Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2012 Perşembe

17 mi olmuş, haberim yok?


Maç sonu röportajı yapmak pek kolay iş değil. Hele ki maçın kahramanı bir Türk oyuncu değilse, o gürültüde dediğini anlamak, çeviri yapmak çok zor. Ancak Duşko Savanoviç tam bir muhabir dostu. Anadolu Efes-Galatasaray Medical Park maçı sonrasında bu görev bana düştü. Gecenin kahramanı Duşko Savanoviç'le konuşurken 17 ribaund aldığını söylediğimde inanamadı. Eğlenceli röportajlar oldu, özellikle Efes hakkında çok ipuçları var. NTVSPOR.net'ten izleyebilirsiniz. Linkler şöyle:

Ufuk Sarıca
Tarence Kinsey
Duşko Savanoviç
Sasha Vujaçiç

13 Ocak 2012 Cuma

Ayna dinleyen Clippers taraftarı?


Son günlerde "NBA maçında Ayna şarkısı çalınmış, ne mutlu" tarzında nidaları sosyal medyada görmek mümkün. Evet, Los Angeles Clippers'ın Ersan İlyasova'nın takımı Milwaukee Bucks'ı ağırladığı maçta Türk şarkıları çalındı ve Ayna'nın Ceylan şarkısıyla yapılan dans da bunlardan biriydi. Ortada dolaşan, haberlere konu olan video gerçek.

Bu kadar sıkışık bir fikstür varken, Oakland yöresindeki insanların Milwaukee maçına ilgi göstermeyeceğini hesaplayan Warriors yönetimi akıllı bir hamleyle California'daki Türkleri hedeflemiş ve Ersan İlyasova'yı görmek için bilet alabilecek Türklerin sayısını artırabilmek için "Türk gecesi" düzenlemiş. Hatta ev sahibi Blake Griffin Türk Gecesi'nde bizim Ersan'a pek de misafirperver davranmamıştı.

Ancak bu yeni ve Türklere has bir uygulama değil. NBA'de bu bir pazarlama taktiği olarak sık sık kullanılır. Hatta güzel de bir makale var bununla ilgili. Birkaç örneğini vermek gerekirse Filipin gecesi, İran gecesi, Asya gecesi ve Polonya gecesi gibi özel programlar vardır. O yüzden bunu doğru değerlendirmek gerek. Mevzuyla ilgili en güzel sözü Kaan abi söylemişti. Yazıyı internette bulamadım ama kitapta vardı: "NBA cebinizdeki son kuruşun peşinde!"

10 Ocak 2012 Salı

Kim bu Adam Morrison?


Adam Morrison, NCAA kariyerinde bir fenomene dönüşmüştü. Nasıl dönüşmesin ki? Son yılında 28.1 sayı ortalaması tutturarak NCAA sayı kralı olmuş ve JJ Redick ile birlikte yılın oyuncusu seçilmişti. Beyaz, uzun boylu, uzun saçlı, bıyıklı, olağanüstü bir skorer ve iyi de bir şutör olunca, Adam Morrison’ı Larry Bird ile aynı cümlede kullanmaya başladı tüm Amerika. Yanlış bir benzetmeydi ve beklentileri çok yukarı çekti. NBA’deki kariyeri iki kelimeyle özetlenebilir: hayal kırıklığı.

Kült bir NCAA figürüyken, bir NBA fiyaskosu haline gelmek kolayca kaldırılabilecek durum değil. O, şimdi bunun altından kalkmaya çalışıyor.

2006 Draftı’nda üçüncü sıradan seçilmenin getirdiği baskıyı ilk sezonunda kaldırmakta zorlanan Morrison, kariyerinin ikinci sezonu başlarken ön çapraz bağ sakatlığı yaşadı ve bir yılı tedaviyle geçirdi. Michael Jordan’ın seçimi olarak Charlotte Bobcats’e gitmesi Jordan’ın daha önceki yöneticilik fiyaskolarından “Kwame Brown” ile kıyaslanmasına sebep oldu. Sanki işler yeterince kötüye gitmiyormuş gibi, bir de hiç anlaşamadığı Larry Brown ile çalışmak zorunda kaldı. Aralarındaki iletişim felaketti. Derken üçüncü yılının ortasında Los Angeles Lakers’ta oynama şansı elde etti. Takasın baş aktörlerinden biri değildi, ancak Lakers hâlâ onun skor yeteneğinin takıma katkı sağlayabileceğini düşünerek, düşük riskli bir transfer yaptı. İki yıl üst üste şampiyon olan kadrodaydı. Ancak 2010 playoff’unda iki maçta toplam 13 dakika oynaması, kadronun ne kadar önemsiz bir parçası olduğunun bir göstergesiydi. Çaylak kontratı bittiğinde Adam Morrison kendine bir yol çizmek zorundaydı. Kısa bir süre Wizards denemesi oldu, ancak kulüp onu serbest bıraktı.

