1 Ekim 2010 Cuma
PODCAST: RadyoBasket 30 Eylül
Etiketler:
NTV SPOR Radyo,
Podcast,
RadyoBasket
28 Eylül 2010 Salı
RadyoBasket
NTV SPOR Radyo'da yeni sezon öncesinde yeni bir basketbol programı başlıyor.
Erkan Arseven'in yönetimindeki basketbol ekibimizde (alfabetik) Caner Eler, Irmak Kazuk, İbrahim Kutluay, İhsan Bayülken, Kaan Kural, Murat Kosova, Orkun Çolakoğlu, Osman Sakallıoğlu ve Sine Büyüka var. Ekibin normal yoğunluğu çok fazla olduğu için herkes her programda yer alamayacak tabii ki. Fakat stüdyoda olur, telefonda olur, bir şekilde her programda mümkün olan maksimum sayıda kişi yer alacak.
Haftada iki kez, Pazartesi ve Perşembe günleri yayınlanacak programımız. Saat 14:00-15:00 arasında.
Formatımız şu: Altı farklı bölüm var. Üç ana gündem konusu olacak. Basketbolda gündemin öne çıkan üç konusu ilgili telefon bağlantılarıyla konuşulacak. Ardından her programda bir profil bölümü olacak ve burada kişiler üzerine yoğunlaşacağız. Ayrıca bir listemiz var. Her programda tamamen subjektif değerlendirmeler üzerine en iyi beş seçeceğiz. Son bölümde 180 saniyelik yorumlu haber turumuz olacak.
İlk programımızın akışı hazır bile. TÜBAD-BANVİT turnuvası, ULEB EuroCup (BJK ve GS), FIBA EuroChallenge (KSK), Evren Büker ve sezonun gelişme gösterecek oyuncuları konuşulacak. Telefon bağlantıları ve röportajlarla hareketli ve eğlenceli bir program oluşturmayı amaçlıyoruz.
Twitter'da @RadyoBasket üzerinden takip edebilirsiniz programı. Basketbolla ilgili televizyon ve radyoda daha sürprizlerimiz olacak.
Bekleriz efendim.
Etiketler:
NTV SPOR Radyo,
RadyoBasket
Orlando Savaşa Hazır
Sezon öncesi basın günündeki açıklamalara bakarsak, Doğu Konferansı bu sene şenlikli olacak.
“LeBron James’in Miami’ye gideceğini açıkladığı andan itibaren Heat muhabbetinden sıkılmaya başladım” – Dwight Howard
“Zaten playoff’ta görüşeceğiz, o zaman her şey ortaya çıkacak.” – Vince Carter
“Onların üç oyuncusu var, benim 12. Ligdeki tüm takımlardan daha derin bir kadroya sahibiz. Onlar üç, biz 12 kişiyiz. Maçlar başlayana kadar Miami kâğıt üzerinde bir takımdan ibaret.” – Otis Smith
“Kadromuzdan memnunum. Rakiplerimiz bu yaz bize göre kadro kurdular. LeBron ve Chris Bosh’la imzaladıktan hemen sonra Dwight Howard’ı savunabilmek için sekiz pivot aldılar.” – Otis Smith
“Kâğıt üzerinde en yetenekli kadroya sahipler, fakat bu kazanmak için yeterli değil. Çoğu zaman en yetenekli kadro kazanmaz. Belki de kazandığından çok kaybeder.” – Stan Van Gundy
Etiketler:
Basketbol,
NBA,
Orlando Magic
26 Eylül 2010 Pazar
Cal Yine Yırttı
Eric Bledsoe'nun lise notlarında değişiklik yapıldığı ve bu sayede Kentucky'ye gelme hakkını elde ettiğinden bahetmiştik.
Soruşturma delil yetersizliğinden düşmüş. Yani Bledsoe'nun notlarının değiştirildiğine dair bir kanıt bulunamamış. Tabii bu aksi bir kanıtın da olmadığının bir göstergesi.
Nasıl olur diyen varsa, açıklamak gerek: Sınav kâğıtları kaybolmuş Bledsoe'nun. Lise müdürü de "bu sır benimle mezara gidecek" dediği için, soruşturmanın delil yetersizliğinden düştüğü açıklandı.
Bağımsız bir hukuk firması Bledsoe'nun lise son sınıfın ilk döneminde 10, ikinci döneminde yedi dersinin notlarının değiştirildiğini tespit etmişti. Fakat kanıt teşkil edecek belgeler kaybolduğu için bu işe yaramayacak.
NCAA kurallarını savunacak değilim. Amatörlük işinin artık bir hayal olduğunun farkındayım. Yıllardır Calipari gibileri bu kuralları yok sayıyorlar. Yalnız bir isteğim var. Calipari, her seferinde bu işlerden nasıl yırtıyorsan, şu Enes'in soruşturmasında da sihrini konuştur da, çocuğu seneye izleyelim. Çok durmadan NBA'e gitsin Enes, zamanı geldi.
Etiketler:
Basketbol,
Enes Kanter,
John Calipari,
NCAA
24 Eylül 2010 Cuma
Iverson Beşiktaş'a Gelir Mi?
Önce haber:
Allen Iverson...
Kariyerinde bir MVP ödülü, dört sayı krallığı ve daha birçok unvana sahip bir efsane...
NBA tarihinin en büyük skorerlerinden biri olan Iverson'un adı, bugünlerde Beşiktaş Cola Turka ile anılıyor. Futbolda Ricardo Quaresma ve Guti transferleriyle ses getiren siyah-beyazlı kulüp, serbest oyuncu konumundaki yıldıza resmi transfer teklifi götürdü.
Philadelphia 76ers, Denver Nuggets’taki başarılı kariyerinin ardından Detroit Pistons’ta tutunamamış, şansını bir kez de Memphis Grizzlies’te denemiş, ancak yedekten gelmeyi kabul etmediği için Memphis seyircisinin önünde tek maça bile çıkmadan şehri terk etmişti.
Iverson, başarısız Grizzlies macerasının ardından basketbolu bırakma kararı aldığını açıklamış, fakat profesyonel kariyerine başladığı Philadelphia’nın teklifiyle bu kararından vazgeçmişti.
NBA tarihinin en büyük skorerlerinden biri olan Iverson, dört yaşındaki kızının geçirdiği ciddi hastalığın ardından eşi Tawanna’nın açtığı boşanma davasıyla sarsıldı. Aynı dönemde alkol bağımlılığı ve kumar sorunlarıyla boğuşan Iverson, borcu yüzünden Detroit ve New Jersey’deki kumarhanelerin kara listesine girmişti.
Yaz boyunca kendini toparladığını söyleyen 35 yaşındaki yıldız, defalarca NBA’e dönmek istediğini açıklasa da, hiçbir takımdan teklif alamayınca gözünü Avrupa ve Çin’e çevirdi. Çin Basketbol Ligi’nde yer alan Fujian Xunxin takımı, geçtiğimiz günlerde Iverson’a dört milyon dolarlık bir teklif sundu. Üstelik bu teklif, iki sene önce Çin’de forması en çok satılan oyuncular listesinde sekizinci sırada bulunan Iverson’a kontratı haricinde sponsorluk fırsatları da tanıyordu.
Ancak kariyeri boyunca sadece NBA’deki kontratlarından 155 milyon dolara yakın para kazanan Iverson, dört milyon dolarlık teklifi az bulduğu gerekçesiyle geri çevirdi. Yıldız oyuncunun sadece Çin’de talipleri yok. Beko Basketbol Ligi’nde mücadele eden Beşiktaş Cola Turka da, Allen Iverson’ın peşinde. Siyah-beyazlılar, Iverson’ın kapısını 1,5 milyon doları garanti olmak üzere iki milyon dolarlık bir teklifle çaldı.
Çin’den gelen dört milyon dolarlık teklifi reddeden yıldız oyuncunun bu teklifi nasıl karşılayacağıysa merak konusu.
Şimdi yorum:
- Öncelikle Beşiktaş Cola Turka ya da bir başkası... Buraya gelme ihtimali bile Türkiye'deki basketbol potansiyelinin artması açısından insanı heyecanlandırıyor.
- Fakat gerçekçi olmak lazım. Çin'den bu kadar büyük bir teklifi reddetmiş Iverson'ı Türkiye'ye gelmeye ikna edebilmek için çok daha yüksek paraları önermek lazım. Kilit nokta para, ne kadar yükselirse Beşiktaş'ın şansı o kadar artar.
- Tabii Beşiktaş'ın son yıllarda oyuncularına maaş ödeme konusunda ciddi sorunlar yaşadığını da unutmamak gerek. Bütçe yükseldi herhalde.
- Yine de Beşiktaş yönetiminde olsam, Iverson'ı ikna edebilmek için taraftarın Khalid El-Amin'e gösterdiği sevginin, Guti ve Quaresma'ya hazırlanan karşılama töreninin videolarını gönderirim. Belli mi olur, bu kadar tutkulu taraftarı görmek paranın önünde bile yer alabilir.
- Çin'de pazar çok büyük ama Iverson'ın Reebok'la ömür boyu kontratı bulunduğunu unutmamak lazım. Yani Shaquille O'Neal'dan Yelena Isinbayeva'ya, Jose Calderon'dan Andreas Thorkildsen'e şöhretli oyunculara sponsor olmasıyla ünlü Li Ning gibi bir spor üreticisi firmasıyla imzalayamaz. Sponsorluk işini değerlendirirken bunu da hatırlamak gerek.
- Bu işin diğer taraflardan o kadar çok getirisi var ki, teknik açıdan konuşmayı gereksiz buluyorum ama eklemek lazım. Beşiktaş bu sene şampiyonluğa oynayan bir kadroya sahip değil, Iverson'ın gelmesi de bunu değiştirmeyecek. Ancak tüm maçlarda tribünler tıklım tıklım dolar, biletler de şimdi olduğundan iki kat ücrete satılır. Başta ABD olmak üzere tüm dünyada Beşiktaş haberi çıkar. Bunun garantisini veririm en fazla.
Etiketler:
Allen Iverson,
Basketbol,
Beşiktaş Cola Turka,
NBA
23 Eylül 2010 Perşembe
Sportif Aforizmalar #4
"Kazanan bir kişiliğe sahip olmak için Tanrı vergisi yeteneklerinizi çok çalışarak beceriye dönüştürmek, o becerinizi de koyduğunuz hedeflere ulaşmak için kullanmak gerek." - Larry Bird
Etiketler:
Larry Bird,
Sportif Aforizmalar
Lokavt Kapıda Mı?
NBA’de oyuncular birliği ve takım sahipleri arasındaki mevcut toplu iş sözleşmesinin bitmesine dolu dolu 10 ay var. Kurallar gereği iki taraf da sezon devam ederken görüşemediğinden, 30 Haziran’da bitecek sözleşmenin yenilenmesi için takvimde uygun bir zaman da yok.
Tercüme etmek gerekirse: Lokavt ya da grev kapıda!
Takım sahipleri oyuncu maaşlarının çok yüksek olmasından şikayetçi. Bunun için oyuncuları suçlamaları saçma. Bu yaz Darko Miliçiç’ten (20 milyon dolar) Rudy Gay’e (84 milyon dolar) birçok oyuncu –kibar tabirle– ederinden fazla ödeyenler takım sahipleriydi.
Oyuncuların argümanı da sağlam temellere dayanıyor. Yıllardır “zarar ediyoruz” diyen takım sahipleri, bu yıl az da olsa kâr ettiler. Basit bir matematik hesabıyla, salary cap’in yükselmesi bunun bir kanıtı. Ayrıca tribün gelirlerinin azalması, oyuncuların maaşlarından önce gelen bir sorun. Takım sahiplerinin esas probleminin yeteri kadar kâr etmemek olduğu ortada.
Lig yönetimi, toplam gelirin %57’sine sahip olan oyuncuların yüzdesini düşürünce her şeyin düzeleceğini düşünüyor. Kolayı seçiyor yani.
Yorumunuz ne olur, bilmiyorum. Ben bu işte oyuncuların yanındayım. Şimdilik iki taraf çok uzak görünüyor ve 2011-12 sezonunun geç başlaması kuvvetle muhtemel.
Başlarsa tabii...
Etiketler:
David Stern,
NBA,
Toplu İş Sözleşmesi
Yine Calipari, Yine Skandal
![]() |
Eric Bledsoe ve John Calipari |
Geçen hafta Birmingham News gazetesinde çıkan bir haber, NCAA takipçilerinin pek de dikkatini çekmemiş olabilir. Kentucky Üniversitesi’nde geçirdiği tek yılın ardından erken profesyonel olma kararı alan Eric Bledsoe’nun şüpheli kolej kariyeri üzerindeki sis perdesi, soruşturma ilerledikçe yavaş yavaş kalkıyor.
