ciddiyeti biraz daha ortaya çıkar. Laboral Kutxa'nın 80 sayının üstüne çıktığı 16 Euroleague maçında, 15 galibiyeti var.

FENERBAHÇE NASIL KAZANIR?
1- Oyunu yavaşlatarak
Fenerbahçe'nin Laboral karşısındaki en büyük hedefi, oyunu yavaşlatmak olacak. Bunu yapabilmek için, ilk 10 saniyenin nasıl savunulduğu çok önemli. Kesinlikle ve kesinlikle, hızlı hücum sayısı bulmalarını engellemek gerekiyor. İyi geri koşmak, geri koşulduğunda savunma yerleşimi ve adam paylaşımını doğru yapmak ve her ne olursa olsun ilk 10 saniyede sayı yememek çok ama çok önemli.

2- Fabien Causeur'ün skorunu engelleyerek
Causeur, en son resmi maçını 20 Mart'ta oynamıştı. Tedavi süreci iyi geçti ve Final Four'da sahada olacak. Takımdaki tüm kısaların istikrar sorunu yaşadığı ortadayken, her maç ne vereceği belli olan Causeur'ün Laboral için önemi çok büyük. Üstelik o sayı atınca kazanıyorlar. Bu sezon Laboral'in kazandığı maçlarda ortalama 11.5 sayı atan Causeur, kaybettiği maçlarda 5.6 sayıda kalıyor. Fransız oyuncunun çift hanelere çıkmaması gerekiyor.

3- Üç sayı çizgisinin gerisini iyi savunarak
Laboral Kutxa'yı 80 sayının altında tutmak, çok önemli. Bunu yaparken, üç sayı çizgisinin gerisini iyi savunmak değer kazanıyor. İsabetli üçlüklerle ritm bulan Laboral, özgüven de kazanıyor. Kutxa kazandığı maçlarda %40, kaybettiklerinde %30 üçlük isabetinde kalıyor. Neyse ki, Fenerbahçe bu alanda Euroleague'in en iyisi. Sarı-lacivertliler, rakiplerine üç sayı çizgisinin gerisinden %30.9 isabetle şut atma imkanı tanıyor. Bu savunmayı yaparken dikkat çekilmesi gereken bir numaralı oyuncu Bertans. Ciddi bir sakatlıktan dönen Letonyalı oyuncu, Laboral'in kazandığı maçlarda %52 üçlük isabetiyle 10.5 sayı atıyor. Kaybedilen maçlarda %38 isabetle 6.1 sayıda kalıyor.

4- Serbest atış kullandırtmayarak
Laboral Kutxa'nın hızlı hücumları işlemediği zaman, takımın yaratmak için az seçeneği var. Bunların başında Bourousis geliyor, fakat Yunan oyuncu tek çare değil. Oyunu yavaş oynamaktansa, durdurmak Laboral'in en büyük taktiği. Yani faul çizgisine gelmek. Kutxa toplamda 421, maç başına 15.6 isabetle CSKA Moskova'dan sonra Euroleague'in en çok serbest atış isabeti bulan takımı. Bunu engellemek, kazanmak için kilit önem taşıyor. Laboral bu sezon faul çizgisinden 12 veya daha az sayı bulduğu yedi maçın beşini kaybetmiş.

5 Mayıs 2016 Perşembe

Bobby Dixon Özel



Euroleague'deki ikinci sezonun ve Final Four'dasın. Nasıl bir duygu?
Gerçek dışı. Bu sezon Fenerbahçe'nin bir parçası olduğum için çok heyecanlıyım. Harika bir takımımız var. Harika bir antrenörümüz var. Bu sezon her şey iyi gitti...

Koç Zeljko Obradoviç'le, senin bir savunmacıya dönüşmeni konuşuyorduk. Bu nasıl oldu? Seni Karşıyaka'dan ve önceki takımlarından biliyoruz. Sen bir savunmacıdan çok hücumcu olarak biliniyordun ve bu şekilde şampiyonluklar yaşadın. Ve Real Madrid serisinde senin çok iyi bir topa baskı yapan savunmacı olduğunu gördük. Bu nasıl oldu?
Kendimle ilgili şunu söyleyebilirim. Sürekli kendi kendime meydan okumayı seviyorum. Ben her zaman savunma yapabilirdim. Fakat yer aldığım takımların çoğu benim sayı atmamı, hücumu düşünmemi istiyorlardı. Burada harika bir takımımız var. Birçok skorere sahibiz. Ben de kendi kendime "Maça etki etmek için ne yapabilirim?" diye sordum ve seri boyunca tüm enerjimi savunmaya verdim. Real Madrid'in iki harika guard'ını tutmaya çalıştım. Ve işe yaradı.

Sezon içindeki tek bir andan bahsedeceğim. Sen bir top için kendini yere attın ve koç Zeljko Obradoviç gelip sana sarıldı. O neydi?
Khimki'yle oynuyorduk ve onların da Tyrese Rice gibi muazzam bir oyun kurucuları vardı. İyi oyun kuruculara karşı oynadığımda baskı yapmaya ve oyuna o şekilde etki etmeye çalışıyorum. O pozisyonda topu çaldım ve o sayede smaç vurduk. Koç bunu çok sevdi. Geldi ve tutkusunu gösterdi.

Koçla aranızda ilginç bir ilişki var diyebilir miyiz? Dışarıdan bir aile gibi görünüyorsunuz. Bazen sana bağırıyor, bazen gelip sarılıyor. Aile gibisiniz, değil mi?
Koçun çok tutkulu birisi olduğunu anlıyorum. Eğer yanlış bir şey yaptıysanız, o sizi haberdar edecektir. Ben de bir oyuncu olarak bunu da anlıyorum ve nasıl cevap vereceğimi de biliyorum. Benim için herhangi bir sorun yok, seviyorum.

Sen birçok açıdan ilham verici bir insansın. O noktalardan birisi de boyunun uzunluğu. Euroleague Final Four'unda oynayan çok fazla 1.78'lik oyuncu görmüyoruz. Bununla ilgili nasıl hissediyorsun? Boyunun uzunluğuyla ilgili konuşmak istiyorum ve basketbol oynamak isteyen kısa çocuklara ne gibi bir mesajın olur?
Öncelikle bu koca adamların oyununda kısa boylu olmanın bir dezavantaj olduğunu kabul etmelisiniz. Her şeyden önce, benim çok büyük bir yüreğim var. Bazı günler kazanmak için ölmeye hazır hissediyorum. Kazanmayı o kadar çok istiyorum. Boyumu bir dezavantaj olarak değil, bazen avantaj olarak görmek istiyorum. Yaşadığım hayat tecrübeleri düşünülürse, göründüğümden daha büyük bir insanım. Olaya böyle bakıyorum.

Hayat tecrübelerinden bahsettin... Fakir bir mahallede doğdun. Birçok insan senin hikâyeni bilmiyor. Bu noktaya gelmek senin için ne kadar zordu?
Benim için çok zordu. Çünkü nerede ve hangi şartlarda doğduğunuzu seçemezsiniz. Ben çok fakirlik içinde doğdum. Küçükken annem ve babam bana olması gerektiği gibi bakabilecek durumda değillerdi. Gördüm ki bu yaşam tarzı sizi aşağıya çekiyor, ben de bunu hayatımı daha iyiye götürmek için bir motivasyon olarak kullandım. Etrafımda olan kötü şeyleri bahane olarak kullanmadım. Her şeyi basketbol sahasına koymak istedim.