Lokavtın ilan edilmesiyle birlikte, Morrison şansını Avrupa’da denemek istedi. Kızılyıldız’da Svetislav Peşiç gibi usta bir antrenörle çalışma fırsatı buldu. Adriyatik Ligi’nde daha ilk maçında Hemofarm’a karşı 23 sayı atarak nasıl bir skorer olduğunu gösterdi. Sadece üç sayı atabildiği ve hayal kırıklığıyla geçen Buducnost maçı sonrası Euroleague takımı Union Olimpija’ya karşı 30 sayıyla patladı. Kusursuz orta mesafe şutları, perdeden çıkıp çembere gitmesi, geriye çekilerek attığı basketler, daha önce pek göstermediği dripling yeteneğiyle Adam Morrison geri dönmüştü. Sekiz maç sonra lokavt bitti ve bir kez daha NBA’de şansını denemek istedi. Hâlâ kolej günlerinin hatrına, takımlar ona şans verdiler. Ancak pozisyonunda NBA’de çok daha güçlü ve atletik savunmacılar yer aldığından, çok da verimli olamadı. Yaş 27 olunca, potansiyelden başka şeyler göstermek zorundasınız. İşte JJ Redick... Üç sayı uzmanı ve daha iyi bir savunmacı haline gelmeseydi, NBA’de kendine yer bulması zordu. Morrison çok büyük bir skorer, ancak keskin nişancı olmadığı için NBA’de uzun bir kariyere sahip olamadı.

Bu noktada Beşiktaş devreye girdi. Ergin Ataman, Marcelus Kemp’in sakatlığı sonrasında skorer arıyordu. Morrison’ı transfer etmek, sadece bu açıdan bile harika bir hamle.

Adam Morrison’ın kazanma hırsı en üst düzeyde. Bazen delilik seviyesini aşacak kadar sinirlenebiliyor, ancak bunu diyabet hastalığına da bağlayabiliriz. Bazen maç sırasında molada kendisine insülin iğnesi yapmak zorunda kalabiliyor. Ancak bu basketbolunu etkilemiyor. Eli ısındığında her takıma karşı 30-40 sayı atabilecek potansiyele sahip. Taraftarla arasında kısa sürede büyük bağ kuruyor ve Beşiktaş taraftarının ona aşık olacağından eminim. Sahaya çıktığı anda mücadelesi %99 olmaz. Savunması iyi değildir, ancak çabalar.

Her ne olursa olsun, Morrison bir kolej efsanesi. Suyun diğer yakasındaki basketbolu kıyısından köşesinden takip eden herkesin izlemek isteyeceği birisi. Eğer kimya tutar ve kendine uygun ortamı bulursa, kısa sürede özel seyircisi olacaktır.

9 Ocak 2012 Pazartesi

Leonard'ın fırsatı


Kawhi Leonard, lotaryanın son sırasına kadar düştüğünde San Antonio Spurs yönetimi bu fırsatı kaçırmak istemedi. Sıra Indiana Pacers'taydı ve Spurs, San Diego State'li bu yeteneği almak için sıkı bir pazarlığa girdi. Doğru hamleler yapmasıyla bilinen San Antonio, Leonard'ı kadroya katabilmek için çok değerli bir parçayı, George Hill'i Indiana'ya göndermek zorunda kaldı. Gecenin sürpriz hamlelerinden biriydi bu.

NCAA'i çok takip etmeyenler için Leonard, 2.01 boyunda olmasına karşın 2.21 kulaç uzunluğuna sahip, ellerinin uzunluğu 25, genişliği 29 cm. olan doğa harikası bir insandan ibaretti. Oyununu çok bilmeyenler ona Sun Ming Ming muamelesi yapsa da, Spurs Leonard'ın yeteneklerine aşık olmuştu bir kere. Üst düzey atletik yeteneklerini savunmada kullanabilen, en üst seviyede ribaund yeteneklerine sahip, enerjik bir oyuncu Kawhi Leonard. Buna karşın şut atamıyor ve Spurs sisteminde şut atamayan forvetlerin yeri yok. Ancak Gregg Popovich, onu yeteneklerine göre kullanmanın bir yolunu bulmuş gibi görünüyor.

Çaylak oyuncu, dün geceki Oklahoma City Thunder maçının üçüncü çeyreğinde antrenör Popovich'ten şöyle bir direktif almış Jeff McDonald'ın haberine göre:
"Kawhi, şimdi oyuna giriyorsun ve ligin sayı kralını tutuyorsun. Ve oyundan da çıkmıyorsun." 
Bu konuşma, Popovich'in bireysel iletişim başarısı. Çaylak oyuncunun kafasında oluşabilecek "hata yaparsam çıkarım" düşüncesini silmekle kalmıyor ve çok önemli bir görev verdiğini vurgulayarak takımın önemli bir parçası hissetmesini sağlıyor. O antrenörlük başarısı. Maç boyunca Durant karşısında fena iş çıkarmadı Leonard. Peki bu şampiyonluk kovalayan takımda önemli bir rol oyuncusu olmasına yeter mi? Henüz cevap yok.

Leonard'ın daha önemli bir oyuncu olabilmesi için kendisini ne yönde geliştirmesi gerekiyor? Bunun cevabı belli: Daha iyi şut atması lazım. KL, geçen sene NCAA seviyesinde (üç sayı çizgisinin 6.32m uzakta olduğu ligden bahsediyorum) %29.1 isabetle üçlük attı. NBA'de (7.24m) ise bu rakam şu ana kadar 2/11. Yüzdenin düşüklüğü beklendiği gibi, ancak bu kadar felaket bir şutörün tüm şutlarının sadece %44'ünü yarım dairenin içinden (%68 isabetle) kullanmış olması endişe verici.

