14 Ağustos 2010 Cumartesi

New York Günlüğü #3

Tiyatroda basketbol!
Sevgili günlük;

New York'taki üçüncü günüm şu ana geçirdiklerim içinde en güzeliydi. İnanılmaz yoruldum ama gecenin bir vakti yazıyı yazacak motivasyon ve enerjiyi bu güzel gün sayesinde buluyorum.

Bugün mesai sabah yedide başladı. Radio City Music Hall'daki röportajlar için oraya gittik. Tüm dünyadan gelen yaklaşık 200 basın mensubuyla birlikte kaos yaşamadan röportaj yapabilmek için iyi bir organizasyona ihtiyacımız vardı ve Nagwa sayesinde bu işin kusursuz işlediğini söyleyebilirim.

Coach K
Mike Krzyzewski ve Kevin Durant ile özel röportajlarımız vardı. Dürüst olmak gerekirse buraya gelene kadar Coach K'in en büyük hayranı değildim. Ancak konuşunca sahip olduğunu düşündüğüm kibirden eser kalmadığını ve çok alçak gönüllü birisi olduğunu gördüm. Kalbimi kazandı, hatta ayrılırken İstanbul'da tekrar görüşmek üzere sözleştik. Röportajların haberlik kısmını önce NTV SPOR'da olacak. Ardından teker teker yayınlayacağım, o yüzden günlük, ne konuştuğumuz hakkında çok şey bilmene gerek yok.

Durant-İso-Yavuz
Carlos Arroyo röportajlar sırasında en sevimli olan kişiydi. Bizim grup sorulduğunda "bu grubu düşündükçe geceleri uyuyamıyorum" dedi. Miami Heat hakkındaki açıklaması hayatımda aldığım en güzel röportaj cevabı olabilir.

"Hey Arroyo. Miami Heat artık üç süper yıldıza sahip. Oyun kurucu olarak son saniyede kime pas vermeyi düşünüyorsun?"
"Zor soru, ben kimseyi üzmek istemeyen bir kişiliğe sahibim. Şutu ben atarım."


Arroyo
Rajon Rondo için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. ABD oyuncularını dünyanın en iyileri olarak nitelendirmesi ve genel tavrı çok iyi değildi. Yi Jianlian'ın İngilizce bilmeyişi ve "çok iyi bir savunma öğretmeni" olarak tanıttığı Selçuk Ernak'tan "Sel" diye bahsetmesi ilginçti.

Yi
Nike başkanı Charlie Denson "ileride bir Türk oyuncuyla sponsorluk anlaşması imzalayabiliriz" derken, günün en güzel sohbetlerinden birini Jerry Colangelo ile yaptım. Her şey bitmişti ve Jerry Colangelo öylece duruyordu. Yanına gidip oğluna gönderme yaparak "Ne olacak bu Toronto'nun hali" dedim. Sonrasında yaklaşık 10 dakika sohbet ettik. Röportaj değildi, ancak bazı noktalarda ısrarla "Bunu röportajda söylemezdim" ifadelerini kullandığı için Hido hakkında düşündüklerini yazmıyorum. Kısaca Hido'dan çok hazzetmediğini söyleyebilirim. Gerçi ben de olayı Hido tarafından anlatınca anlayışla karşıladı ama yine de oğlunun tarafını tutması kadar doğal bir şey yok tabii ki :)

Jerry Baba!
Jerry Colangelo, Miami Heat kadrosunun lig için kötü olduğunun altını çizdi. Ben biraz LeBron'ın kararını eleştirince, "artık zaman değişti, çocukları böyle kabul etmek gerek" dedi. 71 yaşındaki birisinin bu sözü 26 yaşındaki birine söylemesi bana da biraz garip gelmedi değil! Neyse, genel olarak harika bir sohbetti ve benden İstanbul'da Türk kahvesi içme sözü alarak yanımdan ayrıldı. Jerry babaya gelince Tophane'de nargile mi içirsem acaba?

Akşam konsere gitmeden önce buradaki dostum Alex ile buluştum. Oturup uzun uzun sohbet ettik. Lager and Lime hadisesini keşfetmem güzel oldu.