Lise eğitimini Alabama eyaletindeki Birmingham’daki Parker Lisesi’nde tamamlayan Bledsoe’nun transkriptinde birkaç sorun var. İlk sorun, Cebir III dersini Cebir II’den önce alması. Normal şartlarda Cebir II okumamış birinin Cebir III okumasına imkan yok. Okulun eski müdürü Joseph Martin’e neden Bledsoe’nun bir sonraki dönem alması gereken dersi daha önce aldığı sorulduğunda gelen cevap da ilginç: “Bu sır benimle mezara gider.”
Eğer size yeteri kadar karışık gelmediyse, Eric Bledsoe’nun dört yıllık transkript’inde A olarak görünen bu ders notunun esasında C olduğunu öğrendiğinizde neler düşüneceğinizi merak ediyorum.
NCAA soruşturması devam ediyor, ancak belgeler ortada. Daha önceki benzer davalara bakılırsa, Kentucky’nin ihmal yüzünden ceza alacağını, bu sezon Los Angeles Clippers’ta oynayacak Bledsoe’ya bir şey olmayacağını ve Calipari’nin de hayatına hiçbir şey olmadan devam edeceğini söylemek mümkün. Asıl soru, daha önce çalıştırdığı iki takımın dereceleri benzer suçlardan lağvedilen Calipari’nin üçüncü kez benzer bir olayla karşılaşırsa ne yapacağı.
Tek korkum var, Calipari’nin bu kötü şöhretinin Enes Kanter’in soruşturmasını etkilemesi. Şu anda Kentucky’nin ya da Fenerbahçe’nin isteği Enes’in geleceğinden önemli değil. Umarım Kanter önümüzdeki sezonu en verimli şekilde geçirir. Çünkü beklentimiz çok büyük. Enes, 2011 NBA Draftı’nda ilk beş sıradan seçilmeli. Başka yolu yok!
Orijinal haber için şu linki kullanabilirsiniz.
Etiketler:
Enes Kanter,
Eric Bledsoe,
Kentucky,
NCAA
Bowling Ustası Shaq

Shaquille O'Neal ve Justin Bieber, bowling yeteneklerini sergiliyorlar. Shaq'ın "At the back of the club, don't bother me, I'm on the phone." ismini verdiği atışını kaçırmayın!
Justin'in de dil pabuç kadarmış maşallah. "Şimdiki atışın adını 'serbest atış' koydum. Bahse girerim bunu başaramazsın."
Etiketler:
Shaquille O'Neal,
Video
18 Eylül 2010 Cumartesi
O An
Etiketler:
Fotoğraf,
Kerem Tunçeri,
Türkiye 2010
17 Eylül 2010 Cuma
Şampiyonanın Ardından...
- Dünya Şampiyonası'nın organizasyonundan başlamak lazım. Kusursuza yakın bir organizasyon oldu. Mola ve devre aralarındaki saha içi aktiviteleri NBA seviyesindeydi. Ses düzeni ve aralardaki anonslar konusunda bazı eksiklikler var. Onlar da düzelmeyecek şeyler değil.
- Anons demişken turnuva boyunca saha içi anonslarını yapan ekibe büyük alkış. Ali Emre Dedeoğlu ve Mustafa Özben'in adını biliyorum sadece. Hepsi çok başarılıydı.
- Gönüllüler için ayrı bir şeyler yazmak istiyorum. Turnuvanın en değerlileri onlar oldular.
- Sloven taraftarı hiç unutmayacağım. İlk turda Abdi İpekçi Spor Salonu'nda olağanüstü bir performans sergilediler. Her maça en az beş bin kişi gelip yemyeşil giyindiler. Final gruplarına bilet bulamadıkları için üzüldüm.
- Taraftardan söz etmişken izlediğim takımlar arasında bir sıralama yapmam gerekirse:
1- Litvanya
2- Arjantin
3- Slovenya
4- İran
...
24- Türkiye
Ne yazık ki basketbol reflekslerimiz çok geride ve takımın desteğe ihtiyaç duyduğu anlarda sınıfta kaldık. Litvanya taraftarı serbest atış sırasında davullarla ritm tuttu. Arjantin taraftarının Brezilya maçı sonrası sevincini hayatım boyunca unutmayacağım. Slovenlerden bahsettim zaten, İran da hep geride olmalarına karşın sürekli destek tezahüratlarıyla dikkat çekti. Güzeldi.