Leonard şutlarının %56'lık bölümünde (ki buna boyalı alan ve orta mesafe şutları da dahil) %30 civarında bir yüzde yakalıyor. Rakamlarla kafası karışan olduysa, kısaca bu çocuk şut atamamasına rağmen atmakta ısrar ediyor. Biraz da sistemin getirdiği zorunluluktan.

Kawhi Leonard şutu olmadan da bir takıma katkı yapabilir. Ancak yine de kendini geliştirmesi gerekiyor. Eğer vücuduna biraz daha kas kütlesi eklerse, Leonard savunma zekâsıyla dört numaralar karşısında da durabilir. Henüz NBA seviyesinde bunu görmedik, ancak NCAA'de zaman zaman dört numara oynadığı da olmuştu.

Kawhi Leonard şu anki haliyle Gerald Wallace'ın Sacramento'daki günlerini anımsatıyor. Henüz 90 doğumlu, önünde çok uzun zaman var. Eğer akıllı bir kariyer planlaması yaparsa ligin önemli oyuncularından biri olacak.

6 Ocak 2012 Cuma

Size barış getirdim!

Bruce Ely / The Oregonian
Metta World Peace, Portland maçında...

Nowitzki ve müzik

Dirk Nowitzki, tarihin gördüğü en özel basketbolculardan biri olmanın yanı sıra, dünyanın en eğlenceli adamlarından da biri. İyi gitar çalıyor ve müzikle ilgileniyor. Kimilerine göre gitar yeteneklerini Ray Johnston ile düet yaparak zirveye taşımıştı, ancak benim için unutulmaz an Steve Nash ile düetidir. Şöyle buyurun:


Ne yazık ki Allah'ın ona bahşettiği onca yetenekten biri sesi değil. Boys II Men söylediğinde bunu anlamalıydık, ancak şampiyonluk kutlamalarında tüm dünyaya göstermeyi tercih etti.


Nowitzki'nin Charlie Sheen taklidi görülmeye değer. Ya da bilet gişesinde çalışıp taraftara bilet satarken göründüğü videoyu kaçırmış olamazsınız. Basın toplantısında sinek öldüren, bizden biri gibi işte bu adam da. Son videosunu da Ball Don't Lie sayesinde gördük. Dirk Nowitzki çocuklara okuma programı yapmış. Seçtiği şiir edebiyat tarihinin başyapıtlarından...

5 Ocak 2012 Perşembe

Marcus Slaughter

slaughternation44.blogspot.com adresinden alıntıdır

Marcus Slaughter...

San Diego State gibi basketbol geleneği olmayan bir okuldan parlayan az sayıdaki isimden biri. Okuldaki ilk iki senesini geride bıraktıktan sonra NBA gözlemcileri tarafından ön plana çıkarılan Slaughter'ın adı 2005 NBA draftı için geçiyordu. Ancak her draft zamanı olduğu gibi dedikodular yüzünden öyle bir bilgi karmaşası oldu ki, rüzgârı arkasına alan Yaroslav Korolev, Ian Mahinmi ve Gerald Green gibi şişirilmiş yetenekler ilk turda seçildi. Bu Ersan İlyasova, Monta Ellis ve Marcin Gortat gibi isimleri ikinci tura düşürürken; Marcus Slaughter gibi arkası sağlam olmayan bazı oyuncular draft öncesi çekilmek zorunda kaldı.

2006 draftı ise çok iyi okulların iyi oyuncularını barındırıyordu. Duke, Connecticut, Memphis, Villanova, Washington, Kentucky gibi şöhretli okulların yetenekli basketbolcuları draft edilirken; Marcus Slaughter'a yer kalmadı. Her ne kadar atletik, ribaund sezgisine sahip, ve açık alanda iyi bir bitirici olsa da; 2.03 boyunda ve şut atamayan basketbolcunun NBA'de yeri olmadığını düşündü takımlar.

Pınar Karşıyaka hemen devreye girdi. Kulüp, Slaughter'ın üzerine kurduğu takımla kötü bir sezon geçirdi belki; ama Marcus kendini gösterdi. Miami Heat ile yaz ligi oynadı, son anda kadrodan kesildi.

İsrail, Fransa ve Almanya'da geçen üç sezonun ardından 25 yaşında Avrupa'nın en iyi ligi ACB'ye transfer oldu Slaughter. Valladolid ile harika bir sezon yaşadılar ve Unicaja'nın bir galibiyet arkasında playoff'u kaçırdılar.

Bu performans, Slaughter'ın Euroleague seviyesine yükselmesini sağladı. Marcus bu fırsatı da harika kullandı. Şehrini sevdiğim takım Brose Baskets, belki B Grubu'nda TOP 16 yarışının dışında kaldı, ancak Marcus Slaughter istatistikleriyle dikkat çekti. Neredeyse her hafta en iyi 10 harekete giren güzellikte işler yapan Slaughter, %56.4 şut oranıyla 11.8 sayı-7.2 ribaund-1.5 asist-1.7 top çalma ve 1.4 blok ile oynadı. Sıradaki durak neresi olur bilinmez, ancak en üst seviyede basketbol oynayabildiğini kanıtlayan Marcus Slaughter'ın artık Euroleague'den düşmeye pek niyeti yok.

Anket: En heyecan verici NBA oyuncusu?


