8 Haziran 2011 Çarşamba

Nowitzki’nin ateşi sönmedi



NBA Final Serisi Dördüncü maçında Dallas Mavericks, Miami Heat’i 86-83 yendi. Dallas’a galibiyeti getiren isim, 39 derece ateşle sahaya çıkan Dirk Nowitzki oldu

Bazen kahraman olmanız için harika oynamanız yetmez. Bazen de kötü oynarken bile kahraman olursunuz. Dirk Nowitzki, NBA Final serisinin dördüncü maçında kariyerinin en iyi basketbolunu oynamadı. 19 şutunda altı isabet buldu, ortalamasının çok altında kalıp sadece 21 sayı attı ve üç top kaybetti. Yine de maçın kahramanı oldu.

Nasıl mı?

Uzun sarı saçlarıyla bildiğimiz Alman yıldızın hayatı boyunca karşısına çıkan en büyük sorunlardan biri sinüzit, en olmadık yerde bir kez daha yokladı. Dirk daha önce sinüslerini temizlemek için bir kez operasyon geçirmiş, önlem olarak da bir süreliğine saçlarını kısacık kestirmişti. 2011 Final Serisi'nin dördüncü maçında eski hastalığı tekrar sahneye çıktı. Üstelik doktorlar, maç sabahı Dirk Nowitzki'nin ateşinin 39 dereceye kadar yükseldiğini söylüyordu. Zaten Nowitzki'nin de beti benzi atmış, yürüyecek hali yoktu. Alman mühendislik harikasının esasında sıradan bir insan olduğu gerçeğiyle yüzleşmek için kötü bir zamandı.

Hiç adeti olmamasına karşın soyunma odasında takım arkadaşlarıyla duygusal bir konuşma yaptı Dirk Nowitzki. Kısaca bu maçı tek başına kazanamayacağını söylüyor ve yardım istiyordu. Son çeyreğe kadar herkes imece usulüyle bir şeyler kattı takıma. 2011 playoff'unda ilk kez ilk beşte çıkan JJ Barea deliciliğiyle, kenardan gelen DeShawn Stevenson üçlükleriyle, Tyson Chandler ribaundlarıyla, Shawn Marion istikrarlı sayı katkısıyla son çeyreğe kadar getirdi maçı. Dördüncü periyoda bir atımlık barutu kalmıştı Nowitzki'nin. O da Dallas için yeterli değildi. Gözler Jason Terry'nin üzerindeydi. Jet'in katkısı çok önemliydi çünkü son çeyrekte sekiz sayı attığı tek maçı kazanırken, dördüncü periyotta hiç sayı atamadığı iki maçı da kaybetmişti Dallas. Son dakikalara kadar felaket oynayan Jason Terry, Dwyane Wade ile tartıştıktan sonra kendine geldi. Hayati önem taşıyan bir üçlük attı. Sıra tekrar Dirk'e gelmişti. O bir atımlık barutunu en doğru zamanda kullandı ve kabusu Udonis Haslem üzerinden maçı kazandıran turnikeyi bıraktı.

Dirk Nowitzki belki olağanüstü oynamadı, ancak kahramanlığıyla NBA tarihine geçti. Öte yandan harika oynayan bir Dwyane Wade vardı sahada. Tüm maç boyunca tek başına taşıdı takımını. Ribaund aldı, blok yaptı, sayı attı, takım arkadaşlarına pozisyon hazırladı... 32 sayı-6 ribaund-2 asist ve 2 blok da yetmedi galibiyete. Maçı kazanan bir süper yıldız değildi bu sefer. Dirk Nowitzki'nin arkadaşları, hasta olduğu günde ona destek oldular. Arkadaş demişken, Wade'in kankası LeBron James'i de unutmamak lazım. Kariyerindeki 90. playoff maçını oynayan LeBron, ilk kez tek haneli sayı üretiminde kaldı. Ancak böyle gitmeyeceği kesin. Dramayı seven LeBron, spot ışıklarını Dirk Nowitzki'nin hastalığına bırakmayacaktır. Daha iyi bir hikâyeye hazırlanın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme