27 Temmuz 2011 Çarşamba

Parkeden plaja...



Deron Williams, Sasha Vujaçiç ve Darius Songaila Türkiye’ye...

Kobe Bryant, Kevin Durant, James Harden ve arkadaşları Uzak Doğu’ya...

Sonny Weems Litvanya’ya, Nenad Krstiç, Chris Quinn ve Timofey Mozgov Rusya’ya...

Lokavt boyunca birçok oyuncu kendine farklı ülkelerde iş buldu. Kimi uzun süre, kimi lokavt boyunca, kimi de iki hafta basketbol oynayarak para kazanacaklar. Hidayet Türkoğlu gibi bazı NBA oyuncuları kendi kulüplerini kurdu, Tony Parker gibi zaten kulüp sahibi olanlar kendi takımlarıyla ilgileniyor, Ron Artest gibi komedi gösterisiyle hayatını idame ettirmeye çalışanlar da var...

Ancak Kevin Love şu ana kadar kimsenin aklına gelmeyeni yaptı ve başka bir sporu denemeye karar verdi.

Minnesota Timberwolves’un yıldızı lokavt süresince plaj voleybolu oynamaya karar verdi. Love, gelecek ay Manhattan Beach Open’da mücadele edecek. Love henüz bir partner seçmemiş, ancak Times Meydanı’nda kurulan özel sahada yetenekli olduğunu göstermiş.



Eh, Kevin Love’ın plajla arasının iyi olduğunu söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Amcası Mike Love, Beach Boys grubunun üyesi ünlü bir solist. Santa Monica doğumlu. Kevin’in babası Wilt Chamberlain ile karşılıklı plaj voleybolu oynamış eski bir sporcu. (Evet, Chamberlain basketbolu bıraktıktan sonra uzun süre Santa Monica’da plaj voleybolu oynadı)

Love üç gün sürecek ve 200 bin dolar ödüllü turnuvaya katılacak. Basketboldaki başarısını burada da gösterir mi, bilinmez. Ancak kolay pes etmeyeceği kesin.

Spor Tarihinde Bugün


NOT: Spor Tarihinde Bugün, NTV SPOR'da Coşkun Çelik'in hazrıladığı güzel bir program. İzleyici olarak bizim kanalın en sevdiğim kısımlarından biri. Coşkun Çelik yıllık izindeyken nöbeti devralmak bana düştü. Onun kadar olamasa da kendimizce bir şeyler karalıyoruz. 21 Temmuz - 1 Ağustos arasında nöbet bende, sonra alıştığınız kaleme geri dönecek Spor Tarihinde Bugün.


27 Temmuz 1993
Javier Sotomayor’un 2.45’lik rekoru

Spor tarihinin en önemli efsanelerinden birisi olan Javier Sotomayor için 27 Temmuz 1993 tarihinin anlamı büyük.

Zira o tarihte İspanya’nın Salamanca şehrinde düzenlenen bir Grand Prix’de yüksek atlama finali için tartan piste çıktı Sotomayor.

1989’da 2.44’lük derecesiyle dünya rekorunu kırmış, ancak aradan geçen dört yıl boyunca diz ve topuğundan geçirdiği sakatlıklar yüzünden aynı formu yakalaması uzun sürmüştü. 2.45’i Ağustos 1991’de denemiş, ancak 2.35 ile altın madalyayı garantiledikten sonra, belki de formalite olarak.

Sotomayor, 27 Temmuz 1993’te adeta rekor için piste çıkmıştı. İlk atlayışında 2.32’yi zorlanmadan geçip, 2.35 ve 2.38’i de birer atlayışta geçerek altın madalyayı garantilemişti. Sıra rekor denemesine geldiğindeyse ilk denemesinde çıtayı devirmişti Kübalı yıldız. İkinci denemesi için o 18 adımlık koşusuna başladığı an, sanki rekor kesin gibiydi. 12, 13 ve 14. adımları uzun atan Sotomayor, 18’de sol ayağıyla muazzam sıçradı ve vücudunu çıtanın üstünden sıyırdı... Mindere düştüğü anda bir dünya rekortmeni olmuştu artık...

Sotomayor’un o rekorunun 18. yıl dönümü bugün. 2000 yılında Vyacheslav Voronin’in 2.40’lık atlayışını saymazsak, o günden bu yana 2.45’in yanına yaklaşan bile yok...

26 Temmuz 2011 Salı

Spor Tarihinde Bugün

NOT: Spor Tarihinde Bugün, NTV SPOR'da Coşkun Çelik'in hazrıladığı güzel bir program. İzleyici olarak bizim kanalın en sevdiğim kısımlarından biri. Coşkun Çelik yıllık izindeyken nöbeti devralmak bana düştü. Onun kadar olamasa da kendimizce bir şeyler karalıyoruz. 21 Temmuz - 1 Ağustos arasında nöbet bende, sonra alıştığınız kaleme geri dönecek Spor Tarihinde Bugün.



26 Temmuz 2000
Beşiktaşlı Nouma’nın ilk golü

2000 yazı Türk futbolunun yıldız transfer geleneğinin zirve yaptığı bir dönemdi. Fenerbahçe Kenneth Anderson, Galatasaray Mario Jardel ve Trabzonspor da Rune Lange'yi alarak büyük sükse yapmıştı. Tecrübeli teknik adam Nevio Scala'yı takımın başına getiren Beşiktaş'ın da diğer büyüklerden geri kalmaya hiç niyeti yoktu.

Siyah-beyazlı takım, santrafor transferi için Fransa futbolunun önemli yıldızlarından Pascal Nouma'da karar kıldı. Bir süre sonra Beşiktaş formasıyla efsaneleşecek Nouma’nın hikâyesi, resmen 26 Temmuz 2000’de başladı. İlk kez bir resmi maçta İnönü’ye çıkan Pascal Nouma, Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turu ilk maçında Levski Sofya’ya karşı golünü attı.

Beşiktaş’tan kolay bir galibiyet beklenen maç, düşünülenden zorlu geçti. Sert bir futbol oynayan Levski’ye karşı 82. dakikaya kadar gol bulamayan siyah-beyazlılar, İbrahim Üzülmez’in soldan ortasına ayağını uzatan Nouma ile galibiyete ulaştılar.

İşte tribünlerin “bir aşk hikâyesi” olarak adlandırdığı o öykü, 26 Temmuz 2000’de başladı...

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Spor Tarihinde Bugün

NOT: Spor Tarihinde Bugün, NTV SPOR'da Coşkun Çelik'in hazrıladığı güzel bir program. İzleyici olarak bizim kanalın en sevdiğim kısımlarından biri. Coşkun Çelik yıllık izindeyken nöbeti devralmak bana düştü. Onun kadar olamasa da kendimizce bir şeyler karalıyoruz. 21 Temmuz - 1 Ağustos arasında nöbet bende, sonra alıştığınız kaleme geri dönecek Spor Tarihinde Bugün.



25 Temmuz 2001
Kocaelispor: 4 – Arsenal: 1

Arsene Wenger'in Arsenal'ı, 2001-02'de hem premier league şampiyonluğunu, hem de lig kupasını kazanarak sezonu çifte kupayla tamamlamıştı. Gol kralı Thierry Henry'nin yanı sıra; Patrick Vieira, Robert Pires, Dennis Bergkamp ve Freddie Ljungberg gibi süper yıldızlarıyla o sezon ligde oynadığı tüm maçlarda gol atarak şampiyon olmuştu.

İşte Arsenal'in o efsanevi sezonu, Avusturya'daki bir hazırlık turnuvasıyla başlamıştı. Ünlü Swarovski kristallerinin memleketi Wattens'te "Swarovski Kupası" adındaki turnuvada Arsenal'ın yolu Hikmet Karaman'ın Kocaelispor'uyla kesişti.