Anketler de geri döndü. Malumunuz bu sene Lob City, Ricky Rubio çılgınlığı, Miami'nin intikam için dönen üçlüsü, biraz daha kilo vermiş Josh Smith ve birçok farklı sebep yüzünden NBA daha heyecanlı bir yer oldu. Hangi oyuncu maçını izlettiriyor, bunu merak ediyorum. Özel olarak hangi oyuncuyu izlemeyi daha çok seviyorsunuz? Sizin için en heyecan verici NBA oyuncusu kim?

Seçenekler sağ tarafta. Eğer ankette olmayan birileri varsa, mutlaka yorum kısmında belirtin. Sonuçları açıklarken güzel yorumlardan bir demet konulacak.

Budinger'ın zamanı


Chase Budinger'ı bilirsiniz. 2006 yılında henüz lisedeyken ABD'de yılın voleybolcusu seçilmiş, atletik yetenekleriyle dikkat çeken özel bir yetenek. Kolejde basketbolu tercih etmesiyle kariyeri farklı bir yola girdi.

NBA kariyeriyse geçen sezon, Shane Battier'i Memphis Grizzlies'e gönderen takasla birlikte değişti. Chase Budinger, Houston Rockets ilk beşinin değişilmez ismi oldu. Son iki ay boyunca o rolüne alıştığını ve iyi oynadığını söylemek gerek. Yine de "Playoff hedefi olan bir takımın ilk beş oyuncusu Budinger olur mu?" sorusuna net bir cevap vermek zor.

Belki bu sezonu görmek daha doğru olur. Ancak ilk altı maç gösterdi ki, potansiyel barındırmasına rağmen Budinger'ın oyununda zerre kadar gelişim yok. Kevin McHale de aynı fikri paylaşıyor olmalı ki kritik anlarda kenarda oturtmayı tercih ediyor. Ortalama 23 dakika sahada kalan Bud, atletik yeteneklerini nasıl istatistiğe çevirebileceğini çözebilmiş değil. Onun gibi hızlı, uzun kollara sahip ve atletik bir oyuncunun 1.7 ribaund, 0.7 top çalma ve 0.2 blok istatistiklerine sahip olması kabul edilemez. Daha da ilginci, Budinger altı maçta sadece üç kez faul çizgisine gitmiş. Anlaşılan o ki, Budinger sadece köşelerden şut atarak ekmeğini kazanmayı sürdürmek istiyor. Zira o alanda ligin iyi isimlerinden birisi. Köşelerden kullandığı üçlüklerde %62 gibi muhteşem bir oran yakalamış durumda. Ancak o kadar, fazlası yok.

Ne yazık ki mevcut Houston Rockets kadrosunun bundan fazlasına ihtiyacı var. Kadroda yaratıcı özelliğe sahip en büyük oyuncu Kyle Lowry. Kevin Martin ve Luis Scola'nın yaratıcılıkları bireysel skor üretiminin ötesine geçmiyor. Jonny Flynn'in de az süre aldığını düşünürsek (ki bu durumun zamanla değişeceğini sanıyorum), Budinger'ın en azından penetreleriyle Houston hücumlarına yeni bir boyut katabilme imkanı var.

Bakalım Air Bud, eline geçen bu fırsatı kullanabilecek mi? Kullanmalı, çünkü onu izleyenlerin söylediğine göre dünya çapında voleybolcu olabilirmiş. Umarım o kariyeri sadece köşeden üçlük atmak için bırakmamıştır...

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Sıradan Bir Smaç Değil


Kia'nın Blake Griffin için yaptığı reklam filmi. Smaç yarışmasından hemen sonra yayına sürülmüş. Güzel fikir.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Smaç Yarışması?


NBA yokken basketbolu özlemiş olabilirsiniz. Bu özleminizi dindirir mi bilmiyorum ama eğlenceli bir video. Twitter'da @jeskeets'ten gördüm. Tarihin en saçma smaç yarışması olabilir. İkinci smaç eğlenceli ama ilkinde resmen ölüm tehlikesi atlatmış arkadaş. Siz yine de evde denemeyin.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

İspanya 2011

Jorge Garbajosa’dan sonra Alex Mumbru, Raul Lopez ve Fran Vazquez de kadro dışı kalıyorsa o takımın zayıf bir kadroyla mücadele edeceği söylenebilir. İspanya için aynı şey geçerli değil. Calderon ve Rubio ile başlayıp, Gasol kardeşler ve Ibaka ile biten müthiş derin bir rotasyona sahip İspanya. Fran Vazquez isminin dışarıda kalması sürpriz değil, zira o bu yazı dinlenerek geçirmek istedi. İspanya Milli Takımı’nın Eurobasket öncesi 15 kişilik kadrosu. Takımdan üç kişinin daha kesileceğini söyleyelim.

PG
Jose Calderon
Ricky Rubio
Sergio Llull
Victor Sada

SG/SF
Juan Carlos Navarro
Rudy Fernandez
Victor Claver
Fernando San Emeterio
Carlos Suarez
Rafa Martinez

PF/C
Pau Gasol
Marc Gasol
Serge Ibaka
Felipe Reyes
Xavi Rey

Bu da takımın yapacağı hazırlık maçlarının tam listesi:

9 Ağustos: İspanya-Fransa (Almeria)
13 Ağustos: İspanya-Litvanya (Madrid)
15 Ağustos: İspanya-Bulgaristan (Guadalajara)
18 Ağustos: İspanya-Litvany (Kaunas)
20 Ağustos: İspanya-Slovenya (Malaga)
21 Ağustos: İspanya-Slovenya (Granada)
25 Ağustos: İspanya-Avustralya (Murcia)
26 Ağustos: İspanya-Avustralya (Valencia)

Parkeden plaja...