Tüm enerjini basketbol sahasına yansıttın yani...
Evet hepsini bugün olduğum yere gelebilmek için kullandım. Motivasyonum bu. Herkes bahanelere sığınabilir, bahane üretmek kolaydır. Ben de kolayca pes edebilirdim. Ancak ben pes edecek birisi değilim.

Geçmiş günlerini düşündüğünde, şu anda spot ışıkları altında olmak, yedi haneli kontrat sahibi olmak... Bunlarla ilgili nasıl hissediyorsun?
Bazen unutuyorum, çünkü geçmişimden tamamen ayrıldım. Fakat kesinlikle harika bir duygu. Geçmişe bakıyorum da bazen, çok şey yapmışım. Bu noktaya gelmek için çok şey yaşamışım. Sahnede olmak için çok fazla çalışmışım. Bunun için şükrediyorum. Hiçbir şeyi hafife almıyorum. Her şeyi hazmedip, en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Yani sen bu kadar başarılıysan, sen başardıysan, herkes başarabilir, değil mi?
Evet. Eğer başarmak için yeteri kadar inanca, isteğe ve disipline sahipseniz kesinlikle başarabilirsiniz. Ancak çalışmıyorsanız, mesela ben, basketbola karar verdiğimde başka hiçbir şey önemli değildi. Hiçbir şey. Basketbol benim için her şey demekti. Bu inancı kullandım ve sonucu bu.

Sahada yapmayı en sevdiğin şey ne? Üçlükler mi? Bu sene seni daha çok penetre ederken görüyoruz, topa baskı yapıyorsun. En sevdiğin hangisi?
Favori hareketim muhtemelen dribling üstünden attığım üçlükler. Ben Bobby-D lakabını üçlüklerimle kazandım, yaptığım şey de budur.

Oynadığın diğer takımlarla bu takım arasındaki fark nedir? Karşıyaka'da bir şampiyonluk yaşadın, Fransa'da ve başka ülkelerde de oynadın. Fenerbahçe'nin diğerlerinden temel farkı ne?
Bu takım muhtemelen oynadığım en yetenekli takım ve oynadığım diğer takımlardakinin aksine, bu takımda hücumda çok şey yapmak zorunda değilim. Bunu bildiğim için her pozisyonda sayı atmaya çalışmıyorum. Oyuna farklı yönlerde katkı sağlamayı tercih ediyorum. Ribaund almaya çalışıyorum, topa baskı yapmaya çalışıyorum, rakip hücumları rahatsız etmeye çalışıyorum ve gerektiği zaman sayı atıyorum. Temel fark bu.

Takımdaki arkadaşlık için ne söylersin? Özellikle Ekpe'yle yakınsınız.
Evet, evet. Buradaki çocukların hepsi çok iyi insanlar. Ricky'yle Ekpe'yle iyiyiz, Pero'yla sürekli şakalaşırız. Bogdan da öyle. Aramızda iyi bir bağ yarattık. Kazandıkça da daha yakınlaştık.

Takımdaki en komik kişi kim? En iyi şakaları kim yapar?
En komik? Muhtemelen benim olduğumu söyleyeceklerdir. Bence en komik Kostas. Kendi tarzı var.

Son soru. Taraftara mesajın var mı? Şampiyon olabilir misiniz?
Maç maç bakacağız. Ne yaparız, ne yapmayız söylemeyeceğim. Söz verip tutmamak istemem ancak kazanmak için çok büyük bir şansımız var. Yine de Laboral'i hafife alamayız. Önce o maça bakıp, hazır olacağız.

20 Nisan 2016 Çarşamba

Fenerbahçe gibi kazanmak



2015 Mayıs'ında, bir cuma günü Madrid Opera Meydanı'nı dolduran Türklerin yüzünde aynı ifade vardı: Heyecandan ne yapacağını bilemeyen, bir an önce maç saatinin gelmesini bekleyen, stres/mutluluk/tedirginlik/heyecan ve adı konulamaz daha birçok duyguyu aynı anda hisseden... O saf duygular, Barclaycard Center'da yerini hüzne bıraktı. Andres Nocioni'nin başlattığı sertliğe boyun eğen Fenerbahçe, kaybetti. O gece Madrid'de gözü yaşlı, başı önde binlerce Fenerbahçe taraftarının konuşmaya mecali yoktu da, herkesin tek bir dileği vardı: “Keşke bir rövanşı olsa...”

Nitekim çeyrek finalde geçmişin anıları o kadar yoğundu ki; Fenerbahçe'nin İstanbul'daki iki maçı nasıl kazandığı, Real Madrid'i ne kadar sürklase ettiği bile unutulmuştu. Temkinli olmanın zamanıydı. Fakat spor böyle bir şey işte: Hatıralarınızla değil, bugün ne durumda olduğunuzla ilgilenir. Ve bugün Fenerbahçe, Real Madrid'in katbekat önünde.

“Her insanın hayatı bir şekilde biter. İnsanları birbirinden ayıran fark, nasıl yaşadığı ve ne şekilde öldüğüdür.” der Ernest Hemingway. Bu serideki fark da buydu: Fenerbahçe Final Four'a kalırken, Real Madrid'in tüm karakterini bozdu. İlk iki maçla ilgili akılda kalan ilk not, Fenerbahçe'nin Real'i boyalı alan dışına püskürttüğü ve dış atışlara zorladığıydı. Öyle ki, Madrid ilk maçta 34 üçlük, 25 ikilik denemişti. Real Madrid koçu Pablo Laso'nun seri analizinde bu not öne çıkmış olmalı ki, ev sahibi olduğu maça iç-dış dengesini sağlamak için çıktı. Teşhis doğruydu doğru olmasına da, tedavi için kullandığı ilacın yan etkileri çok ağırdı.

Laso tedavi için topu ısrarla pota altına indirmeyi istedi maçın başında. İlk iki maçın toplamında dört şut deneyen Gustavo Ayon, 13 top kullandı. Ayon'a top indirme önceliğini benimseyen Real Madrid, maçın yavaşladığını fark etmedi. Tedavinin komplikasyonu, hastalığın kendisinden daha ağır çıktı. Real Madrid koçu Pablo Laso bu detaya o kadar boğuldu ki, kendisini başarılı kılan etkenleri unutarak, hiç de Real Madrid gibi oynamadan kaybetti. Ne tempo artırabildiler, ne pozisyon sayısı... Öte yandan Fenerbahçe, sezon başından bu yana takımı var eden stratejiden dışarı çıkmadı. Hemingway'in dediği oldu, iki takım arasındaki farkı nasıl yaşadıkları ve nasıl öldükleri belirledi...

Fenerbahçe için öyle bir maç geçti ki, oyuncular çıkıp “günlerdir hazırlandığımız üçüncü maç bu muydu yani?” dese, ukalalık olarak algılanmamalı. Obradoviç'in ilk iki maç stratejisi Laso'nun aklına o kadar girmiş ki, seriyi İstanbul'da kazanmış Fenerbahçe. Özel hiçbir şey yapmadı sarı-lacivertliler. Ekpe Udoh ve Gigi Datome savunmadaki tüm açıkları kapattı, Pero Antiç ribaundlara önemli katkı yaptı ve 2016 model Bobby Dixon baskı savunması ve penetrelerini gösterdi. Sürpriz yoktu.