Alexandrov-Lazarov ikilisinin yanı sıra Nuri Çolak, Cihan Haspolatlı ve Serdar Topraktepe ile iyi bir kadrosu vardı yeşil-siyahlıların. Ancak karşı tarafta Vieira, Pires, Wiltord, Bergkamp ve Parlour gibi yıldızlarıyla Arsenal vardı. Hazırlık maçı da olsa İngiliz ekibinin farklı galibiyeti bekleniyordu ve yoğun transfer gündeminde bu maçın spor sayfalarında bir satırdan fazla yer alması pek mümkün değildi.

Ancak Lazarov’un iki, Nuri ve Serdar’ın birer golleriyle 4-1 kazanan taraf Kocaelispor oldu. Avusturya’da belki kimsenin ilgilenmeyeceği bu hazırlık maçı, bir anda spor basınında kendine geniş bir yer buldu. Yerel basın “Arsenal ile kafa yaptık” başlıklarıyla eğlenirken; 25 Temmuz 2001 tarihinde oynanan bu maç spor tarihinde hoş bir anı olarak kendine yer buldu. Kocaelispor’un Arsenal galibiyetiyle başlayan o sezonu, bir de kupayla taçlandı. Yeşil-siyahlılar, o sezon Türkiye Kupası finalinde Beşiktaş’ı 4-0 yenerek kupa şampiyonu oldu...

24 Temmuz 2011 Pazar

Spor Tarihinde Bugün


NOT: Spor Tarihinde Bugün, NTV SPOR'da Coşkun Çelik'in hazrıladığı güzel bir program. İzleyici olarak bizim kanalın en sevdiğim kısımlarından biri. Coşkun Çelik yıllık izindeyken nöbeti devralmak bana düştü. Onun kadar olamasa da kendimizce bir şeyler karalıyoruz. 21 Temmuz - 1 Ağustos arasında nöbet bende, sonra alıştığınız kaleme geri dönecek Spor Tarihinde Bugün.



24 Temmuz 2005

Lance Armstrong, Fransa Bisiklet Turu’nu yedinci kez kazandı

24 Temmuz 2005, spor tarihinin en büyük efsanelerinden Lance Armstrong’un kariyerinin zirvesiydi. Armstrong, 92. Fransa Bisiklet Turu’nu üst üste yedinci kez kazandı.

Aslında 2005’teki tur Armstrong için çok da iyi başlamamıştı. Eski takım arkadaşı David Zabriskie, ilk üç etap sonunda sarı mayoyu elinde bulunduruyordu. Ancak dördüncü etabın son kilometresinde Zabriskie düşünce, kurallar gereği yarış liderine verilen sarı mayo ikinci sıradaki Lance Armstrong’a geçti. Tecrübeli yıldız, büyük bir centilmenlik örneği göstererek bu etapta sarı mayoyu giymeyi reddetti. Ancak organizasyon komitesi, sarı mayoyu giymemesi halinde Armstrong’u yarış dışı bırakmakla tehdit etti. Sonrasında tek bir etap hariç, her zaman lider götürdü yarışı Lance Armstrong. 24 Temmuz’da da son kez zirveye çıktı.

Sadece bir sporcu olarak değil, bir insan olarak da özel bir isimdi Armstrong. 1996 yılında testis kanseri teşhisi konan efsane, bu zorlu hastalığı yenmesinin ardından üst üste yedi kez Fransa Bisiklet Turu’nu kazanarak tüm kanser hastalarına ilham kaynağı oldu. Lance Armstrong’un kansere karşı sarı bileklik projesi, tüm dünyadaki kanser hastalarına yardım için 325 milyon dolardan fazla yardım topladı.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Spor Tarihinde Bugün

NOT: Spor Tarihinde Bugün, NTV SPOR'da Coşkun Çelik'in hazrıladığı güzel bir program. İzleyici olarak bizim kanalın en sevdiğim kısımlarından biri. Coşkun Çelik yıllık izindeyken nöbeti devralmak bana düştü. Onun kadar olamasa da kendimizce bir şeyler karalıyoruz.  21 Temmuz - 1 Ağustos arasında nöbet bende, sonra alıştığınız kaleme geri dönecek Spor Tarihinde Bugün.






23 Temmuz 2006
Ümit Milliler Avrupa ikincisi

Türkiye 23 Temmuz 2006’da, basketbolda Avrupa Ümitler Şampiyonası’nın finaline çıktı. O zamanki adıyla Sırbistan-Karadağ’a karşı son ana kadar başa baş geçen maçın sonunda sahadan 64-58 mağlup ayrılan ay-yıldızlılar gümüş madalya kazanarak büyük bir başarının altına imza attı.

O gün milli takımımıza karşı 18 sayı atan Nikola Pekoviç, bugün NBA’de oynuyor ve Karadağ Milli Takımı’nın formasını terletiyor. Milenko Tepiç, Novica Veliçkoviç ve Ivan Pauniç de Euroleague’de kendilerine yer buldular.

Ancak İzmir’in ev sahipliği yaptığı bu şampiyona, Türk basketbolu için daha önemli bir başlangıçtı. O takımdan beş oyuncu şu anki A Milli Takım’da yer alıyor. Semih Erden, Ömer Aşık, Cenk Akyol, Oğuz Savaş ve tabii ki o gün en değerli oyuncu ödülünü kaldıran Ersan İlyasova, “12 Dev Adam” rütbesini hâlâ taşıyan isimler. Bu rütbeyi kazanan bir diğer isim de oyun kurucu Hakan Demirel oldu.

Bu turnuvada yıldızlaşıp, sonrasında A Milli Takım formasını giyen isimler bunlarla sınırlı değildi. Turnuvanın en iyi beşine seçilen Sloven forvet Emir Preldziç, Türkiye’de geçirdiği yıllar sonrasında bizden biri oldu ve artık o da ay-yıldızlı forma için mücadele ediyor.

22 Temmuz 2011 Cuma

Spor Tarihinde Bugün




NOT: Spor Tarihinde Bugün, NTV SPOR'da Coşkun Çelik'in hazrıladığı güzel bir program. İzleyici olarak bizim kanalın en sevdiğim kısımlarından biri. Coşkun Çelik yıllık izindeyken nöbeti devralmak bana düştü. Onun kadar olamasa da kendimizce bir şeyler karalıyoruz.  21 Temmuz - 1 Ağustos arasında nöbet bende, sonra alıştığınız kaleme geri dönecek Spor Tarihinde Bugün.


22 Temmuz 1894
Tarihin ilk motor yarışı Paris-Rouen Grand Prix


Juan Manuel Fangio, Ayrton Senna ve Michael Schumacher gibi yıldızları çıkaran Formula 1’in temelleri bundan tam 117 yıl önce atıldı. Günümüzde yüz milyonlarca kişiyi ekran başına kilitleyen motor yarışlarının ortaya çıkış amacı spordan çok üreticilerin daha çok otomobil satabilmesiydi.

22 Temmuz 1894’te bir Paris gazetesi Le Petit Journal, tarihteki ilk motor yarışını organize etti. Paris ve Rouen arasında 128 kilometrelik parkur, Porte Maillot’dan başlayıp Bois de Boulogne’da bitti. Yarışı kazanan Kont Jules-Albert de Dion, 6 saat 48 dakikalık derecesiyle birinciliği elde etti. Günümüzün F1 araçları saatte

300 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor. Ancak 1894’teki yarışı kazanan Jules-Albert, saatte ortalama 19 kilometre hızla giderek birinciliği elde etti. Jules-Albert, ikinci olan Georges Lemaître’in üç buçuk dakika önünde finişe ulaştı.

Markalar klasmanındaysa yarışın iki kazananı, Peugeot ve Panhard oldu. Araçlar hız, yol hakimiyeti ve güvenlik kriterleri üzerinden değerlendirildi.