Deron Williams, Sasha Vujaçiç ve Darius Songaila Türkiye’ye...

Kobe Bryant, Kevin Durant, James Harden ve arkadaşları Uzak Doğu’ya...

Sonny Weems Litvanya’ya, Nenad Krstiç, Chris Quinn ve Timofey Mozgov Rusya’ya...

Lokavt boyunca birçok oyuncu kendine farklı ülkelerde iş buldu. Kimi uzun süre, kimi lokavt boyunca, kimi de iki hafta basketbol oynayarak para kazanacaklar. Hidayet Türkoğlu gibi bazı NBA oyuncuları kendi kulüplerini kurdu, Tony Parker gibi zaten kulüp sahibi olanlar kendi takımlarıyla ilgileniyor, Ron Artest gibi komedi gösterisiyle hayatını idame ettirmeye çalışanlar da var...

Ancak Kevin Love şu ana kadar kimsenin aklına gelmeyeni yaptı ve başka bir sporu denemeye karar verdi.

Minnesota Timberwolves’un yıldızı lokavt süresince plaj voleybolu oynamaya karar verdi. Love, gelecek ay Manhattan Beach Open’da mücadele edecek. Love henüz bir partner seçmemiş, ancak Times Meydanı’nda kurulan özel sahada yetenekli olduğunu göstermiş.



Eh, Kevin Love’ın plajla arasının iyi olduğunu söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Amcası Mike Love, Beach Boys grubunun üyesi ünlü bir solist. Santa Monica doğumlu. Kevin’in babası Wilt Chamberlain ile karşılıklı plaj voleybolu oynamış eski bir sporcu. (Evet, Chamberlain basketbolu bıraktıktan sonra uzun süre Santa Monica’da plaj voleybolu oynadı)

Love üç gün sürecek ve 200 bin dolar ödüllü turnuvaya katılacak. Basketboldaki başarısını burada da gösterir mi, bilinmez. Ancak kolay pes etmeyeceği kesin.

16 Kasım 2010 Salı

Caferağa'da Bir Gün

Foto: Altyapibasket.com
Bugün RadyoBasket ekibi olarak Caferağa'da Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen'in genç takımlarının maçındaydık. Orkun Çolakoğlu, Kaan Kural, Caner Eler'le birlikte altyapı wikipedia'sı Oğuz Yenihayat'ı yanımıza alarak gençleri görmek istedik. Açıkçası Efes Pilsen'in yıldız takım kadrosuyla çıkması  maçın farklı bitmesine (110-54) sebep oldu ancak heyecan verici birkaç oyuncu izledik.

Toplamak gerekirse,
Erbil Eroğlu: Saha görüşü ve bu seviye için üst düzeyde bir fiziği var. Maçın farklı gitmesi bazen göze hoş gelen hareket yapmak uğruna biraz top kaybetmesine sebep oldu ancak Neven Spahija'nın neden onu sık sık A Takım'a aldığı açık. Şafak Edge ve Uğur Can Öğüt'ün yanında onun da anılması gerekiyor.

Kerem Hotiç: Çok iyi bir şutör olduğu kesin. Çok rahat sayı üretebiliyor. Saha içinde rahat görünmesi hem iyi, hem kötü olarak algılanabilir. Biz tabii ki iyi kısmından bakıyoruz.

Berkay Candan: Tüm ekibi en çok etkileyen isimdi. Müthiş bir fiziği var bir kere. Çok yönlü, oyun konsantrasyonu üst düzeyde ve saha içinde yaptıklarıyla doğal lider. Nazar değmesin, çalışmaya devam etsin. Kesinlikle üst düzey bir oyuncu olabilecek parıltıya sahip. Pozisyonu kısa forvet.

Metecan Birsen: Hakkında o kadar çok olumlu şey duydum ki, maça giderken beklentilerim yüksekti. Daha zamana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Fakat o boyda (2.04) bir oyun kurucu görmek tabii ki insanı heyecanlandırıyor. Gelişimini yakından takip edeceğim.

Berk Uğurlu: O da 1996 doğumlu. Fizik olarak abilerinin yanında küçük kalıyor, ancak saha görüşü ve pas yeteneği muazzam. Konuşmak için erken, ancak iyi bir oyun kurucu olabileceğini gösterdi. İzlemesi keyif verdi.

Efes Pilsen
Ne yazık ki Efes Pilsen genç takım antrenörünün genel olarak oyunculara yapıcı bir tavrı olduğunu düşünmüyorum. Hata yapan saniyesinde kenara gelirken, oyuncuların özgüvenlerine zarar verecek uyarılar geldi kenardan. Hocanın tarzıdır, bir bildiği vardır tabii ki. Birçok altyapı maçında da bu tarz şeylerle karşılaşıldığını biliyorum, ancak bu bana biraz fazla geldi. O yüzden Efes'teki oyuncuları değerlendirirken bu çerçeveden bakmak lazım.

Berk Demir: Fiziği ilk bakışta dikkat çekiyor. Temastan kaçması dikkat çekti ama net bir orta mesafe şutu var. Kısa listeme aldım, yakından izleyeceğim.