Esasında Real Madrid'in iyi dönemleri de oldu maçın içinde. Bandırma'da Fenerbahçe'nin Banvit'e kaybettiği maçta Selçuk Ernak'ın denediği alan savunmasının tıpa tıp aynısını uyguladılar ikinci çeyrekte. Başarılı da oldular. Fakat alan savunması tüm maçı götürebilecek bir strateji değil. Hele ki playoff çeyrek finalinde. Tabii bu noktada Bogdan Bogdanoviç'i de özel bir yere koymak gerekiyor. Tıpkı ilk maçın başında olduğu gibi, başta en iyi kısa savunmacısı Sergio Llull ile savundu Real, Bogdanoviç'i. Uzunların da yardımıyla, onu kötü şutlara zorladılar. Fakat oyunu hiç zorlamadı, maçın kendisine gelmesini bekledi 92 doğumlu forvet. Efsane koç Aydın Örs, “İyi oyuncu olmakla, büyük oyuncu olmak farklı şeylerdir.” demişti bir sohbetinde. Bogdanoviç, Aydın hocanın tanımladığı “büyük oyuncu” olma adımlarını teker teker atıyor bu sene. İşin krize girdiği anlarda soğukkanlılığı ve sorumluluktan kaçmaması, maçı Fenerbahçe'ye getiren etkenlerdendi.

Çok değil, daha beş ay önceydi... Aralık ayında, henüz Euroleague'in ilk turunda Real Madrid'in işini bitirme fırsatı vardı Fenerbahçe'nin. Real'i Madrid'de yenmek, geçen sene Final Four'da yenildiği salonda, son şampiyonu kupa dışına itmek anlamına geliyordu. Bir normal sezon galibiyeti, rövanş demekti. Olmadı, Fenerbahçe deplasmanda kaybetti ve Real Madrid, o galibiyetle yakaladığı ivme sayesinde çeyrek finale kadar yükseldi. “İntikam soğuk yenen bir yemektir” derler. Ne kadar soğuk, o kadar iyi. Aylar geçti, çeyrek finalde bir kez daha karşı karşıya geldi Fenerbahçe, Real Madrid'le. İşi bir kez daha Madrid'de bitirme fırsatı doğdu. İki maçta sertlikle bezdirdiği Real Madrid'e karşı, aynı sertlikle çıktı sahaya. Üç maçın da ilk yarısında 30 sayının altında tuttuğu rakibini savunmasıyla, net bir şekilde yendi. Geçen yılla tam olarak aynı yerde, aynı takımı, aynı şekilde yendi Fenerbahçe. Bu galibiyet herhangi bir galibiyet değil. Bu rövanş, herhangi bir rövanş değil. Bu final four başarısı, herhangi bir başarı değil. İnanmıyorsanız, geçen Mayıs ayında bir cuma günü Opera Meydanı'nı dolduranlara sorun...

15 Nisan 2016 Cuma

Fenerbahçe Bütünü



Kostas Sloukas, yaz döneminde hemen hemen aynı parayı almasına karşın Olimpiakos'un teklifini reddedip Fenerbahçe'ye geldiğinde “Artık rol oyuncusu değil, lider olmak istiyorum” demişti. Real Madrid serisinin ikinci maçında, takım 100 sayı atarken sadece iki sayı atan Sloukas'ın mutsuz olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.

Fenerbahçe'nin başarısı da burada gizli zaten. Bu takımın parçası olan herkes bir fedakârlık yapıyor. Sloukas lider olma hayalinden vazgeçip rolünü kabul ediyor, geçen yıl ligde tozu dumana katmış Bobby Dixon önce “savunmacı” kimliğiyle sahada kalıyor, Gigi Datome daha az şut kullanmayı kabul ediyor, NBA Draftı'nda altıncı sıradan seçilmiş Ekpe Udoh defansta bütün açıkları kapatmayı kendine görev ediniyor, Pero Antiç en ufak bir kavgada olay mahalinde beliriyor, artık Avrupa'nın en büyük yıldızlarından biri olan Bogdan Bogdanoviç herkesin içinde hocasından fırçayı yediğinde yüzünde en ufak bir üzülme/sıkılma belirtisi olmuyor, Hickman'sa Hickman, Vesely'se Vesely, sakat olan oyuncu maçı takımın hemen yanında izleyip taraftara amigoluk yapıyor... Fenerbahçe'nin başarısının altında bu fedakârlıklar gizli işte. Maç sonu röportaj yapmak istendiğinde, her parmak başka birini gösteriyor. Sanki zorla konuşuyor oyuncular. Şov yok, samimiyet var. Ego yok, fedakârlık var. Bireysellik yok, takımdaşlık var. Ve Sloukas'ın da fark ettiği gibi: Bu takımda yıldız yok, göreviyle yıldızlaşanlar var.

Fenerbahçe'nin başarısının altında bu mutluluk gizli. Maç sonunda Ekpe Udoh “O kadar yorgunum ki, tükenmiş hissediyorum. Bu gece verebileceğim bir şey kalmadı.” diyor. Gözlerinin içi gülüyor bunu söylerken, çünkü kafasını yastığa koyarken hem vicdan rahatlığı, hem de başarmanın mutluluğu onunla olacak.

Fenerbahçe'de bunun sağlanmasındaki en önemli faktör, Zeljko Obradoviç. Oyuncuların düşünmesine gerek kalmıyor: Net görev tanımlarıyla, hocanın söylediklerini uygulamaları yeterli. Obradoviç zaten herkesin yeteneklerine en uygun mühendisliği en ince şekilde yapıyor. Seride iki maç geride kaldığında, Pablo Laso çok ağır bir yenilmişlik duygusu hissediyor olmalı. Çünkü en başından beri ilk hamleyi hep Obradoviç yaptı, Laso hep takip etmek zorunda kaldı.

Birinci maçta Obradoviç'in Nikola Kaliniç'i pivot pozisyonunda oynattığı kısa beşe karşı hamle hazırlamıştı Laso. İtiraf etmek gerekirse, çok iyi bir önlemdi bu. Pota altında Jonas Maçiulis ve Andres Nocioni'yi yan yana oynatan, tamamı kısalardan oluşmasına rağmen fizikli bir beş... Tebrikler Sayın Laso, ancak ilk maçın üstünden epey zaman geçti ve artık ikinci maç oynanıyor. Ve Obradoviç'in canı, bugün kısa beşle oynamak istemiyor.

Laso kısa beşini sahaya sürdüğünde, Obradoviç'in planları başkaydı. Bu kez Kaliniç'i Udoh ve Antiç'le aynı anda kullanmayı tercih etti. Buradaki esas amaç, Real Madrid'in Fenerbahçe'ye karşı en büyük avantajını sıfırlamaktı: İkili oyunlar. Bu üçlü sahadayken Real Madrid ikili oyunlarında adam değiştirme stratejisini benimseyen Obradoviç, Kaliniç'in yardım savunmasındaki başarısını ribaund etkinliğiyle birleştirince büyük fark yarattı Real Madrid'e. Daha ilk çeyrekten ribaundlarda 10'a dörtlük bir fark yakaladı Fenerbahçe. Üstelik savunmadaki adam değiştirme stratejisi, sürekli topun karşısında birisinin kalmasını sağladı ve Fenerbahçe Real'i yine boyalı alanın dışına püskürttü. Real Madrid, ilk çeyrekte beş ikilik denerken; yedi üçlük girişiminde bulundu. Skor tableası mı? 27-14 ev sahibi lehineydi.