Atan galip!
Günün en güzel gelişmesi şüphesiz ki akşamdı. Amerika Milli Takımı kendi arasında mavi-beyaz maçı yaptı. All-Star'dan hallice geçen maçta Andre "Kara Delik" Iguodala aldığı her topu potaya göndererek MVP ödülünü kazandı. Normal süre eşitlikle sonuçlanınca, uzatmayı bizim bildiğimiz mahalle kurallarıyla bitirdiler: Atan galip, yiyen mağlup! Tyson Chandler'ın smacıyla kazanan taraf mavi oldu. Gerçek maçta görmek istiyorum bu takımı.

Bu arada maçı kenardan izleyenler arasında LeBron James (ki New York taraftarı onu yuhaladı), Carmelo Anthony, Dwyane Wade, Chris Paul ve Amare Stoudemire vardı. Carmelo bu yaz evlendiğini ve takıma katılamadığı için özür dilediğini söyledi.

Konserde: Nagwa-İso-Sedat Balcı
Gelelim Jay-Z konserine. Radio City Music Hall harika bir yer. Sine daha iyi bilir bu işleri ama konser izlemek için mükemmel olduğunu düşünüyorum ben. Jay-Z sahneye çıktığı andan itibaren kendimizden geçtik. Söylediği şarkılardan aklıma gelenler Ain't no love, Public Service Announcement, Hovi Baby, 99 Problems, On to the Next One, DOA ve I Know. Tabii ki konserin en çok beklediğimiz anı Empire State of Mind'di ve harika bir performansla bitirdi. Sevgili Sedat Balcı onun videosunu çekti. Paylaşmaya çalışacağım.

Konser enfesti, bittikten sonra yemek için bir İtalyan restoranına (yine) gittik. Evet, New York'ta gece geç saatte sadece İtalyanlar çalışıyor. Bu sefer pizza yedim ama mozzarellayı nasıl pişiremediklerini anlamadım. İlginçti. Sabah yedi-gece 12 işi beni çok yorduğu için bu gece dışarı çıkmıyorum. Yarın sabah yine erken kalkacağım. Yoğun bir program var. Hoşçakal!

Günlükte yarın: Michael Jordan mı? Hadi canım!

8 yorum:

  1. Michael Jordan mı?Yok artık,umarım bu bir şaka değildir.Foto bekliyoruz,hatta görüntü..;)

    YanıtlayınSil
  2. "Hey Arroyo. Miami Heat artık üç süper yıldıza sahip. Oyun kurucu olarak son saniyede kime pas vermeyi düşünüyorsun?"
    "Zor soru, ben kimseyi üzmek istemeyen bir kişiliğe sahibim. Şutu ben atarım."

    süper bir cevapmış =) ama zaten kendi oyun stilinde yakışan bir cevapmış aslında..çünkü hep attıran değil atan olmak istemiştir..

    YanıtlayınSil
  3. ahahaa Carlos'un cevabı çok iyiymiş :) tabi atarsın gülüm sen kendin atarsın :D
    Fotoğraftan anladığım kadarıyla Kevin'da biraz ükelalık sezdim ama onlara da hak vermek lazım. çok sıkılmış olabilirler. bir de oyuncuların aslında ne kadar iri oldukları, normal insanlarla yan yana gelince daha net anlaşılıyor. ve yazının sonundaki cümle beni feci heycanlandırdı.

    YanıtlayınSil
  4. Cidden, hadi canım! Hayat sana güzel İsmail abi. :)

    YanıtlayınSil
  5. Abi CP3'e selamlarımı ilet, Türkiye'deki büyük New Orleans taraftarından bahset. Bir de akıllı olsun, yüreğimizi kırmasın.

    YanıtlayınSil
  6. MJ'mi bak ben bile heycanladım pc basında seni düsünemiyorum abi (: Sabırsızlıkla bekliyorum (:

    YanıtlayınSil
  7. arroyo kendi kullanırsa herkes üzülür =D

    YanıtlayınSil