Cedi Osman: "Jedi Knight" lakabını aldı bile bizden. Çok aktif, rahatça çembere gidebiliyor ve iyi bir skorer. Gelecek için Efeslilerin umutlanması için önemli bir sebep.

27 Ekim 2010 Çarşamba

Çılgınlık!


Boston Celtics - Miami Heat maçından Halkla İlişkiler istatistiği:

Yayında LeBron James'in ismi 157 kez, Dwyane Wade'inki 90 kez zikredilmiş.

Bunu hesaplayan arkadaşlara da selam olsun, çıkarım yapmaya çalışanlara da...

2 Ekim 2010 Cumartesi

WNBA Yıldızları Türkiye'de


Diana Taurasi, Sylvia Fowles ve Iziane Castro Marques...

WNBA'in üç yıldızı önümüzdeki sezon Türkiye'de oynayacak. Sarayın Sultanları'ndan Aras rica etti, biz de ufak bir şeyler karaladık. Bu üç oyuncu hakkında okumak isterseniz link budur. Onun haricinde de Galatasaray ağırlıklı olmasına karşın, kadın basketbolu hakkında güzel fikirler var. Takip edilesi bir blog Sarayın Sultanları.

Ekleyin sık kullanılanlara!

NBA Transfer Dosyası: Batı Konferansı

Dallas Mavericks 
Gelenler: Dominique Jones (25. sıra)*, Tyson Chandler (CHA), Alexis Ajinca (CHA), Ian Mahinmi (SAS), Brian Cardinal (MIN), Steve Novak (LAC),
Gidenler: Erick Dampier (TOR), Matt Carroll (CHA), Eduardo Najera (CHA)

Denver Nuggets 
Gelenler: Al Harrington (NYK), Shelden Williams (BOS)
Gidenler: Johan Petro (NJ), Joey Graham (CLE), Malik Allen (ORL)

Golden State Warriors 
Gelenler: Ekpe Udoh (6. sıra)*, Charlie Bell (MIL), Jannero Pargo (CHI), Dorell Wright (MIA), David Lee (NYK), Dan Gadzuric (MIL), Jeremy Lin (FA), Louis Amundson (PHO), Rodney Carney (PHI)
Gidenler: Raja Bell (UTA), Anthony Tolliver (MIN), Kelenna Azubuike (NYK), Corey Maggette (MIL), Anthony Morrow (NJN), Anthony Randolph (NYK), Ronny Turiaf (NYK), C.J. Watson (CHI)

Houston Rockets 
Gelenler: Patrick Patterson (14. sıra)*, Courtney Lee (NJN), Brad Miller (CHI)
Gidenler: Trevor Ariza (NOH), David Andersen (TOR)

Los Angeles Clippers 
Gelenler: Al-Farouq Aminu (8. sıra)*, Eric Bledsoe (18. sıra)*, Willie Warren (54. sıra)*, Brian Cook (HOU), Ryan Gomes (MIN), Randy Foye (WAS), Marqus Blakely (FA), Jarron Collins (PHO)
Gidenler: Drew Gooden (MIL), Steve Blake (LAL), Travis Outlaw (NJN), Steve Novak (DAL), Bobby Brown (Prokom), Mardy Collins (WAS)

Los Angeles Lakers 
Gelenler: Devin Ebanks (43rd)*, Derrick Caracter (58. sıra)*, Matt Barnes (ORL), Theo Ratliff (CHA), Steve Blake (LAC)
Gidenler: Jordan Farmar (NJN), Josh Powell (ATL), Adam Morrison (WAS)

Memphis Grizzlies 
Gelenler: Xavier Henry (12. sıra)*, Greivis Vasquez (28. sıra)*, Tony Allen (BOS), Acie Law (CHI), Damien Wilkins (MIN)
Gidenler: Ronnie Brewer (CHI), Marcus Williams (Enisey-Rusya)

Minnesota Timberwolves 
Gelenler: Wesley Johnson (4. sıra)*, Lazar Heyward (30. sıra)*, Nemanja Bjelica (35. sıra)*, Paulao Prestes (45. sıra)*, Martell Webster (POR), Kosta Koufos (UTA), Sebastian Telfair (CLE), Luke Ridnour (MIL), Michael Beasley (MIA), Nikola Pekovic (2008 draft)
Gidenler: Ramon Sessions (CLE), Ryan Hollins (CLE), Al Jefferson (UTA), Ryan Gomes (LAC), Damien Wilkins (MEM), Sasha Pavlovic (FA), Oleksiy Pecherov (Milano), Brian Cardinal (DAL), Nathan Jawai (Partizan)

New Orleans Hornets 
Gelenler: Craig Brackins (21. sıra)*, Quincy Pondexter (26. sıra)*, Trevor Ariza (HOU), Marco Belinelli (TOR), Mustafa Shakur (OKC), Joe Alexander (CHI)
Gidenler: Darren Collison (IND), James Posey (IND), Julian Wright (TOR), Morris Peterson (OKC), Sean Marks (WAS)

Oklahoma City Thunder 
Gelenler: Cole Aldrich (11. sıra)*, Tibor Pleiss (31. sıra)*, Latavious Williams (48. sıra)*, Ryan Reid (57. sıra)*, Daequan Cook (MIA), Royal Ivey (MIL), Morris Peterson (NOH)
Gidenler: Kyle Weaver (FA), Mustafa Shakur (NOH), Etan Thomas (ATL)