Neden mi sadece ilk çeyrek istatistikleri var? Çünkü maç daha ilk çeyrekte bitti.

Bu noktada Jaycee Carroll'ı kullanmak, çembere yaklaşmak için doğru tercih olabilirdi Real için. Hakkını teslim etmek lazım, Laso bunu da denedi. Fakat buna da hazırlıklıydı Zeljko Obradoviç. Carroll'ın perdeleme sonrası çıkışlarında hep bir uzun dikildi karşısına. Hiçbir şekilde o çembere giden koridoru bulamadı Jaycee Carroll. Üstelik hücumda da mutlak saldırı prensibinden vazgeçmedi Fenerbahçe. Real'e karşı sürekli atak etti, sürekli hücumdaydı. Bulduğu her fırsatta hızlı hücum kovaladı, bulamayınca da sabırla pas yapıp sonuca gitti. Real Madrid'e karşı bir ara fark 30'un üstüne çıkarken, Türk basketbolunun tarihi gecelerinden birini yaşattı Fenerbahçe. Kusursuza yakın basketbol oynadı.

Seride seksen dakika geride kalırken, Real Madrid koçu Pablo Laso 13 oyuncusunu kullandı. En az süre alanı, yedi dakika durdu sahada. Üstelik 14. oyuncu olarak da, birçok Euroleague takımında ciddi süreler alabilecek Maurice Ndour var daha. Fenerbahçe sekiz kişiylik ana rotasyonla oynarken, dokuzuncu oyuncu olarak Melih Mahmutoğlu belirdi.

Kısacası, Laso bireylerde arıyor çözümü. Olmadıkça, başka bir bireye gidip, onun işleri düzelteceğini umuyor. Obradoviç ise kusursuz bir ahenkle hareket eden takımın mutlak sevgi ve mutluluğunu korumak için her şeyi yapıyor. Çünkü biliyor ki hiçbir savaşta bireyler, bütünü yenemez.

13 Nisan 2016 Çarşamba

Obradoviç'e Rakip Olmak



Yıl 2011. Euroleague'in favorisi Barcelona, ev sahibi avantajı olduğu seride Panathinaikos'la karşılaşıyor. Tüm yorumlar, bütün analizler Barça'nın seriyi geçeceği yönünde. Ancak Zeljko Obradoviç, ilginç bir şey yapıyor. Victor Sada ve Ricky Rubio'nun şut tehdidi olmamasından faydalanıp, box-and-one adı verilen, yıllardır modern basketbolda kullanılmayan bir savunma stratejisi geliştiriyor. Sada ve Rubio'yu riske ediyor. Üstelik Dimitris Diamantidis ve Nick Calathes gibi topu seven iki fizikli oyun kurucuyu neredeyse bütün maç yan yana oynatıyor. Playoff serisine kadar Diamantidis ve Calathes'in yan yana oynadığı dakika sadece dokuzdu... Panathinaikos seriyi kazanıp, sonrasında da Euroleague şampiyonluğuna ulaşıyor.

Yıl 2016. Son şampiyon Real Madrid, Avrupa'nın en iyi oyuncularından biri olan Jan Vesely'den yoksun Fenerbahçe'yle karşılaşıyor. Çoğunluk, Vesely'siz Fenerbahçe'nin çok zorlanacağı görüşünde. Ancak Zeljko Obradoviç, ilginç bir şey yapıyor. İkinci çeyrekte Nikola Kaliniç'i beş numara oynattığı, Bobby Dixon – Kostas Sloukas – Bogdan Bogdanoviç – Gigi Datome'li beşle sahada yer alıyor. Hücumda alan açıp, sürekli saldırarak Real Madrid'i ilk maçta sürklase ediyor. Playoff serisine kadar bu beş oyuncunun yan yana oynadığı dakika toplamını merak eden varsa, boşuna incelemesin: SIFIR. Tüm sezon boyunca birbiriyle ilk kez oynayan bir beş sahaya sürüyor ikinci çeyrekte Obradoviç. Ve verim alıyor.

İşte sekiz Euroleague şampiyonluğu bulunan Zeljko Obradoviç'in alamet-i farikası bu: Onu öngörmek mümkün değil, sadece yaptıklarını analiz edebilirsiniz.

Üstelik maça iyi başlayan taraf Real Madrid'di. Pablo Laso'nun Bogdanoviç'i en iyi kısa savunmacısı Sergio Llull ile tutmayı tercih etmesi işe yaramış, sürekli topa atlayan uzunların da yardımıyla Real Madrid, Bogdanoviç'i kilitlemişti. Bu esnada fizikli Jeff Taylor ile Dixon'ı savunan konuk ekip, Fenerbahçe'nin oyun kurucusunu da yıpratmayı başarmıştı. Çözüm üretmesi gereken taraf, Fenerbahçe'ydi. Ancak Laso sağolsun, beş dakika sonrası gelen televizyon molasının dönüşünde bu kararından vazgeçti. Llull savunmada Dixon'ı alırken, savunma farkındalığı düşük Taylor da Bogdanoviç'e gitti. Sonuç: Bogdanoviç'in ikili oyun sonrası gelen üçlüğü ve akmaya başlayan Fenerbahçe hücumları.

İlk kurşun geldikten sonra, Fenerbahçe'nin maç önü planı tıkır tıkır işlemeye başladı. Real Madrid boyalı alan dışına püskürtüldü, savunma ribaundu sonrası Real'e karşı bulduğu boşluklarda dört-beş saniye içinde basketler geldi ve oyun sete oturduğunda topsuz hareketlilik ve paylaşma prensibiyle sonuca gidildi. İlk 22 dakikada sekiz asist yaptı Fenerbahçe. Bu noktada, ikinci çeyrekteki kısa beşin etkisi çok büyüktü.

Obradoviç, Kaliniç'i sahada tutmanın bir yolunu arıyor sene başından beri. Hücumda kısa forvet pozisyonunda oynayan Sırp oyuncunun şut tehdidi olmadığı için, iki numaraya kaydırıp onun sırtı dönük oyunundan bir atak noktası yaratmaya çalışıyor. Nitekim birçok maçta da bunda etkili oldu. Real'e karşıysa Obradoviç'in Kaliniç'ten verim almak için başka bir planı vardı. Onu beş numaraya, yani pivot pozisyonuna kaydırıp, daha çabuk olduğu bir pivota karşı (Lima ya da Reyes eşleşmelerinde) tepeden bire bir oynamasını sağladı. Kısa forvette topla yaratıcılığı olmayan Kaliniç, beş numarada hücumun ana noktası haline geldi ve temel yaratıcı göreviyle bir süre Fenerbahçe'yi hücumda taşıdı. Kaliniç'ten sonra Datome devreye girdi. İki basket de ondan gelince, Ekpe Udoh'un cirit atacağı ortam oluştu hücumda. Nitekim Udoh oyuna girdi, bu kez onun üzerinden işlemeye başladı Fenerbahçe hücumları.