21 Temmuz 2011 Perşembe

Spor Tarihinde Bugün





NOT: Spor Tarihinde Bugün, NTV SPOR'da Coşkun Çelik'in hazrıladığı güzel bir program. İzleyici olarak bizim kanalın en sevdiğim kısımlarından biri. Coşkun Çelik yıllık izindeyken nöbeti devralmak bana düştü. Onun kadar olamasa da kendimizce bir şeyler karalıyoruz.  21 Temmuz - 1 Ağustos arasında nöbet bende, sonra alıştığınız kaleme geri dönecek Spor Tarihinde Bugün.


21 Temmuz 1957
Amerika Açık’ı kazanan ilk siyah kadın Althea Gibson

Venüs ve Serena Williams'ın başarıları, kadın tenisinde siyahi sporcuların zirvesi olarak gösterilebilir. Ancak her siyahi sporcu Williams kardeşler kadar şanslı değildi. ABD'de ırk ayrımının zirve yaptığı 1950'li yıllarda, Althea Gibson öncü olup arkasından gelenler için büyük fedakârlıklar yaptı. Gibson'ın kariyerinin zirvesi, 21 Temmuz 1957'ydi. Martin Luther King'in "bir hayalim var" konuşmasını yapmasından altı sene önce, Gibson kendi hayalini gerçekleştirmişti. Gibson, 21 Temmuz 1957'de, şimdilerde Amerika Açık olarak bilinen Amerika Şampiyonası'nı kazanan ilk siyahi sporcu oldu. Bir anda tüm basının ilgisini üzerine çekmişti.

Tenisi bıraktıktan sonra müzik sektörüne atıldı Althea Gibson. Ünlü basketbol takımı Harlem Gezginleri'yle birlikte turnelere katılıp, kariyerine eğlence sektöründe devam etti. Gibson; 1971 yılında, 44 yaşındayken tenise geri dönme kararı aldı. Fakat fiziksel yetersizlikleri yüzünden eski performansını sahaya yansıtamadı ve kısa süre sonra yeniden sporu bıraktı.

1992 yılında ağır bir felç geçiren Althea Gibson, 2003 yılında 76 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.

Mola bitti


TV, gazete, radyo derken normal sezonun yoğunluğu içinde bir şeyden fedakârlık etmek zorunda kalmıştım. Tercihimi kişisel blogdan yana kullanmıştım o zaman. Güzel geçen bir sezonun ardından aylar sonra kilidi açma zamanı geldi. Beklenti yaratmak istemem, arada bir buraya bir şeyler karalayacağım.

Hayırlısı bakalım.

13 Haziran 2011 Pazartesi

Final diğer notlar





MVP Dirk Nowitzki
Dallas Mavericks’in şampiyon olduğu final serisinin en değerli oyuncusu Dirk Nowitzki aldı. Alman yıldız bu tarz ödüllere alışık. Daha önce 2007’de NBA’in en değerli oyuncusu seçilmiş, yedi kez Avrupa’da yılın oyuncusu olmuş, 2002 Dünya Şampiyonası ve 2005 Avrupa Şampiyonası’nda MVP ödüllerine layık görülmüştü. Nowitzki, 33. doğum gününü kutlamasına bir hafta kala, belki de kariyerinin en önemli MVP ödülünü kazandı. Nowitzki, hayatında ilk kez bir organizasyonda şampiyon oldu.



Rick Carlisle tarihe geçti
Final serisi başlarken, NBA’de görev yapan 30 antrenör içinde yalnızca ikisi şampiyonluk kazanmıştı. Boston Celtics’i zirveye taşıyan Doc Rivers ve San Antonio Spurs ile kupalar kaldıran Gregg Popovich. Dallas Mavericks’in 2011 NBA şampiyonu olmasıyla bu sayı üçe çıktı. Rick Carlisle, antrenörlük kariyerinde ilk kez takımını zirveye taşıdı. Carlisle daha önce de oyunculuk döneminde Boston Celtics formasıyla 1986 yılında şampiyonluğa ulaşmıştı. 51 yaşındaki koç, hem oyuncu hem antrenör olarak NBA şampiyonu olan 11. isim olma başarısını gösterdi.