Phoenix Suns 
Gelenler: Gani Lawal (46. sıra)*, Dwayne Collins (60. sıra)*, Josh Childress (ATL), Hidayet Türkoğlu (PHO), Hakim Warrick (CHI)
Gidenler: Leandro Barbosa (TOR), Amare Stoudemire (NYK), Taylor Griffin (FA), Louis Amundson (GSW), Jarron Collins (LAC)

Portland Trail Blazers 
Gelenler: Luke Babbit (16. sıra)*, Elliot Williams (22. sıra)*, Armon Johnson (34. sıra)*, Wesley Matthews (UTA)
Gidenler: Juwan Howard (MIA), Martell Webster (MIN), Travis Diener (Dimamo Sassari), Ryan Gomes (FA)

Sacramento Kings 
Gelenler: DeMarcus Cousins (4. sıra)*, Hassan Whiteside (33. sıra)*, Samuel Dalembert (PHI), Darnell Jackson (CHI), Antoine Wright (TOR), Pooh Jeter (CLE)
Gidenler: Spencer Hawes (SAC), Andres Nocioni (PHI), Jon Brockman (MIL), Dominic McGuire (CHA), Sean May (NJN)

San Antonio Spurs 
Gelenler: James Anderson (20. sıra)*, Ryan Richards (49. sıra)*, Tiago Splitter (2007 draft), Gary Neal (Benetton)
Gidenler: Roger Mason Jr. (NYK), Keith Bogans (CHI), Malik Hairston (FA)

Utah Jazz 
Gelenler: Gordon Heyward (9. sıra)*, Jeremy Evans (55. sıra)*, Al Jefferson (UTA), Raja Bell (GS), Francisco Elson (PHI), Earl Watson (IND)
Gidenler: Carlos Boozer (CHI), Kyle Korver (CHI), Wesley Matthews (POR), Kosta Koufos (MIN)

NBA Transfer Dosyası: Doğu Konferansı

Atlanta Hawks
Gelenler: Jordan Crawford (27. sıra)*, Josh Powell (LAL), Etan Thomas (OKC)
Gidenler: Joe Smith (NJN)

Boston Celtics
Gelenler: Jermaine O’Neal (MIA), Shaquille O’Neal (CLE), Von Wafer, Avery Bradley (19. sıra)*, Luke Harangody (52. sıra)*, Semih Erden (2009 Draft)
Gidenler: Tony Allen (MEM), Shelden Williams (DEN), Brian Scalabrine (CHI), Rasheed Wallace (Emekli)

Charlotte Bobcats
Gelenler: Shaun Livingston (WAS), Dominic McGuire (SAC), Matt Carroll (DAL), Eduardo Najera (DAL), Kwame Brown (DET), Javaris Crittenton (WAS)
Gidenler: Raymond Felton (NY), Tyson Chandler (DAL), Alexis Ajinca (DAL), Theo Ratliff (LAL), Stephen Graham (NJN)

Chicago Bulls 
Gelenler: Carlos Boozer (UTA), Ronnie Brewer (MEM), Keith Bogans (SAN), Kurt Thomas (MIL), Kyle Korver (UTA), C.J. Watson (GSW), Ömer Aşık (2009 Draft), Brian Scalabrine (BOS),
Gidenler: Kirk Hinrich (WAS), Hakim Warrick (PHO), Brad Miller (HOU), Jannero Pargo (HOU), Acie Law (MEM), Joe Alexander (NOR)

Cleveland Cavaliers 
Gelenler: Ramon Sessions (MIN), Ryan Hollins (MIN), Joey Graham (DEN), Christian Eyenga (2009 Draft)
Gidenler: LeBron James (MIA), Zydrunas Ilgauskas (MIA), Shaquille O’Neal (BOS), Sebastian Telfair (MIN), Delonte West (MIN)

Detroit Pistons 
Gelenler: Tracy McGrady (NY), Greg Monroe (7. sıra)*, Terrico White (36. sıra)*
Gidenler: Kwame Brown (CHA)

Indiana Pacers 
Gelenler: Darren Collison (NOR), James Posey (NOR), Paul George (10. sıra)*, Lance Stephenson (40. sıra)*, Magnum Rolle (51. sıra)*
Gidenler: Troy Murphy (NJ), Earl Watson (UTA)

Miami Heat 
Gelenler: LeBron James (CLE), Chris Bosh (TOR), Mike Miller (WAS), Eddie House (NYK), Zydrunas Ilgauskas (CLE), Juwan Howard (POR), Dexter Pittman (32. sıra)*, Jarvis Varnado (41. sıra)*, Da’Sean Butler (42. sıra)*
Gidenler: Jermaine O’Neal (BOS), Quentin Richardson (ORL), Michael Beasley (MIN), Daequan Cook (OKC)

Milwaukee Bucks 
Gelenler: Drew Gooden (LAC), Keyon Dooling (NJN), Corey Maggette (GSW), Jon Brockman (SAC), Earl Boykins (WAS), Chris Douglas-Roberts (NJN), Larry Sanders (15. sıra)*, Darrington Hobson (37. sıra)*, Keith Gallon (47. sıra)*
Gidenler: Luke Ridnour (MIN), Royal Ivey (OKC), Kurt Thomas (CHI), Charlie Bell (GSW), Dan Gadzuric (GSW), Darnell Jackson (SAC)