- Mike Krzyzewski, Dirk Nowitzki, Pau Gasol, Kevin Durant, Eric Gordon, Chauncey Billups, Derrick Rose, Rudy Gay... Turnuva boyunca gelen özel röportajları yan yana yazınca liste kabarık oluyor. Nike, Adidas, Lobby ve Leo PR ekiplerine teşekkür ederim. Özel teşekkür de bizi kırmayıp şirkete kadar gelen Rudy, menajeri Alex ve Shivani'ye.
- Her ne kadar beni çok iyi anladığını bilsem de Sinan Güler'den açıkça özür diliyorum. İstediğimiz sıklıkta olmadı yazılar. Neyse, zamanımız uzun. Projeler için vaktimiz var.
- Final grubu maçlarının oynandığı Sinan Erdem Spor Salonu çok güzel olmuş. Abdi İpekçi'nin yerini alacak gibi görünüyor. Yalnız otomobille gidilirken tek bir giriş var, o da çok dar. Giriş-çıkışlarda çok sorun oluyor.
- Türk Milli Takımı ile gurur duydum. Başından sonuna kadar. Turnuvadan tek bir beklentim vardı, o da yüzümü kara çıkarmayacak bir ekibi sahada görmekti. Gördüm. Sırbistan maçında yaşadıklarımı tarif etmemin imkanı yok. Helal olsun hepsine.
- Dans ekipleri çok başarılıydı. Önce çok güzel olduklarını baştan belirteyim de, şimdi söyleyeceklerim havada kalmasın. Koreografi konusunda gerçekten çok başarılıydılar. Şahsen CSKA Moskova kızlarının Red Foxes'tan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Kişisel favorimse (Eler sağolsun, ismini de öğrendik) Valeria Mileshkina.
- Ruben Magnano'nun Dünyanın en iyi üç-beş antrenöründen biri olduğu konusundaki inancım bu turnuvada kesinleşti. ABD maçı öncesinde Mike Krzyzewski'ye attığı bakış Righteous Kill filmindeki Al Pacino'yu anımsattı.
- Kevin Durant'i canlı izlediğimiz için çok şanslıyız. Gerçekten tarihin en iyilerinden biri olacak.
- Luis Scola'nın ikinci turda Brezilya karşısındaki oyunu, çıplak gözle izlediğim en iyi performanslardan biriydi. Maçın son 2 dakika 58 saniyesinde 10 sayı attı. 37 sayı-9 ribaund-3 asist-2 top çalma! İnanılmazdı.
- Turnuvada en keyif aldığım beş maç:
1- Türkiye-Sırbistan (83-82)
(Tüm turnuvanın en iyisiydi. Hepimiz çocuklarımıza anlatacağız.)
2- Arjantin-İspanya (86-81)
(İspanya'nın 25 sayı geriden gelip skoru eşitlemesine rağmen öne geçememesi)
3- Brezilya-ABD (68-70)
(Magnano'nun takımının son saniyeye kadar maçı kazanma şansını sürdürmesi)
4- Brezilya-Arjantin (89-93)
(Luis Scola ve Marcelo Huertas'ın harika bireysel performansları)
5- Almanya-Sırbistan (82-81)
(İki uzatma, Jan Jagla'nın unutulmaz turnike üçlüğü)
- 1987 ve daha gençler arasında yıldızı parlayanlar:
1- Marko Keselj (Sırbistan)
Dusan Ivkoviç'in neden Nemanja Bjelica yerine onu Olimpiakos'a aldığı anlaşıldı. Harika atletizminin yanına şut tehdidini de gösterdi bu turnuvada. Çok kalmaz, yeri NBA.
2- Bojan Bogdanoviç (Hırvatistan)
Hırvatistan o kadar dağınık bir takım ki, Bojan Bogdanoviç'in tam değeri anlaşılmıyor. Eğer Sırbistan forması giyseydi, turnuvanın en iyi beşini zorlardı Bojan. Müthiş bir skorer ve oyun konsantrasyonu çok üst düzeyde.
3- Andrey Vorontseviç (Rusya)
David Blatt'in saygı duyulası sisteminde Khryapa'nın da sakatlığıyla çok önemli bir şans buldu. Ribaund aldı, şut attı ve daha da önemlisi liderlik yaptı.
4- Thomas Abercrombie (Yeni Zelanda)
Yetkililere sesleniyorum! Bu çocuğu Türkiye'ye getirecek takımın kombinesini alacağım, söz!