Fark çift hanelere gelince, Fenerbahçe'de yorgunluk belirtilerinin yanında, skoru koruma içgüdüsü ortaya çıktı. Bu noktada pas trafiği ve topsuz hareketlilikten vazgeçti Fenerbahçe. Nitekim son 18 dakikada sadece iki asist yaptı sarı-lacivertliler. Üstelik ilk yarıda 14'te üç üçlük atan Real Madrid, ikinci yarıdaki ilk altı üçlüğünde üç isabet buldu. Tam kabus görmeye başlamışken, Pero Antiç çıktı bu kez sahneye. Kritik iki şutla Fenerbahçe'yi krizden çıkardı.

Son çeyrekte, yıllardır maç sonlarını oynamasıyla nam salmış biri ortaya çıktı: Kostas Sloukas. Her pozisyonda çembere gitti, her pozisyonda rakip savunmanın dengesini bozdu ve bir lider gibi ortaya çıktı. Belki savunmada isteneni yapamadı, ancak “mutlak saldırı” prensibinden hiç vazgeçmedi Fenerbahçe. İlk çeyrek Dixon, sonra Bogdanoviç, sonra Kaliniç, sonra Datome, sonra Udoh, sonra Antiç ve bitirici darbe için de Sloukas... Obradoviç'in kusursuz rakip analizi, o kusursuz analize uygun muhteşem maç planı ve o muhteşem planı sahada uygulayan kararlı oyuncular... Galibiyetin şifresi bu Fenerbahçe için. Herkes rolünü, sahneye çıkacağı zamanı ve repliklerini ezbere biliyordu. Bilmeyene de, kenardan sufleyi verdi zaten Obradoviç.

Taraftarın maça en az oyuncular kadar etki ettiği gecede, Real Madrid'i oyun dışı bıraktı Fenerbahçe. Barış Hersek'in oyuna girdikten 12 saniye sonra, henüz takımın faul hakkı dolmamışken, Sergio Rodriguez'e basket-faul yaptırdığı pozisyondan sonra hemen kenara alınması, Zeljko Obradoviç tarafından net bir mesaj takımdaki herkese: Burası Euroleague playoff'u, rakip de son şampiyon Real Madrid. Bu seride ama'lara, fakat'lara, bahanelere yer yok. 39 dakika 59 saniye değil, 40 dakikanın tamamında kusursuz olmak zorundasın. Anlatma zamanı değil, iş yapma zamanı.

12 Nisan 2016 Salı

Euroleague Rakip Raporu: Real Madrid



İlk turun ardından yazılan Fenerbahçe değerlendirmesinde şöyle bir bölüm vardı...

Hayal kırıkları nadir. Listenin başında Real Madrid'e kaybedilen o Final Four ilk maçı var. Andres Nocioni'nin Euroleague MVP'si Nemanja Bjelica'yı sertlikle oyundan düşürmesi, tüm sezon birlikte hareket ederek dörtlü finale yükselen takımın bireysel çözümleri deneyerek darmadağın olması, Pablo Laso'nun ufak bir değişiklikle sahada Zeljko Obradoviç'in takımına büyük bir oyun farkı yaratması, tüm kulübün o fırsatı tekrar elde edebilmek için bilenmesi sonucunu doğurdu. Fenerbahçe'de herkes, Game of Thrones dizisindeki Arya Stark karakteri gibi her gece uyumadan tüm düşmanların adını sayıklar oldu: Andres... Pablo... Sergio... Rudy... KC... Felipe...

İşte o gün geldi, çattı. Gün, her gece adını sayıkladığın düşmanlarla karşılaşma günü...

En farklı galibiyet: Strasbourg, 97-65
En farklı mağlubiyet: Olimpiakos, 84-99
Normal sezon derecesi: 5G – 5M
TOP 16 derecesi: 7G – 7M
Sıcak istatistik: Euroleague'in en çok üçlük isabeti bulan takımı (235)
Soğuk istatistik: Çeyrek finale kalan takımlar içinde sezon boyunca en az galibiyet alan, en çok mağlubiyet alan takım.
Kulüp tarihi: 9 Euroleague, 4 Saporta, 1 Koraç, 1 Eurocup şampiyonluğu
Antrenör kariyeri: Pablo Laso Real Madrid’i 2013 ve 2015 ACB şampiyonu yaptı. 2015'te Euroleague şampiyonu olan Laso, 2013 ve 2014’te Euroleague’i finalde kaybetti.

KADRO
G, Sergio Llull (13.6s, 1.9r, 4.8a)
C, Gustavo Ayon (12.3s, 8.0r, 2.3a, 1.9tç, 1.4b)
G, Sergio Rodriguez (10.6s, 2.2r, 6.6a)
G, Rudy Fernandez (7.7s, 2.7r, 2.1a)
F, KC Rivers (8.4s, 1.5r, 1.0a)
C, Felipe Reyes (10.9s, 6.0r, 1.0a)
F, Jonas Maciulis (4.9s, 1.9r)
G, Jaycee Carroll (8.1s, 1.6r, %96 faul)
F, Jeff Taylor (4.6s, 2.2r)
F, Trey Thompkins (5.9s, 3.0r, 1.1a)
F, Andres Nocioni (6.2s, 2.8r)
G, Luka Donçiç (3.2s, 2.2r, 2.2a)
C, Augusto Cesar Lima (4.5s, 2.5r)
F, Maurice Ndour (1.7s, 1.2a)

EN GÜÇLÜ YÖNÜ
Tecrübe. Real Madrid son üç yıldır Euroleague'de final oynuyor. İki kez kaybettikten sonra, üçüncü yılda şampiyonluğa ulaştılar. Kazanmanın da, kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyorlar. Stres derecesinin yüksek olduğu, el titreten anları yaşamaya çok alışıklar. Birlikte oynamaya alışık, birbirlerini çok iyi tanıyan bir çekirdek kadroya sahipler. Milli takımda ya da kulüp takımında bu stresli anları defalarca oynadılar. Üstelik normal sezon ve TOP 16'da elenmekten son anda kurtulmaları, çeyrek final motivasyonunu iyice artırdı. Artık önlerinde yeni bir fırsat var.

EN ZAYIF YÖNÜ
Deplasman maçları. Real Madrid bu sezon deplasmanda oynadığı 12 maçın sekizini kaybetti. Ligde de aldıkları beş mağlubiyetin üçü deplasman maçlarında. Üstelik bunun tempoyla hiç alakası yok. Hemen hemen aynı pozisyon sayısına sahipler. Real Madrid'in iç ve dış saha arasındaki en büyük farkı, maç içinde yakaladıkları seriler. Dört-beş dakikalık dönemlerde, taraftarın da coşkusunu arkasına alarak, savunma dozunu artıran Real var Madrid'de. Deplasmanda bu serileri yakalayamayışlarının en büyük sebebi o savunma direncini ortaya koyamamaları. Deplasmanlarda maç başına 84, iç sahada 80 sayı yiyorlar.

EN İYİ OYUNCUSU
Sergio Llull. Real Madrid'in kalbi ve ruhu. Kendisi ribaund almaz, fakat ribaundu alana en hızlı şekilde ve en doğru pas açısıyla gider. Sürekli topu iterek oyunun hızını artırmaya çalışır. Yarı sahayı erken geçtikten sonra koşan oyuncuyu iyi bulur, topluyken perdeleme sonrası yaratıcılığı muazzam. Çembere gider, şut sokar, boş takım arkadaşını görür. Oyun içinde özgürlüğü bulduğu zaman, takıma da seviye atlatan isim Llull. Yetmiyormuş gibi, kendisi Real Madrid'in en iyi kısa savunmacısı.