New Jersey Nets 
Gelenler: Derrick Favors (3. sıra)*, Damion James (24. sıra)*, Troy Murphy (IND), Jordan Farmar (LAL), Travis Outlaw (LAC), Johan Petro (DEN), Sean May (SAC), Anthony Morrow (GSW), Stephen Graham (CHA), Joe Smith (ATL)
Gidenler: Yi Jianlian (WAS), Courtney Lee (HOU), Chris Douglas-Roberts (MIL), Keyon Dooling (MIL), Tony Battie (PHI)

New York Knicks 
Gelenler: Amare Stoudemire (PHO), Raymond Felton (CHA), Kelenna Azubuike (GSW), Anthony Randolph (GSW), Ronny Turiaf (GSW), Roger Mason (SAN), Andy Rautins (38. sıra)*, Landry Fields (39. sıra)*, Jerome Jordan (44. sıra)*, Timofey Mozgov (Rusya)
Gidenler: Chris Duhon (ORL), Al Harrington (DEN), David Lee (GSW), Eddie House (MIA), Tracy McGrady (DET), Sergio Rodriguez (Real Madrid)

Orlando Magic 
Gelenler: Quentin Richardson (MIA), Chris Duhon (NYK), Daniel Orton (29. sıra)*, Stanley Robinson (58. sıra)*, Malik Allen (DEN),
Gidenler: Matt Barnes (LAL), Adonal Foyle (Emekli)

Philadelphia 76ers 
Gelenler: Evan Turner (2. sıra)*, Spencer Hawes (SAC), Andres Nocioni (SAC), Tony Battie (NJN)
Gidenler: Rodney Carney (WAS), Francisco Elson (UTA), Samuel Dalembert (SAC)

Toronto Raptors 
Gelenler: Ed Davis (13. sıra)*, Solomon Alabi (50. sıra)*, Linas Kleiza (Olimpiakos), David Andersen (HOU), Leandro Barbosa (PHO), Julian Wright (NOR)
Gidenler: Chris Bosh (MIA), Antoine Wright (SAC), Marco Belinelli (NOR), Hidayet Türkoğlu (PHO)

Washington Wizards 
Gelenler: John Wall (1. sıra)*, Kevin Seraphin (17. sıra)*, Trevor Booker (23. sıra)*, Hamady N'diaye (56. sıra) Kirk Hinrich (CHI), Hilton Armstrong (SAC), Sean Marks (NOR), Mardy Collins (LAC), Adam Morrison (LAL)
Gidenler: Randy Foye (LAC), Shaun Livingston (CHA), Mike Miller (MIA), Earl Boykins (MIL), Javaris Crittenton (CHA), James Singleton (Çin)

28 Eylül 2010 Salı

Orlando Savaşa Hazır



Sezon öncesi basın günündeki açıklamalara bakarsak, Doğu Konferansı bu sene şenlikli olacak.


“LeBron James’in Miami’ye gideceğini açıkladığı andan itibaren Heat muhabbetinden sıkılmaya başladım” – Dwight Howard

“Zaten playoff’ta görüşeceğiz, o zaman her şey ortaya çıkacak.” – Vince Carter

“Onların üç oyuncusu var, benim 12. Ligdeki tüm takımlardan daha derin bir kadroya sahibiz. Onlar üç, biz 12 kişiyiz. Maçlar başlayana kadar Miami kâğıt üzerinde bir takımdan ibaret.” – Otis Smith

“Kadromuzdan memnunum. Rakiplerimiz bu yaz bize göre kadro kurdular. LeBron ve Chris Bosh’la imzaladıktan hemen sonra Dwight Howard’ı savunabilmek için sekiz pivot aldılar.” – Otis Smith

“Kâğıt üzerinde en yetenekli kadroya sahipler, fakat bu kazanmak için yeterli değil. Çoğu zaman en yetenekli kadro kazanmaz. Belki de kazandığından çok kaybeder.” – Stan Van Gundy

26 Eylül 2010 Pazar

Cal Yine Yırttı


Eric Bledsoe'nun lise notlarında değişiklik yapıldığı ve bu sayede Kentucky'ye gelme hakkını elde ettiğinden bahetmiştik.

Soruşturma delil yetersizliğinden düşmüş. Yani Bledsoe'nun notlarının değiştirildiğine dair bir kanıt bulunamamış. Tabii bu aksi bir kanıtın da olmadığının bir göstergesi.

Nasıl olur diyen varsa, açıklamak gerek: Sınav kâğıtları kaybolmuş Bledsoe'nun. Lise müdürü de "bu sır benimle mezara gidecek" dediği için, soruşturmanın delil yetersizliğinden düştüğü açıklandı.

Bağımsız bir hukuk firması Bledsoe'nun lise son sınıfın ilk döneminde 10, ikinci döneminde yedi dersinin notlarının değiştirildiğini tespit etmişti. Fakat kanıt teşkil edecek belgeler kaybolduğu için bu işe yaramayacak.

NCAA kurallarını savunacak değilim. Amatörlük işinin artık bir hayal olduğunun farkındayım. Yıllardır Calipari gibileri bu kuralları yok sayıyorlar. Yalnız bir isteğim var. Calipari, her seferinde bu işlerden nasıl yırtıyorsan, şu Enes'in soruşturmasında da sihrini konuştur da, çocuğu seneye izleyelim. Çok durmadan NBA'e gitsin Enes, zamanı geldi.