5- Dimitri Khovstov (Rusya)
Yine David Blatt'in sisteminde ortaya çıkanlardan birisi. Korkusuz oynuyor. Dışarıdan gören 12 yaşında sanar. Red Foxes'ın lideriyle görüldü.
6- Andrew Albicy (Fransa)
İspanya maçında galibiyeti getiren isimdi, sonra da kendisini çok gösterme fırsatı bulamadı.
7- Gasper Vidmar (Slovenya)
Hemen tepki göstermeyin. Avrupa'da bu yaşta, bu fiziğe sahip, kendine verilen her görevi yapmayı kabul edecek, kenarda oturduğu sırada ses çıkarmayacak kaç oyuncu var? Üstelik oyunu da her gün ileri gidiyor.
8- Arsalan Kazemi (İran)
NCAA'i yakından takip eden biri olarak Rice Üniversitesi'nin çaylak İranlı forvetinin nasıl bir oyuncu olduğunu bu turnuvada öğrendim. Her topa elini sokan, enerji dolu, atletik, delici bir kısa forvet Arsalan. Avrupa'da orta sınıf bir oyuncu olabilir.
9- Charles Abouo (Fildişi Sahili)
Porto Riko galibiyetini izleyenlerle (muhtemelen dünyada 79 kişi falan) geçen sezon BYU maçı izlemiş olanlar haricinde (Onları da toplasan 42 falan) "Kim bu çocuk?" demiştir. Skorer bir guard, bu kadarını bilmeniz yeterli. Çok değerli galibiyet elde etti, o ayrı.
10- Kelly Olynyk (Kanada)
Kanada basketbolunun (evet öyle bir şey var) geleceği. Uzun, şutör, ribaund alır, pozisyon bilgisi yüksektir. NCAA'de Gonzaga'da izleyin, heyecanlanacaksınız.
11- Macram Ben Romdhane (Tunus)
Sevdim ben bu çocuğu. Çok iyi niyetli, pota altında bitiriciliği var. Kötü ribaundcu ama hücum ribaundlarına el sokuyor en azından. Şampiyonadan şampiyonaya izlersiniz işte.
- Ekibi değerlendirelim. Irmak Kazuk'u bilmeyenlerin öğrenmesine sevindim. Onun neler yapabileceğini çok iyi biliyordum, harika iş çıkardı. Sine Büyüka'nın çalışma azmine hayranım. Gerçekten her program öncesi çok çaba sarf ediyor, önemli bir ekran yıldızı oldu. Onur Erdem artık Arjantin muhabiri olarak işe başlayabilir, oyuncular ona selam çakmadan çıkmıyor maça. Ginobili'nin abisiyle geçen gün işkembecide görmüşler. Özgür Buzbaş'ın ekran hakimiyeti zaten hayran olduğum özelliğiydi. Onu yeniden basketbolda görmek güzeldi. Futbol uzmanı Emre Gönlüşen basketbolda şık durdu. Gökhan Çetinbaş Arjantin-Sırbistan gibi önemli bir maçın altından alnının akıyla çıktı. Caner Eler, daha yeni başlıyoruz! Hakan Güleç yine müthiş haberler yazdı. Canlı yayın ekiplerimiz kamp kurdular, program departmanımızla birlikte tüm NTV SPOR ekibi bizimle uykusuz kaldıç Bu ekibin bir parçası olmak benim için bir gurur.
- Murat Murathanoğlu, İhsan Bayülken, Murat Özyer, Murat Didin, İbrahim Kutluay, Osman Sakallıoğlu. Ustalar için ben bir şey söyleyemem tabii ki.
- Diğer usta Erkan Arseven için söylerim ama! Bana inananların başında geliyordu ve çok önemli fırsatlar verdi. Kendimden çok ona karşı sorumluluk hissediyordum. En çok ona teşekkür etmem lazım.
- 2006 Mart'ında Doğuş Grubu'na adım attığım zaman 2010 Dünya Şampiyonası'nın bir parçası olmak istiyordum. 2010 geldi, geçti. Şahsen hayalimi gerçekleştirdim ve bunun için şükrediyorum. Minnettarım.
Son olarak, SuAda gecesinde de söylediğim gibi: Allah herkese kendi hayalini gerçekleştirmeyi nasip etsin. Hatamız olduysa affola.
Etiketler:
Türkiye 2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)