X FAKTÖRÜ
Real Madrid'in kadro çeşitliliğini anlamak için, takımın ana yıldızları Llull – Rodriguez ve Fernandez haricinde çok fazla oyuncuyla maç kazanabileceğini görmek yeterli. Real Madrid'in X Faktörü olarak Gustavo Ayon, Felipe Reyes, Jonas Maciulis veya Andres Nocioni gösterilse; itiraz eden çıkmaz. Ancak Real Madrid'in hücum çeşitliliğini sağlamasındaki önemli faktörlerden biri Jaycee Carroll. O oyundayken Carroll'ı perdeden çıkararak birçok farklı oyun kurguluyor Real Madrid. Üstelik sadece sıradan bir şutör değil Carroll. Perdelemeyi o kadar iyi kullanıyor ki, topu aldıktan sonra çembere kadar gidiyor. Ve o ritmini bulduğu zaman, Real kendini buluyor.

HÜCUMDA NE YAPARLAR?
Her şeyi. Real Madrid'in ana oyun planı koşmaya çalışmak. İyi savunma ribaundu aldıklarında, koşabilecek fırsatı bulduklarında öldürücü bir takım haline geliyorlar. Ancak yarı saha hücumunda da seçenekleri çok fazla. Llull ve Rodriguez'in ikili oyun üzerinden yaratıcılıkları; Maciulis ve Ayon'un sırtı dönük oyunları; Reyes, Lima ve Ayon'un hücum ribaundlarıyla yarattığı ikinci şans sayıları; Carroll ve Rivers'ın perde çıkışları; Rudy ve Nocioni'nin hareketli savunmaya karşı hücum etmesi; Ayon – Reyes ve Taylor'un topsuz koşuyla potaya gidişleri... Real Madrid bir basketbol takımının hücumda yapabileceği her şeyi, birden çok seçenekle yapabilecek kapasiteye sahip. Açık ara, Avrupa'nın en çeşitli ve kaliteli hücum takımı Real Madrid.

SAVUNMADA NE YAPARLAR?
İstatistiklerin de gösterdiği üzere, Real Madrid pek savunma yapmaz. 24 takımlı Euroleague'de maç başına onlardan daha çok sayı yemiş sadece iki takım var: İlk turda elenen Sassari ve Limoges. “Yüksek tempoda aldatıcı olabilir” diye düşünebilirsiniz, savunma verimliliği istatistiklerinde de felaket durumda Real Madrid. 100 pozisyon üzerinden değerlendirildiğinde, 114.2 sayı yiyerek bu alanda da sondan ikinciler. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Fenerbahçe 105.2'yle bu noktada Kuban, Laboral ve Panathinaikos'un ardından dördüncü sırada. Real Madrid düşük savunma farkındalığına sahip, perdeleme sonrası takipleri zayıf, bire birde sağlam duramayan, yardım savunması niyeti pek olmayan oyuncuları barındıran bir takım.

REAL NASIL KAZANIR?
Hücumda topu paylaşıp, savunmada agresif olarak. Real Madrid'in kazandığı ve kaybettiği maçlar arasındaki en büyük farklardan biri, top paylaşımı. Eğer bire bir çözümlere giderlerse, kazanma şansları düşer. Bu yüzden topu iyi paylaşıp, birbirlerine pozisyon hazırlamaları gerekiyor. Özellikle ikili oyunlarda Bobby Dixon'ın şut tehdidini engellemek için perde sonrası agresifliği artırmak zorundalar. Ayrıca Bogdan Bogdanoviç'i iyi kontrol edip, Gigi Datome'nin skor üretmesini engellemek zorundalar. Fenerbahçe'nin kazandığı maçlarda 13.8 sayı atan Datome, kaybettiği maçlarda 6.8 sayıda kalıyor.

FENERBAHÇE NASIL KAZANIR?
1- Saldırarak. Çinli filozof Sun Tzu, efsane eseri Savaş Sanatı'nda “Yenemeyen savunur, yenecek olan hücum eder” der. Fenerbahçe için Real Madrid'e karşı bu teoriyi uygulayabilmek çok önemli. Real Madrid'li oyuncular savunmada geçen zamanı -tabiri caizse- boşa geçmiş vakit olarak görüyor. Maç içinde dört-beş dakika çok iyi savunma yaptıkları anlar olduğu gibi, kibirli davranıp dört-beş dakika rahat oynadıkları anlar da var. İşte bu noktada Zeljko Obradoviç devreye girecek. O anları doğru seçip, Real'e saldırmak çok kritik. Maçı Real Madrid hızında oynamak değil buradaki kasıt. Geri koşmakta zorlanan Real'e karşı eğer ilk dört-beş saniyede hücum etme fırsatı bulursa, mutlaka ama mutlaka kullanmalı Fenerbahçe. Eğer bu fırsat yoksa, Real Madrid'in savunmada ekstra mesai harcamasını sağlamak önemli. Doğru saha içi yerleşimi, iyi pas trafiği, ikili oyunlarda Bogdan Bogdanoviç ve Bobby Dixon'ın şut tehditlerini iyi kullanmak, Real'li oyuncuları konfor alanından çıkarıp, hiç sevmedikleri savunmada iş yapmak zorunda bırakacaktır. Kısacası motto şu olmalı: Fırsatın varsa, erken saldır. Yoksa, sabret ve Real'in düşük savunma konsantrasyonunu işle.

2- Pas trafiğini engelleyerek: Real Madrid'in asist sayısını 15'in altında tutmak savunmadaki birinci hedef olmalı. Real, bu sezon 20 ve üzerinde asist yaptığı 12 maçın dokuzunu kazanırken, 20'nin altında kaldıkları 12 maçta sadece üç galibiyet alabilmişler. Bu noktada kullanılabilecek faktörlerden biri de Rudy Fernandez'in düzen dışına çıkmasını sağlamak olabilir. Real Madrid'de Rudy Fernandez, kimsenin dile getirmediği, henüz adı konmamış en büyük sorun. Sakatlığı sonrasında henüz kendisini bulamadı ve oyuna girdiği bölümlerde en formda olduğu dönemlerdeki gibi hücumu domine etmeye çalışıyor. Ancak bu Real Madrid'in geçen senekiyle en büyük farkı Rudy'siz oynamayı öğrenmiş olmaları. Şu anda takım ve Rudy aynı sayfada değiller. Maç boyunca bunu kullanabilmek, Rudy'nin takım içine girmesini engellemek ve pas trafiğini azaltmak önemli.

3- Üç sayılık atışları savunarak: Real Madrid kazandığı maçlarda %40 ile 11 üçlük isabeti buluyor. Kaybettikleri maçlarda %31 ile 9 isabet buluyorlar. Real Madrid'i zor şutlara yönlendirmek, üç sayı çizgisinin gerisini savunmak çok kritik.

