10 Ağustos 2010 Salı

Sırbistan ve biz


Sırbistan 2007’deki Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda dibe vurunca yeniden yapılanmaya gitmiş ve takımın başına Duda Ivkoviç’i getirmişti.

Kariyeri başarılarla dolu Ivkoviç’in Sırbistan Milli Takımı’nda değiştirdiği ilk şey, aslında bir işletme profesörünün yapacağından farklı değildi. Günümüz basketbolunun gerçeklerini gören Duda, kısa sürede bir “insan kaynakları” departmanı kurup görev tanımlarını belirledi ve elindeki en büyük yıldız Miloş Teodosiç’in üzerine bir takım inşa etti.

Verdiği görev tanımlarıysa kesindi. Teodosiç’in yanında iki numarada savunmacı ve topa hakim bir oyuncu. Üç numarada fizikli ve penetre edebilen bir forvet. Dört numarada dışarıdan şut tehdidiyle eşleşme sorunu yaran, içerideki oyuncuya alan açabilecek çabuk ayaklı bir forvet. Ve pivot bölgesinde çember çevresinde bulacak bir oyuncu.

Eurobasket 2009’da bu şekilde başarıya ulaşan Sırbistan, Adidas İstanbul Cup’ı da aynı sistemle süpürdü. Teodosiç’in yanında oynayacak savunmacılar birbirlerine çok benzer tipte oyunculardı: Ivan Pauniç, Stefan Markoviç ve Dragan Miloslavlyeviç. Hepsi de rakibin en skorer dış adamını bire bir savunabilecek müdafa uzmanları. Uzun kolları ve savunma bilgisiyle öne çıkıyorlar. Bu oyuncuların hücumda da aktif bir görevleri var aslında. Teodosiç rakip savunmalardan en çok baskı yiyen oyuncu olduğu için, top getirme konusunda ona yardım edecek; top almadığı zamanlarda yaptıkları perdelerle Miloş’un oyununu rahatlatacak isimler.

Kısa forvet pozisyonunda fizikli, çok yönlü ve atlet oyuncuları tercih eden Ivkoviç bu pozisyonda Nemanja Bjelica ve Marko Keselj’den faydalanıyor. Her ne kadar Sırbistan’ın en zayıf noktası bu pozisyon olsa da; kanattan pas rotasyonuna katkı yapan, içeri yüklenebilen ve şut tehdidi olan Bjelica-Keselj ikilisi takımın sisteminin doğru işlemesini sağlıyor.


Dört numarada Ivkoviç’in tercihi dışarıdan oynayan forvetler. Bu görev tanımının Avrupa’daki en önemli isimlerinden biri olan Novica Veliçkoviç, üçlükleri ve çabuk ayaklarının yanı sıra, ribaundlara da büyük katkı yapıyor. Veliçkoviç’in arkasına oyuncu bulmakta da zorlanmadı Sırbistan... Performansını sürekli artıran Duşko Savanoviç, Veliçkoviç’in yokluğunda takımın hücum gücüne önemli katkı sağlayabiliyor.

Sırbistan’ın pivotları, sistemde en önemli yere sahip. Her pozisyonda top mutlaka bir kez pota altına iniyor. Bu yüzden rakip savunmaların dikkatini çekecek kadar skorer, içeri-dışarı pas trafiğini sağlayacak kadar yumuşak ellere sahip olması önemli. Sırbistan kadrosu bu mevkiide de kalabalık. Kaptan Nenad Krstiç’in yanı sıra Kosta Peroviç ve Miroslav Raduljica görevi layıkıyla yerine getirebilen isimler. Bilhassa takımın hücumda tıkandığı noktalarda pota altı “acil durumda kırılacak cam” görevini üstleniyor.

Sonuç olarak tüm bu görev tanımlarını net bir şekilde takımına yerleştiren Sırbistan’da, oyuncuların performans ölçümleri de daha kolaylaşıyor. Kimin iyi kimin kötü oynadığına karar verebilmek, o değerlendirmeyi yapmak da bu sistem içinde daha basit, çünkü istenenler belli. Bizim durumumuzdan biraz farklı yani.


En büyük yıldızımız Hidayet Türkoğlu, takım arkadaşlarını saha içinde yücelten bir oyun yapısına sahip. Kadromuzun en büyük avantajlarını alt alta koyduğumuzda, Hido’nun diğerlerini daha iyi hale getirebilmesine fırsat veren bir sisteme sahip olmak Türkiye’nin başarıya ulaşmasını sağlar. Açıkçası, savunma kısmında gayet iyi görünüyoruz. Potansiyelimizin tamamına yakınını sahaya yansıttığımız söylenebilir. Fakat hücumda işler öyle değil.

Ömer Aşık ve Semih Erden gibi hareketliyken topla buluştuklarında skor tehdidi olabilecek pivotlar, Kerem Tunçeri ve Ender Arslan gibi pick&roll’u iyi oynayan guard’larla birleşince etkili olabiliriz. Ömer Onan’ın hızlı hücumlarını öne çıkarabilmek için rakip guard’lara yaptığımız baskıyla top çalabilmek de önemli. Dört numarada eşleşme sorunu yaratabilecek Ersan İlyasova’nın verimli olması için, saha paylaşımını iyi yapmak ve Ersan’ın üzerindeki yardımları azaltmayı amaçlamak gerek. Ersan’ın dört numaradaki avantajlarından vazgeçmekse çok geniş olmayan bu kadro için büyük bir risk.

Neticede Adidas İstanbul Cup bir hazırlık turnuvasıydı ve farklı denemelerle takımın yapabileceklerini görme fırsatı bulduk. Sonuçta Sırbistan’dan farklı bir tarzımızın olduğu ve bizim daha çok rakip düzeni bozmak üzerine kurulu bir sisteme sahip olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı. Bu şekilde başarıya ulaşmak mümkün, yeter ki hücumda en iyi yaptığımız şeyleri sahaya yansıtabilelim.

1 yorum:

  1. Önemli olan basketbolda doğruları oynayabilmek. Bu turnuvada Cevher olsun Ömer Onan olsun Kerem Tunçeri hatta Ersan bildikleri doğru basketbolu oynuyorlar yetenekleri belli olan oyuncular doğru işler yapıyorlar. Ancak özellikle pota altı oyuncularımızda sorun var. Ömer Aşıktaki maç eksikliği çok belli onu en başta havaya sokmamız lazım. Semih çok yetenekli ancak basketbol IQ'sü kıt birisi pek güvenmiyorum iki ucu keskin bıçak Oğuz ise kilo vermiş biraz daha istekli onu doğru yerlerde doğru pozisyonlarda topla buluşturursak sadece belli işleri yapmaya odaklarsak çok faydalı olacaktır.
    2 numaradan skor katkısı almamız şart. Bunun için Cenk çok önemli mental yönü çabuk dağılabiliyor kendisini sertliğe hazırlamalı ve bu turnuvada bizim için önemli işler yapmalı.

    YanıtlayınSil