Cuban kesenin ağzını açtı
Mark Cuban, NBA’in en çok tartışılan takım sahiplerinden biri. İki buçuk milyar dolarlık servetiyle ligin en zengin takım sahiplerinden biri olan Cuban, görkemli bir şampiyonluk kutlaması organize etmeye hazırlanıyor. Dallas Belediye Başkanı Dwaine Caraway şehir bütçesinin kutlamalar maddi destek gerektiğini açıklamıştı. 52 yaşındaki Cuban ise başkanın bu çağrısından sonra “kutlamaların tüm masraflarını karşılama” sözünü verdi. Mark Cuban aynı zamanda bir NBA geleneği haline gelen “şampiyonluk yüzüğü” yerine yepyeni bir fikirle ortaya çıkacağını açıkladı. Cuban, yüzük geleneğinin eskidiğini ve Mavericks’in bu durumu değiştireceğini vurguladı.

İyiler her zaman kazanır



2011 NBA şampiyonu Dallas Mavericks oldu. NBA Final Serisi altıncı maçında Miami Heat’i 105-95 yenen Dallas, seriyi 4-2  kazandı ve tarihindeki ilk şampiyonluğuna ulaştı. 

"Kariyerimde dokuz binden fazla şut kaçırdım, 300'den fazla maç kaybettim, 26 kez maç kazandıracak şutu kaçırdım. Hayatımda sürekli başarısız oldum. İşte başarımın sırrı bu..." Tüm zamanların en iyi oyuncusu Michael Jordan’ın bu sözü, pekâlâ Dallas Mavericks’in 2011 şampiyonluk yürüyüşü için de kullanılabilir. Kadrosunda 10 yılın üzerinde NBA tecrübesine sahip dokuz oyuncusu bulunan Mavericks’te kimse şampiyon olmamıştı daha önce. Hepsi kalp kıran tecrübelere sahiplerdi. 2006 Finali’nden Dirk Nowitzki ve Jason Terry, 2002 ile 2003’te kupaya yaklaşan Jason Kidd, Robert Horry’nin unutulmaz üçlüğüyle final biletini kaçıran Peja Stojakoviç, konferans finalinden öteye geçemeyen Shawn Marion ve liseden NBA’e adım attığı günden bu yana kendine NBA haritasında bir yer bulmaya çalışan DeShawn Stevenson hep kötü hatıralara sahipti. Şimdi onların hepsini güzel anılarla değiştirecekler.

Dip noktadan ayağa kalkıp zirveye çıkabilmek ancak karakter işidir. Mavericks oyuncuları sahaya yürek koydular, çalıştılar, yaptıkları şeye inandılar ve sonunda kazandılar. Gösterişli bir oyunu yok Dallas Mavericks’in. NBA’de sezonun en iyi hareketleri arasında onları göremezsiniz. Rakipleriyle dalga geçmiyorlar, kimsenin üzerinden smaç vurmuyorlar, göz alıcı bloklarla herkesi ayağa kaldırmıyorlar. Fakat işlerine o kadar çok konsantre olmuşlar ki, insanların sempatisini kazanmaları çok uzun sürmüyor.

Dirk Nowitzki’nin şampiyonluk kutlamasına bakarak bile anlayabilirsiniz Mavericks’in ne kadar alçak gönüllü olduğunu. O kadar şaşırdı ki, duygularını kontrol etmekte çok zorlandı. Bitiş kornası çalar çalmaz soyunma odasına gitti. Ağladı ve geri geldi. Hayatındaki en büyük sevinci yaşarken bile kendini kontrol edebilen bir adamdan bahsediyoruz. Kimseyi kırmadan, kırıldığı zaman sesini çıkarmadan, sürekli çalışarak, mütevazı bir şekilde başarıya ulaşmaya çalıştı. Başardı da. Bu adam 130 bin nüfuslu bir şehirde doğdu. Daha büyük bir başarı reçetesi olabilir mi? Hayal etti. Çalıştı. Başaramadı. Tekrar çalıştı, bir kez daha denedi. Olmadı. Yine çalıştı. Ve sonunda kazandı...