4- Takım halinde 40 dakika mücadeleyi bırakmayarak: Esasında üçüncü maddeyle çok bağlantılı bir durum bu. Real Madrid'de Llull, Fernandez, Rodriguez ve Carroll gibi çok zor şutları sayıya çeviren oyuncular var. Carroll dokuz metreden, iki kişinin üstünden mi attı? Olsun, atsın. 24 saniye biterken Llull, karnından çıkarıp şut mu soktu? Olsun, sorun değil. Tam top kaybedecekken Rodriguez dönüp üçlük mü attı? Problem yok, maça devam. Özellikle bu oyuncular imkansız şutlar için yaşayan isimler ve ne kadar iyi savunursanız savunun, bazen bu şutları sokacaklar. O yüzden Real Madrid'e karşı 39 dakika 59 saniye değil, 40 dakikanın tamamında psikolojik olarak ayakta kalmak, mücadeleyi bırakmamak önemli. Burada bir mesaj da tribüne. Özellikle yenebilecek zor şutlar sonrasında tribün desteğinin devam etmesi de hayati önem taşıyor.

5- Jaycee Carroll'u devre dışı bırakarak: Real Madrid'in kazandığı maçlarda 13 sayı atan Carroll, kaybettiklerinde yedi sayı ortalamasında kalıyor. Onu tek hanelerde tutmak, Fenerbahçe'nin kazanma şansını artırır. Carroll savunmasında sadece Carroll'e odaklanmak, yanıltıcı olabilir. Topa baskıyı da iyi yapıp, Carroll'e gelecek pasın kalitesini düşürmek Fenerbahçe'nin temel hedefi olmalı.

6- Felipe Reyes'i devre dışı bırakarak: Real Madrid'in kısaları, takım için hayati önem taşıyor. Fakat kısaların oyunda kendilerini bulması için Felipe Reyes'in sahada kalması mühim. Bunun birinci sebebi, Reyes ikili oyundan sonra devrilmiyor ve bu sayede Real Madrid kısaları alan buluyor. Üstelik Trey Thompkins'in aksine, Reyes'in hücumda verimli olması için top kullanmasına gerek yok. Hücum ribaundları, seken toplar, onu mutlu edebiliyor. İyi perdeleme yapan, kaçan atışları toplayan, top istemeyen uzun; Llull ve Rodriguez'in tercihi. Fakat Reyes'in savunmada bazı zaafları var. Özellikle dışarıdan oynayan dört numaraları savunmayı sevmiyor ve bu Real Madrid'in en büyük eksilerinden biri. Koç Zeljko Obradoviç, eğer Reyes'in sahada olduğu dönemde şutör dört numaradan verim alabilirse, Reyes'in de etkisi azalacaktır. Bu noktada bilhassa Pero Antiç ve Gigi Datome'nin dört numara oynadığı dakikalarda, onların dışarıdan hücum noktası olarak kullanılmaları çok kritik.

TOP 16 grubunu birinci bitirmişken, üstelik Jan Vesely'sizken Real Madrid'le eşleşmek, Fenerbahçe'nin güzel giden sezonundaki en büyük şanssızlık. Fakat iç sahada 15 aydır yenilmeyen bir Fenerbahçe var ve ilk iki maç Ataşehir'de oynanacak. Real Madrid, kâğıt üzerinde olduğundan daha yenilebilir bir takım ve Fenerbahçe bu zaafları işleyebilecek çok değerli bir koça sahip. Zeljko Obradoviç'in sene boyunca yaptığı hiçbir şeyi öngörmek mümkün değildi, yalnızca analiz edilebildi. Ünlü sihirbazın şapkasından çıkaracağı taktikler, Fenerbahçe'nin Final Four yolunda tutunduğu en sağlam dal olacak.

23 Aralık 2015 Çarşamba

İlk turun ardından: Fenerbahçe



2015 yılına dair çok fazla hayal kırıklığı yok Fenerbahçe'nin. Nasıl olsun ki? Geriye dönüldüğünde Maccabi Tel-Aviv serisinin ikinci maçıyla zirve yapmış bir basketbol tarzı, deplasmandaki Olimpiakos, CSKA Moskova, Barcelona, Maccabi Tel Aviv galibiyetleri ve tarihte ilk kez Final Four'a gitmenin haklı gururu var yılın yekûnünde.

Hayal kırıkları nadir. Listenin başında Real Madrid'e kaybedilen o Final Four ilk maçı var. Andres Nocioni'nin Euroleague MVP'si Nemanja Bjelica'yı sertlikle oyundan düşürmesi, tüm sezon birlikte hareket ederek dörtlü finale yükselen takımın bireysel çözümleri deneyerek darmadağın olması, Pablo Laso'nun ufak bir değişiklikle sahada Zeljko Obradoviç'in takımına büyük bir oyun farkı yaratması, tüm kulübün o fırsatı tekrar elde edebilmek için bilenmesi sonucunu doğurdu. Fenerbahçe'de herkes, Game of Thrones dizisindeki Arya Stark karakteri gibi her gece uyumadan tüm düşmanların adını sayıklar oldu: Andres... Pablo... Sergio... Rudy... KC... Felipe...

O maç, Obradoviç'in de takıma yaklaşımını tamamen değiştiren bir karşılaşmaydı. Geçen sezon saf yeteneklerin bir arada hareket etmesi üzerine kurulu Fenerbahçe, bu yaz yaptığı her hamleyle kavgaya hazır bir takım görüntüsüne büründü. 2014/15 Fenerbahçesi senkronize yüzme takımıysa, 2015/16 Fenerbahçesi daha çok bir boks takımını andırıyor bu yüzden. Kazanmanın tek bir yolu yok, olimpiyat oyunlarında ikisine de birer madalya yazıyor neticede.

Obradoviç, Bjelica ve Andrew Goudelock ikilisiyle zorunlu vedaların ardından bir karar verdi. Euroleague'deki yetenekli oyuncu havuzu gün geçtikçe daralırken Real Madrid ve CSKA Moskova gibi takımlar büyük yaralar almadığı için; Fenerbahçe başka bir şey yapmaya karar verdi. Obradoviç artık oyun yapan değil, oyun bozan bir takım kuracaktı.

Nitekim transfer döneminde takıma katılan oyuncuların birbirinden farklı onlarca özellikleri olmasına rağmen, ortak tek bir yanları var. Hemen hemen hepsi inatçı ve kavgada geri adım atmayacak karakterler. Belki Bobby Dixon, Kostas Sloukas, Pero Antiç, Gigi Datome, Barış Hersek iyi savunmacı değiller. Ancak onları yenmek için öldürmek zorundasınız. Nikola Kaliniç gibi bir savaşçı, Ekpe Udoh gibi harika bir çember savunucu da bu karakteri kaliteli savunmalarıyla birleştirebilen isimler.

Bu karakterde oyuncular alınca, basketbol tarzında tamamen bir değişikliğe gitti Fenerbahçe. Geçen sezonki erken hücum etme üzerine kurulu, hücumu “yaratıcı” görevi verilen oyuncular üzerinden başlatan, delicileriyle başlayan ataklarda sahaya iyi yerleşip pas trafiğiyle baş döndüren takım yok artık. 2016 Fenerbahçe'sinin gerçekleri bambaşka. Kısacası yeni Fenerbahçe kadrosu, Obradoviç'in herkese meydan okumasının ürünü. “En öldürücü zehrinizi getirin, ben ona da bir bir panzehir üreteceğim” diyor Sırp koç bu sezon.

Neredeyse hiçbir yaratıcısı bire birde etkili olmayan Fenerbahçe'de hücumdaki en büyük yaratıcı, Obradoviç'in “elindeki savaşçılara sayı attırabilme” yeteneği. Hakikaten öyle düzenleri var ki Fenerbahçe'nin; 33 yaşındaki Antiç iyi bir üçlükçüymüş gibi, Kaliniç nefis bir sırtı dönük hücum silahıymış gibi, Jan Vesely'nin şut zaafiyeti yokmuş gibi görünüyor. Nasıl mı? Antiç, çoğunluğunu en iyi üçlük attığı sağ köşeden bulduğu şutlar sayesinde kariyerinin en iyi üçlük yüzdesini yakaladı. (Bu yazı yazıldığında Antiç sezon boyunca denediği 56 üçlüğünün 17'sini sağ dipten kullanmış, bulduğu 23 isabetin de sekizini bu bölgeden bulmuştu.) Kaliniç, zaman zaman oyun kurucuyu destekleyen kısa rolünde kullanılarak büyük bir fizik avantajına sahip oldu. Çoğunluğu sol blokta topla buluştuğu anlarda, takım arkadaşlarına sırtı dönük oyundan pozisyon yarattı. Vesely, topsuz oyunda çemberden uzak kaldığında potaya yaptığı koşularla durdurulması zor bir adam haline geldi. Kısacası Obradoviç, her oyuncunun üzerinde titizlikle çalışarak, onların yapabildiklerini yansıtabileceği bir düzen kurdu hücumda.

Bunu yaparken geçen yıla göre önemli değişiklikler de yaptı Sırp koç. Öncelikle erken hücum çok azaldı Fenerbahçe'de. Temel sebep, topla yaratacak oyuncunun azlığı ve top kayıplarından rakibe verilecek kolay sayıları azaltmayı amaçlamak. Netice, Fenerbahçe'nin bir yarı saha hücumu takımına dönüşmesi oldu. Bunda da oyun kurucuların üstündeki yük çok arttı. Fenerbahçe, geçen yılın aksine, perdelemeler üzerinden kurguladığı oyunları artık topsuz bitiricileriyle oynuyor. Açmak gerekirse, Goudelock ya da Bjelica'nın perdeleme sonrası kullandığı şutlar ya da penetreleri artık yok Fenerbahçe'de. Dönem Vesely, Kaliniç ve Udoh gibi emekçilerin topsuz çember koşuları, uzunların kısa devrilme sonrasında verdiği paslar veya alley-oop'ların dönemi. Perdelemeyi kendisi için kullanan belki de tek isim, şutuyla yaşayan Dixon. Sloukas ve Bogdan Bogdanoviç'in de o özgürlükleri var, fakat ikisi de Dixon'a oranla daha imtinalı davranıyorlar.

Buradaki temel tehdit, hücumda gerçek bir delicinin olmaması. “Fenerbahçe çembere nasıl yaklaşır?” Sorusunun cevapları belli.

1- Yaptıkları perdelemeler sonrası Vesely ve Udoh'u devirerek.
2- Eşleşme avantajı yarattıktan sonra Kaliniç, Antic ve Udoh'tan sırtı dönük oyun kurgulayarak.
3- Vesely, Kaliniç, Bogdanoviç'le topsuz koşular yaparak.

Bu soruya dördüncü bir cevap daha eklemesi gerekiyor Fenerbahçe'nin: “Topla çembere giderek.” Transfere gerek duymadan, o cevabı kadro içinde verebilecek tek kişi, Ricky Hickman. Amerikalı oyuncunun cevap verebileceği başka bir soru da defansta, fakat ondan savunma kısmında bahsetmekte fayda var.

Hücum için Fenerbahçe'nin aleyhindeki bir diğer tehdit, Vesely ve Udoh'u yan yana oynatmak. Her ne kadar hücumun temelini hareketlilik üzerine dayandırsa da, saha içi yerleşimini şut tehdidi olmayan iki oyuncuyla yapmaya çalışmak hem Obradoviç'i çok yoracak, hem de rakiplerin önlem almasını kolaylaştıracak bir durum. Bu yüzden dördüncü şutörü, yani uzun forvet pozisyonundaki nişancıyı arıyor Fenerbahçe. Transfere gerek duymadan, o cevabı kadro içinde verebilecek tek kişi de Gigi Datome. Ancak o da “kısaların skor üretemeyişini” telafi etmekle meşgul şu sıralar. İş yine dönüp dolaşıp Hickman'ın dönüşüne kalıyor. Hickman, Datome'nin şimdi yaptığı işi yapınca, Gigi diğer tehdidi ortadan kaldırmak için Avrupa'da bulabileceğiniz en iyilerden birisi. Belki de en iyisi.

İşin savunma kısmında da farklı bir şey deniyor Fenerbahçe. Obradoviç, takımının çoğunluğunun kötü bireysel savunmacılardan oluşmasını, atletizm avantajını kullanarak gizlemeyi tercih ediyor. Fenerbahçe topu kısalarıyla karşılayamadığı için savunmayı çembere daha yakın kurgulayıp, boyalı alanı korumak düsturuyla hareket ediyor. Ancak perdeleme sonrası bu kural da ortadan kalkıyor, çünkü topa baskı yapan ya da perdelemeye takılmayan guardı yok Fenerbahçe'nin. Bu da çoğunlukla Udoh ve Vesely'nin rakibe karşı ikiye bir kalmalarına ve çemberden uzaklaşmalarına sebep oluyor. Fenerbahçe'nin savunmada olduğu anlarda bu ikilinin her yere yetişmek için sürekli hareket halinde olmasının sebebi bu.

Vesely ve Udoh'un her yere yetiştiği maç sayısı hiç de az değil. Euroleague ilk turu ve ligdeki 11 maçta bunu çoğu zaman yaparak, Fenerbahçe'nin savunmasını iyi gösterdiler. Fakat her güzelin bir kusuru olduğu gibi, bu güzel stratejinin de iki büyük riski var ve sarı-lacivertlilerin kaybettiği maçlarda o riskler çok öne çıktı:

1- Vesely ve Udoh'un her yere yetişme kaygısı, hücumda iyi yerleşip iyi pas yapan rakiplere karşı Fenerbahçe'nin çok fazla boş üçlük vermesine sebep oldu. (Fenerbahçe'nin bu sezon 10 ve daha fazla üçlük yiyip kazandığı iki maç Banvit ve Karşıyaka. Aynı şartlarda kaybedilen maçlar: Büyükçekmece, Konya ve Strasbourg.)
2- Yine Vesely ve Udoh'un öncelikle toplu oyuncuyu kontrol etme düşüncesi, devrilen uzunlardan çok sayı yemesine sebep oldu Fenerbahçe'nin.

Bu iki tehdidi düzeltmenin birinci yolu, topa daha iyi baskı yapabilmek. Transfere gerek duymadan, kadro içinde bu görevi üstlenebilecek tek kişi, tahmin edildiği üzere, yine Ricky Hickman.

Obradoviç'in takımın kilit parçası Hickman'ı rotasyona monte edip, muhtemel tehditleri ortadan kaldırması için TOP 16'da nispeten kolay gruba düşmek büyük bir avantaj. Yine de F Grubu'nun “ölüm grubu” olması, E Grubu'nda ev sahibi avantajını elde etmeyi elzem hale getirdi. TOP 16'da ilk ikide yer almak, hiçbir sezon bu yılki kadar önemli olmamıştı. “Obradoviç'in yeni Fenerbahçe'si” için sezon yeni başlıyor. Bu sefer işi, geçen yıldan çok daha zor.